<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193</id><updated>2012-02-09T18:59:59.405+02:00</updated><category term='Hadis Köşesi'/><category term='Kuran Bilgisi'/><category term='Ebced'/><category term='Güncel Yorumlar'/><category term='Yaratılış'/><category term='Tekzip'/><category term='Adnan Oktar Röportajları'/><category term='Sunum'/><category term='Fosil Sergisi'/><category term='Hz. Süleyman'/><category term='Yaratılış Atlası'/><category term='Bilim'/><category term='Hz. Mehdi (a.s) ve Talebeleri'/><category term='Kuran Ahlakı'/><category term='Basın Toplantısı'/><category term='İlmi Mercek'/><category term='Röportaj'/><category term='Hz. Zülkarneyn'/><category term='Adnan Oktar'/><category term='Bir Ayet Bir Açıklama'/><category term='Hz.Mehdi (as) ve Özellikleri'/><category term='Allah&apos;ın İsimleri'/><category term='İlmi Araştırma'/><category term='Evrim'/><category term='Net Cevap'/><category term='Harun Yahya Eserleri'/><category term='Ayet'/><category term='Canlı Yayın'/><category term='Masonluk'/><category term='Sağlık'/><category term='Ahir Zaman'/><category term='Günün Güzel Konusu'/><category term='Bediüzzaman'/><category term='Bir Ayet'/><category term='Bülten'/><category term='Dünyadan Yankılar'/><category term='Global Yayıncılık'/><category term='İslam&apos;ın Yükselişi'/><category term='Konferans'/><category term='Kuran&apos;ın Bazı Sırları'/><category term='Türk-İslam Birliği'/><category term='Ne Demişti Ne Oldu'/><category term='Bir Açıklama'/><category term='Bilgi'/><category term='İman Hakikatleri'/><category term='Hz. Mehdi (a.s)'/><category term='Blog'/><category term='İlan'/><title type='text'>Mesaj Kutusu</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>büyüktürkiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07543377467172978866</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>1951</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-1493156019927090253</id><published>2012-02-09T18:53:00.009+02:00</published><updated>2012-02-09T18:59:59.422+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Eklem sıvısı mucizesi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-3oVcttXRMi0/TzP7BVWACBI/AAAAAAAAAG8/mMkfHLMwpV0/s1600/cocuklar_1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="128" src="http://4.bp.blogspot.com/-3oVcttXRMi0/TzP7BVWACBI/AAAAAAAAAG8/mMkfHLMwpV0/s200/cocuklar_1.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Allah'ın yaratışındaki mükemmellik, detaylara inildikçe daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bu detaylardan biri de eklem sıvısıdır. Eklem sıvısı, insanın hareket edebilmesini sağlayan, olmazsa olmaz birçok unsurdan biridir. Allah her şeyi yerli yerinde ve amacına uygun olarak yaratmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareket edebilmemiz için, kemikler, kaslar, bunların çalışabilmesi için de beyin, sindirim, dolaşım, sinir sisteminin olması gereklidir. Tüm bu sistemler de kendi içlerinde kompleks ve mükemmeldir. Ama tüm bunlar yaratılıp da, kemikler arasındaki eklemlerde bulunan eklem sıvısı yaratılmamış olsaydı, hareket etmemiz mümkün olmazdı. Küçük bir detay gibi görünen eklem sıvısının, böylesine önemli bir özelliği olması, Allah'ın yaratışının son derece ince hesaplara dayalı, planlı ve mükemmel olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolunuzu ya da bacağınızı oynatırken neden acı duymadığınızı hiç düşünmüş müydünüz? Sürekli bir sürtünmenin olduğu kemiklerde normal şartlar altında aşınmalar ve yıpranmalar olması bunların sonucu olarak da acı oluşması gerekirken böyle bir şey hiç olmaz. Bunun nedeni eklemlerin arasında sürtünmeyi engelleyici eklem sıvısının bulunmasıdır. Bu sıvı kayganlık sağlayarak eklem yüzeyindeki aşınmayı ve tahribatı önler. Biz de Rabbimizin vücudumuzda yarattığı bu kusursuz tasarım sayesinde rahatlıkla hareket ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemikler vücut içinde bulundukları yere göre farklı özelliklere sahiptir. Örneğin sürekli hareket halindeki kemiklerimizin bazıları, hareketsiz bölgelerdeki kemiklere göre daha farklı desteğe ihtiyacı vardır. Buna örnek olarak eklemlerimizi verebiliriz. Omurgamızı meydana getiren omurlar, bacaklarımızdaki, kollarımızdaki, el ya da ayaklarımızdaki eklemler her hareketimizde birbirleri üzerinde dönerler. Sürekli hareket halinde oldukları için de destek sistemlere ihtiyaçları vardır. Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir mekanik alet çalışırken hareket eden parçaların birbirlerine temas noktalarında sürtünme görülür. Sürtünmenin gerçekleştiği bölgelerde kısa bir süre sonra aşınma ve aşınma sonucunda parçalarda kopma ve kırılma söz konusu olur. Bunu engellemek için mekanik parçalar düzenli olarak yağlanır. Basit bir kapı menteşesinden, üstün teknolojiye sahip bir otomobil motoruna kadar her hareketli mekanik sistemde yağlamaya ihtiyaç vardır. Ancak yağlama aşınmayı tam olarak engellemez, yalnızca geciktirir. Örneğin otomobillerin motoru her beş bin kilometrede bir yağlandığı halde aşınmanın önüne geçilemez. Bu nedenle motor parçalarının düzenli olarak değiştirilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak insanların ve hayvanların eklem yerleri bir ömür boyunca hareket ettikleri halde hiçbir şekilde bakıma ya da yağlanmaya ihtiyaç duymazlar. Hatta bir insanın ömür boyu yaklaşık 100 bin kilometre yol aldığını düşünürseniz sözü edilen mekanik sistemin yaptığı işteki mucizevi yön daha iyi anlaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi insanın hareket edebilmesi için her yönden eksiksiz bir tasarım vardır. &lt;span style="color: #121419;"&gt;Eklem sıvısı, kemiklerin sürtünmesini engeller. Bu mükemmel doku Allah'ın mükemmel bir tasarımıdır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın üzerine düşen ise, Rabbimize karşı şükredici olmaktır. Allah, bir ayetinde, şükrün önemine şöyle dikkat çekmektedir: &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;"Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar." (Neml Suresi, 73)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-1493156019927090253?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1493156019927090253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1493156019927090253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/02/eklem-svs-mucizesi.html' title='Eklem sıvısı mucizesi'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-3oVcttXRMi0/TzP7BVWACBI/AAAAAAAAAG8/mMkfHLMwpV0/s72-c/cocuklar_1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4765253453194011603</id><published>2012-02-07T18:59:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T19:00:09.608+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Böceklerdeki aerodinamik yapı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://img-harunyahya.mncdn.net/Image/guncelyorumlar/bocek_aerodinamik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://img-harunyahya.mncdn.net/Image/guncelyorumlar/bocek_aerodinamik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="133" src="http://img-harunyahya.mncdn.net/Image/guncelyorumlar/bocek_aerodinamik.jpg" style="border-image: initial; border-width: 0px;" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bir böcek uçarken ortalama olarak saniyede birkaç yüz defa kanat çırpar. Hatta kanatlarını saniyede 600 defa çırpabilen böcekler bile vardır. Bir saniyede bu kadar hareketin, üstelik olağanüstü bir hassaslıkta yapılması, bu tasarımın teknolojik olarak taklit edilmesini imkansız kılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim California Üniversitesi'nde biyoloji profesörü olan Michael Dickinson ve arkadaşlarının meyve sineklerinin uçuş tekniğini ortaya koyabilmek için geliştirdikleri robot, meyve sineğinin 100 katı büyüklükte ve ancak binde biri hızla kanat açıp kapama hareketi gerçekleştirebilmektedir. Üstelik her beş saniyede bir kanat hareketi yapan robot sineğin bu hareketi için 6 ayrı motor kullanılmak zorundadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bilim adamları yıllardır böceklerin kanat çırpma hareketlerinin ayrıntılarını ortaya koymak için çeşitli deneyler yapmaktadırlar. Bunlardan biri de California Universitesi'nde bir biyolog ola Prof.Michael Dickinson'un meyve sinekleri üzerinde yaptığı deneylerdir. Bu deneyler sırasında Dickinson sinek kanatlarının -basit menteşelerle tutturulmuş gibi- düz hareketler yapmadığını, aksine son derece kompleks aerodinamik tekniklerden yararlandığını tespit emiştir. Ayrıca her çırpmada kanatların yönü değişmektedir: Aşağı hareket eden kanatta üst kısım yukarı bakarken, yukarı harekette kanat dönerek, bu kez kanadın alt kısmı yukarı bakmaktadır. Bu kompleks uçuş tekniğini analiz etmek isteyen bilim adamları ise, uçak kanatları için kullanılan "klasik aerodinamiğin" yetersiz olduğunu ifade etmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim meyve sinekleri de uçmak için birden fazla aerodinamik özellikten yararlanmaktadırlar. Örneğin kanatlar bir vuruş meydana getirdiğinde arkasında girdaplı, komplike bir hava dalgası bırakır. Kanat geri dönerken de bunu dümen suyu gibi dalganın içinden geçirerek, daha önce kaybettiği enerjisinin bir kısmını yeniden devreye sokmuş olur. Saniyede 200 kez kanat çırpan 2,5 milimetrelik meyve sineği ve diğer böceklerin uçuş kasları en güçlü kaslar olarak nitelendirilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca kanatların yanı sıra sahip oldukları keskin gözler, denge için kullandıkları ufak arka kanatlar ve kanatların zamanlamasını ayarlayan alıcılar gibi daha pek çok detay da tasarımlarındaki mükemmelliği artırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada göz ardı edilmemesi gereken bir konu da, böceklerin milyonlarca senedir bu aerodinamik kurallardan yararlanarak uçtuklarıdır. Günümüzde en gelişmiş teknolojileri kullanan bilim adamlarının bile, böceklerin uçuş tekniklerini tam olarak açıklayamamaları yaratılışın apaçık delillerinden biridir. Allah hikmetle bakan gözler için, küçücük bir böcekte de aklının ve ilminin benzersizliğini sergilemektedir. Bir ayette Allah buna şöyle dikkat çekmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="-webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; background-color: white; color: #121419; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; font: 13px/22px &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, Arial, Helvetica, sans-serif; letter-spacing: normal; margin: 1.46em 0px 1.46em 40px; orphans: 2; padding: 0px; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi, 117)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4765253453194011603?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4765253453194011603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4765253453194011603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/02/boceklerdeki-aerodinamik-yap.html' title='Böceklerdeki aerodinamik yapı'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6908916405071215850</id><published>2012-02-05T15:57:00.003+02:00</published><updated>2012-02-05T15:58:15.260+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Günün Güzel Konusu'/><title type='text'>İbadette kararlı olmak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-WRvHF5Crn4I/Ty6K65mjpeI/AAAAAAAAAG0/Ha3VT1u6BNg/s1600/15.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-WRvHF5Crn4I/Ty6K65mjpeI/AAAAAAAAAG0/Ha3VT1u6BNg/s200/15.jpg" width="168" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O, her şeye güç yetirendir. O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, her şeyi bilendir. Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir, Allah, yaptıklarınızı görendir." (Hadid Suresi, 1-4)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif;"&gt;İbadet, kulluk anlamına gelir. Yani insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuşma, hal ve tavır birer ibadettir. Namaz bir insan için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı şekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, insanları uyarıp korkutmak, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da bir ibadettir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-left: 40px;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?" (Meryem Suresi, 65)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif;"&gt;"Kararlılık", bir konuda sebat göstermek, sonuca ulaşmada hiçbir engel tanımamak ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif;"&gt;azimle gayret ederek her ne olursa olsun yapması gerekenleri yerine getirmek anlamına gelir. Yukarıdaki ayette geçen kararlılık da bu anlamda kullanılmıştır. Allah Müslümanlardan sadece ibadet etmelerini değil, aynı zamanda ibadette kararlı olmalarını istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak insanlar ibadette kararlı olmayı çok kısıtlı değerlendirirler. Çünkü ibadet kelimesinin sadece namaz, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif;"&gt;oruç, hac, zekat gibi kişinin üzerine farz olan hükümler anlamına geldiğini zannederler. Halbuki ibadet, kulluk anlamına gelir. Yani insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuşma, hal ve tavır birer ibadettir. Namaz bir insan için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı şekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, insanları uyarıp korkutmak, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da bir ibadettir. Bu nedenle Allah'ın &lt;strong&gt;"ibadette kararlı ol"&lt;/strong&gt; emri hem fiili ibadetler hem de ahlak için geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, Müslümanlara dinlerinde kararlı olmaları emrini verirken, Kuran'ın bir çok ayetinde Müslümanların kararlılığının deneneceğini bildirir. Ayetler geçmişte yaşayan Müslümanların ve peygamberlerin hayatlarından kesitler sunarken, sık sık onların imanlarının ve kararlılıklarının denendiği olaylardan örnekler verir. Çünkü bu tip zamanlar, Müslümanların Allah'a olan bağlılıklarını ve sadakatlerini ispat edecekleri değerli fırsatlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, Müslümanların dinlerine olan bağlılıklarının denendiği zamanlara dair en çok, inkarcıların sözlü ya da fiili saldırı anlarını örnek verir. Ya da Müslümanlara iftira atıldığı, insanların topluca yüz çevirdiği, bir hastalık dokunduğu, açlık, susuzluk, yorgunluk olduğu, zor ve tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalındığı ve özellikle kişinin canının risk altına girdiği anlar örnek olarak verilir. Bu tip durumlar Müslümanların kendi dinlerini yaşamada ve yaşatmada sebat edeceği durumlardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif;"&gt;Bir de Allah'ın büyük bir bolluk, sağlık, dinçlik, zenginlik veya iktidar verdiği durumlar vardır ki, bu zamanlar da kişinin gevşekliğe düşmemesi ve onun dinini yaşamadaki kararlılığını göstereceği çok değerli zamanlardır. Yani Müslümanlar hem zorluk hem de kolaylıkla denenirler. Her iki durum da Müslümanların tavrında olumsuz bir değişikliğe yol açmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah insanları kimi zaman bolluk ve zenginlikle kimi zamanda darlık ve sıkıntıyla denemektedir. Bütün bu durumlarda insana düşen büyük bir kararlılıkla Allah'ın rızasını aramaya devam etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfkeyi yenmek güzel söz söylemek ve insanları Kuran'la uyarıp korkutmak ta Allah'ın insanlara Kuran'da emrettiği ibadetlerdendir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6908916405071215850?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6908916405071215850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6908916405071215850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/02/ibadette-kararl-olmak_05.html' title='İbadette kararlı olmak'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-WRvHF5Crn4I/Ty6K65mjpeI/AAAAAAAAAG0/Ha3VT1u6BNg/s72-c/15.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6319945410473211206</id><published>2012-02-02T19:43:00.004+02:00</published><updated>2012-02-02T19:45:04.534+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Kafanıza takılan önemsiz konuları ''bir kaç on yıl sonrasına'' erteleyin…</title><content type='html'>&lt;a href="http://kuranbilgisi.com/images/stories/images/guncel_makaleler/vesveseyierteleme.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="114" src="http://kuranbilgisi.com/images/stories/images/guncel_makaleler/vesveseyierteleme.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;İman eden kulların üzerinde şeytanın bir etkisi olmamakla birlikte,  kimi zaman şeytan iman edenlere de yaptıkları bir işte, işledikleri bir  amelde vesvese vermeye çalışabilir. Allah’ın Kuran’da bildirdiği önemli  bir sır da insanın kendisine gelen vesveseden nasıl kurtulacağıdır.&lt;br /&gt;Bu, Allah’tan korkan ve cenneti umut eden müminler için çok önemli  bir konudur. Çünkü vesvese şeytanın insanları Allah’ın yolundan  uzaklaştırmak, onları boş ve amaçsız işlerle uğraştırarak vakitlerini  almak amacıyla fısıldadığı yanıltıcı sözlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bazen küçük  konuları gereğinden fazla büyütür. Ehemmiyetsiz olduğu halde sıradan  bir konuyu, o an için hayatının en önemli konusu olarak görür. Dikkatini  bu duruma verdikçe, o küçük konu, gözünde giderek daha da büyümeye ve  kendisine daha da fazla rahatsızlık vermeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bakış  açısıyla bakılırsa, bu konu gerçekten de bir yönüyle kişinin hayatını  etkileyen bir önem taşıyabilir. Ama bir başka bakış açısıyla bakılacak  olursa da, o konu dünyadaki birçok önemli meselelerin yanında bir toz  tanesi kadar önem taşımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan belki içinde bulunduğu o an  zarfında bu konunun aslında ne kadar önemsiz olduğunu fark edemez. Oysa  bu gerçeği anlamanın şöyle bir yolu vardır: &lt;b&gt;Şu anda geçmişe  dönüp bir düşünecek olursanız, bundan on yıl önce kafanıza takılan  konuların hiçbirini hatırlamadığınızı görürsünüz. &lt;/b&gt;Hatta o kadar  geriye gitmeye bile gerek kalmaz. Bundan sadece bir sene, birkaç ay,  hatta birkaç hafta öncesine gittiğinizde bile, gün içinde sizi rahatsız  eden, neşenizi, huzurunuzu kaçıran, sizi sessizleştirip içinize  kapanmanıza neden olan, insanlardan uzaklaştıran, hayatınızı çok  derinden etkilediğini ve etkilemeye de devam edeceğini sandığınız  konuların hiçbirini hatırlamazsınız. Ama hatırlasanız da aslında hiç  önemli olmadıklarını anlarsınız. Çünkü o zamanlar hayatınızı kökten  etkilediğini sandığınız o konu, artık sizi hiç rahatsız etmiyordur. Öyle  ki en fazla birkaç saniye içinde, geçmişte kalan bir anı gibi  aklınızdan geçip gidiyordur.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;On Sene, Birkaç Ay ya da Birkaç Hafta Öncesinden Geriye, Elinizde Kalan Ne Oldu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte  asıl bu sorunun yanıtı, hayatınızı kökten ve derinden etkileyecek olan  gerçektir. Geriye sadece Allah ile olan yakınlığınız, Allah’a olan  sevginiz, sadakatiniz, bağlılığınız ve Allah’ı hoşnut etmek için  gösterdiğiniz ihlas, samimiyet, salih amelleriniz ve azminiz kalmıştır.  Eğer on sene önce Allah’ı düşünerek, Allah’ın sevgisini umarak güzel  ahlak gösterdiyseniz; küçük ya da büyük bir sıkıntı ya da zorlukla  karşılaştığınızda Allah’a sığınıp güzel ahlakta kararlı davrandıysanız, o  gününüz dünyada ve ahirette inşaAllah sizin için büyük bir nimete  dönüşmüştür. Ve ahirette de size sevinç ve nimet getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte  on sene öncesini düşündüğünüzde apaçık bir şekilde görünen bu gerçeği,  yaşadığınız an içerisinde de unutmamak çok önemlidir. Eğer şu an içinde  kendinize baktığınızda kafanıza takılan küçük ya da büyük çeşitli  konular varsa, ileride de bunların büyük ölçüde bir önemi olmayacağını  unutmayın. İleride bunların belki birçoğunu hatırlamayacağınızı,  birçoğuna “ne kadar da büyütmüşüm” diyerek gülüp geçeceğinizi, birçoğunu  da bambaşka, daha olgun ve daha derin bir bakış açısıyla değerlendirip,  ne kadar ehemmiyetsiz olduklarını göreceğinizi unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, cennet, mümin, vesvese, şeytan, boş, amaçsız, iş, on yıl,  salih ameller, yakınlık, sevgi ,sadakat, samimiyet, ahiret, derin, konu,  önemli, ihlas&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6319945410473211206?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6319945410473211206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6319945410473211206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/02/kafanza-taklan-onemsiz-konular-bir-kac.html' title='Kafanıza takılan önemsiz konuları &apos;&apos;bir kaç on yıl sonrasına&apos;&apos; erteleyin…'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-1212821877108345805</id><published>2012-01-25T16:36:00.001+02:00</published><updated>2012-01-25T16:47:46.117+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Kaslardaki kontrol sistemi</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-qr8rRAP5ke8/TyAWCF-h6fI/AAAAAAAAAGs/UcKBqE2Potw/s1600/kassistemi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-qr8rRAP5ke8/TyAWCF-h6fI/AAAAAAAAAGs/UcKBqE2Potw/s1600/kassistemi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İstemsiz çalışan kasların kontrolü bizim isteğimize bağlı değildir. İstemsiz kasların görevleri çok hayati olduğu için bu kasların kasılmaları ve gevşemeleri özel bir sistem (otonom sinir sistemi) tarafından kontrol edilir. Bu yüzden kalbimiz, midemiz ve bağırsaklarımız görevlerini bizim irademiz dışında gerçekleştirirler. Bu, insan hayatı için alınmış son derece önemli bir tedbirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan vücudundaki kaslar, kontrol edilebilen kaslar (istemli) ve kontrol edilemeyen kaslar (istemsiz) olarak ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kontrol edilebilen kasları hareket ettirebilmek için düşünmemiz ve karar vermemiz gerekir. Örneğin kolumuzu bükmek istediğimizde, kaslarımız beynimizden gelen emirler doğrultusunda bir miktar kasılır ve bükülme işlemi gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemsiz çalışan kasların kontrolü ise bizim isteğimize bağlı değildir. İstemsiz kasların görevleri çok hayati olduğu için bu kasların kasılmaları ve gevşemeleri özel bir sistem (otonom sinir sistemi) tarafından kontrol edilir. Bu yüzden kalbimiz, midemiz ve barsaklarımız görevlerini bizim irademiz dışında gerçekleştirirler. Bu, insan hayatı için alınmış son derece önemli bir tedbirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemsiz çalışan kasların kontrolü bize bırakılsaydı acaba ne olurdu? Vücudumuzdaki istemsiz kaslardan sadece birinin, örneğin kalp kasımızın denetimini bizim kontrol ettiğimizi varsayalım. Bu durumda bütün vaktimizi -başka hiçbir iş yapmadan- kalp kasımızın kasılması ve gevşemesi konusuna ayırmamız gerekecekti. Bu kontrolün uykuya daldığımız anlarda da devam etmesi gerekecekti. Ayrıca kalp kasımızın çalışma hızını da değişen durumlara göre ayarlamamız gerekecekti. Örneğin, kalbimiz uyuduğumuz vakitlerde daha yavaş tempo ile çalışır. Görünen odur ki uykuya daldığımız anda -artık kalbimizin çalışmasını denetleyemeyeceğimiz için- yaşamımızı yitirmemiz kaçınılmaz bir son olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan vücudundaki bazı kaslar da kimi zaman kişinin kontrolünde, kimi zaman da kontrol dışında çalışırlar. Örneğin göz kapağımızı hem isteyerek hem de irademiz dışında refleks olarak açıp kapayabiliriz. Bundan başka diyafram kası da istendiği zaman kontrol edilebilen bir kastır. Ancak günlük hayatta otomatik olarak çalışır ve nefes alıp vermemizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlara benzer daha pek çok kasın kendine özgü çalışma şekilleri vardır. İnsan bunların çoğunun ne gibi şartlar altında nasıl işlediklerinden, hızlarından ya da ne zaman çalışıp ne zaman dinlenmeleri gerektiğinden, nasıl enerji toplayacaklarından haberdar dahi değildir. İnsan, vücudunda yaratılmış olan bu mükemmel kontrol sistemi sayesinde bunları düşünmek zorunda değildir. Kendisine verilmiş olan bu büyük kolaylık karşısında insana düşen yalnızca sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah'a şükretmek ve Rabbimizin hoşnut olacağı davranışlarda bulunmaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;"Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertip etti" (İnfitar Suresi, 6-8)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-1212821877108345805?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1212821877108345805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1212821877108345805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/01/kaslardaki-kontrol-sistemi.html' title='Kaslardaki kontrol sistemi'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-qr8rRAP5ke8/TyAWCF-h6fI/AAAAAAAAAGs/UcKBqE2Potw/s72-c/kassistemi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6815022896283758586</id><published>2012-01-24T13:46:00.003+02:00</published><updated>2012-01-24T13:51:02.409+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Dünya bir imtihan yeridir</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4-DoskkxDGg/Tx6bG_lPqQI/AAAAAAAAAGk/oC_M2vIkJB0/s1600/cc.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-4-DoskkxDGg/Tx6bG_lPqQI/AAAAAAAAAGk/oC_M2vIkJB0/s1600/cc.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İnsan Allah tarafından bir amaç üzere yaratılmıştır. İnsanın yaratılış amacını ve kısa süren dünya hayatı boyunca nasıl bir ömür geçirmesi gerektiğini öğrenebileceği kaynak ise, Allah'ın kullarına bir rehber olarak indirdiği Kuran'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?"&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Müminun Suresi, 115) ayetinde insanların belli bir amaç üzere yaratıldıklarını bildirmiştir. Bu amacın ne olduğu ise başka ayetlerde tarif edilmiştir. İnsanın yaratılış amacı,&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"...insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım"&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Zariyat Suresi, 56) ayetiyle haber verildiği gibi Allah'a kulluk etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca Allah'a ibadet etmek için yaratılan insanın önünde, ortalama altmış-yetmiş yıllık kısa bir ömür vardır. Bu ömür, tıpkı bir kum saatinde olduğu gibi hiç durmadan akmakta; insan ahiretteki asıl hayata doğru sürekli bir geri sayım içinde yaşamaktadır. Herkes kendisi için belirlenmiş bir süre kadar yeryüzünde kalacaktır ve bu vaktin bilgisi sadece Allah katında saklıdır. İnsanın hayatı kimsenin değiştirmeye güç yetiremeyeceği şekilde, Allah'ın çizdiği bir kader üzere işlemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzündeki herşey kıyamet zamanı geldiğinde yok olacaktır. Apaçık olan gerçek ise&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"... dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir metadan başkası değildir"&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Rad Suresi, 26) ayetinde de bildirildiği gibi, sonsuz ahiret hayatının yanında dünya hayatının çok kısa olduğudur. Dünya üzerinde herşey eskimeye, yaşlanmaya ve yok olmaya doğru çok büyük bir hızla ilerlemektedir. Zaman, herkesi ve herşeyi mutlaka tahribata uğratmakta ve bu geçici dünyaya bağlananlar çok büyük bir kayıp içine düşmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisine birçok nimet verilmiş, akıl, vicdan ve sağduyu sahibi bir varlık olan insanın yaratılış amacının, eksikliklerle dolu olan bu kısa dünya hayatında, geçici yararlar elde etmek olmadığı çok açıktır. İnsan burada imtihan edilmektedir ve nihai hedefi de sonsuz ahiret güzelliğini kazanmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan, dünyada karşılaştığı olaylar karşısında gösterdiği tavırlar, sahip olduğu ahlak ve içinde taşıdığı niyetiyle denenmektedir ve "iman ettim" demesi kesinlikle yeterli değildir. İmanını tavırlarıyla da göstermelidir. Kıyamet gününde, dünya hayatına dair gizli ya da açık herşey ortaya dökülecek, çok hassas bir hesap yapılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hesapta&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"... bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar"&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Nisa Suresi, 49) bile haksızlık yapılmayacaktır. İyilikten yana yaptıkları ağır basanlar sonsuz güzelliklerle bezenmiş cennet yurdunda ağırlanırken, kötülüğü ve zulmü kendilerine yol edinenler sonsuz cehennem azabıyla cezalandırılacaklardır. Zira Allah, bu kısa hayatı, insanları denemeden geçirerek, iyi ve doğru olanları diğerlerinden ayırt etmek için yaratmıştır. Mülk Suresi'nde bu gerçek şöyle bildirilir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;"O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." (Mülk Suresi, 2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;Hayat, gerçekte Allah'ın bizleri sınamak ve eğitmek için yarattığı geçici bir süredir. İnsan bu süre boyunca düşünmek, böylece Allah'ı tanımak, O'nun hükümlerine uymak ve Allah'ın rızasını aramakla sorumludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsanı dinden uzaklaştıran en önemli hata, düşünmemektir. İnsan, "Nasıl var oldum, beni yaratan kim, nereye doğru gidiyorum" gibi temel sorular üzerinde düşünmedikçe doğruyu bulamaz. Günlük hayatın kısır çekişmeleri ve hırsları içinde boğulur."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6815022896283758586?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6815022896283758586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6815022896283758586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/01/dunya-bir-imtihan-yeridir.html' title='Dünya bir imtihan yeridir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-4-DoskkxDGg/Tx6bG_lPqQI/AAAAAAAAAGk/oC_M2vIkJB0/s72-c/cc.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5904736258924206713</id><published>2012-01-11T14:41:00.001+02:00</published><updated>2012-01-11T14:42:44.982+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Kelebek kanatlarındaki estetik ve fonksiyonellik</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XdFT7KUKEcY/Tw2DcdxyuFI/AAAAAAAAAGc/djbLkh_fTlM/s1600/cicekkelebekler.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="146" src="http://4.bp.blogspot.com/-XdFT7KUKEcY/Tw2DcdxyuFI/AAAAAAAAAGc/djbLkh_fTlM/s200/cicekkelebekler.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebeklerin kanatlarındaki renklerin ve desenlerin, bir süs olarak yaratılmış olmalarının yanında, bu canlılar için başka pek çok hayati fonksiyonu vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebek kanatlarındaki renk oluşumu son derece ilgi çekicidir. Bir kelebeğin kanatlarının üzerindeki pullar vasıtasıyla ışık yansır ve ortaya "gerçekte olmayan", ama akıl almaz bir simetri ve güzellik sergileyen renkler çıkar. "Gerçekte olmayan" diyoruz; neden mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebekler, vücutlarına kıyasla oldukça geniş bir yüzeye sahip olan kanatlarının güzelliğiyle bilinirler. Peki kelebek kanatlarındaki bu muhteşem desenler ve renkler nasıl ortaya çıkmaktadır?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebekler aslında saydam olan bir çift zar kanada sahiptirler. Bunlar, yoğunlukları farklı pullarla kaplı olduğu için zar kanatların saydamlıkları belli olmaz. Kelebek kanatlarının aerodinamiğini (hava akımlarından faydalanarak yapılan hareketler) artıran, onlara rengini veren işte bu pullardır. Dokunulduğu anda yerlerinden kopacak kadar hassas olan pulların, kelebeğin kanadına saplanan sivri uçları vardır. Bu sayede pullar dökülmeden durabilirler. Kanadın üstüne bir damın kiremitleri gibi dizilmiş olan her pulcuk ya kimyasal pigmentlerle ya da sabun köpüğündeki gibi, üstüne düşen ışığı gökkuşağı renklerine kıran yapısı ile renk kazanır. Ayrıca laboratuvar araştırmaları, farklı renklerin farklı kimyasal maddelere bağlı olduklarını da göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Örneğin "pteridin" denilen boya maddesinin türevleri kelebeklerde genelde görülen pembe, beyaz ve sarı renkleri sağlayan maddelerdir. Çok sık rastlanan "melanin" adlı boya maddesi ise kanatlardaki siyah beneklerde bulunur. Ayrıca kelebeklerin kanatlarındaki renkler her zaman göründükleri gibi değildirler. Örneğin yeşil renkli pullar, siyah ve sarı pulların karışımından oluşmaktadır. Kelebeklerin kanatları üzerinde yapılan son incelemeler, pigmentlerin pulcuklarda sentezlendiğini ve melanin üretimi için gerekli olan enzimlerin pulcukların üst derisinde bulunduğunu göstermiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Kelebeklerdeki bu çok değişken renkler yalnızca boya maddelerinden kaynaklanmaz.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebeğin kanatlarındaki pulların yapısı, düzeni, yansıma, kırılma gibi ışık olaylarının ortaya çıkmasına ve muhteşem güzellikteki renklerin doğmasına neden olur. Örneğin, Stilpnotio&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Salicis kelebeğinin hava kabarcıklarıyla dolu yarı saydam pulları vardır. Bu pullarda boya maddesi bulunmamasına rağmen, içlerinden geçen ışık, kelebeğin satene benzer bir görünüm almasını sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Argynnis kelebeğinin kanat pullarının yüzeyi inanılmayacak kadar yumuşaktır ve bu yumuşaklık gümüşi yansımalar doğurur. Bazı kelebeklerde birbiri üstüne gelen iki pul tabakasının farklı dizilişleri de değişik ışık yansımaları meydana getirebilir, mesela kelebeğin siyah ya da kahverengi değil de mavi görünmesini sağlayabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebeklerin kanat yapısını, sadece renklerini göz önüne alarak incelediğimizde bile pek çok mucizeyle karşılaşırız. Böyle olağanüstü güzellikteki bir görünümün varlığı hiç kuşkusuz tüm bunları yaratan Allah'ın üstün kudretinin ve sonsuz sanatının delillerinden biridir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ayrıca kelebeklerin kanatlarındaki renklerin ve desenlerin bir süs olarak yaratılmış olmalarının yanında, bu canlılar için başka pek çok hayati fonksiyonu da vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Işığı Emen Siyah Benekler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bazı kelebeklerde özellikle kanatların gövdeye yakın kısımlarında pullardan oluşmuş büyükçe koyu renkli benekler vardır. Her iki kanatta simetrik olarak yer alan bu benekler kelebeklerin uçabilmesi için çok önemli bir fonksiyona sahiptir. Uçmak için gerekli olan vücut sıcaklığına ulaşabilmek için kelebekler bu beneklerden faydalanırlar. Nasıl mı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Pullar renklerine göre ısıyı maksimum veya minimum seviyeye getirebilme özelliğine sahiptirler. Güneşin altında, sanki belli bir açıyı tutturmaya çalışıyormuş gibi kanatlarını açıp kapayan kelebekleri hepimiz görmüşüzdür. İşte bu hareketi yaparak güneş ışığını almaya çalışan kelebeklere gövdelerindeki siyah benekler yardımcı olur. Gövdesini ısıtması gereken kelebek güneş ışınlarının bu beneklere gelmesini ayarlayacak şekilde kanatlarını açıp kapatır, böylece bedenini kolaylıkla ısıtmış olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Açık arazide güneşin altında kalan kelebeklerin rengi diğerlerine göre daha açıktır, ormanlık arazidekilerin rengi ise daha koyudur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Lepidoptera kelebekleriyse kanatlarında pul olmadığı için ışığı yansıtamazlar, bu yüzden saydamdırlar. Bu kelebek türünü uçarken görebilmek mümkündür ama bir yere konduklarında görmek hemen hemen imkansızdır. Bu da kelebek için mükemmel bir korunma teşkil eder. Allah tüm canlılarda olduğu gibi kelebekleri de bütün ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilecekleri sistemlerle birlikte yaratmıştır ve bunların hepsi birbirine bağlı olan, biri olmazsa öbürü olmaz sistemlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Kelebeklerdeki Yalancı Gözler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Pek çok kelebeğin üzerinde büyük bir canlının gözlerini çağrıştıran koyu renkli yuvarlak desenler vardır. Yine kanatların üzerindeki renkli pulcuklardan meydana gelen bu gözler, kelebeklerin en önemli savunma mekanizmasını oluştururlar. Kelebekler dinlenirken kanatlarını kapalı pozisyonda tutarlar. Herhangi bir düşmanla karşılaşma ya da ufak bir dokunuş sonucunda kanatlar ani olarak açılır ve kanat zeminindeki iri ve koyu renkli parlak göz desenleri ortaya çıkar. Bu sayede düşmana gereken mesaj iletilmiş olur. (Harun Yahya, Allah'ın Renk Sanatı)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Kelebeklerin Kamuflajı&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebeklerin sahte gözler dışında kamuflaj yetenekleri de şaşırtıcıdır. Kamuflaj yapan kelebekler çalının rengini görmekte, tespitler yapıp, bunları analiz etmekte, çok iyi işleyen bir sistemle vücutlarında ürettikleri renklerle çalının rengine bürünmekte, düşmanının zevklerinden haberdar olan başka bir türse onun hoşuna gitmeyecek renklere bürünerek uyarı mesajları vermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kelebek tüm bunları Allah'ın ilhamı sayesinde yapmaktadır. Yeryüzündeki tüm tasarımlar Rahman olan Allah'a aittir. Akıl sahibi insanlara düşen Allah'ın yaratması üzerinde detaylı olarak düşünmektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5904736258924206713?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5904736258924206713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5904736258924206713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/01/kelebek-kanatlarndaki-estetik-ve.html' title='Kelebek kanatlarındaki estetik ve fonksiyonellik'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-XdFT7KUKEcY/Tw2DcdxyuFI/AAAAAAAAAGc/djbLkh_fTlM/s72-c/cicekkelebekler.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4963459697264775486</id><published>2012-01-02T19:59:00.003+02:00</published><updated>2012-01-02T20:09:30.208+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Elektrik akımlarına duyarlı köpek balıkları</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-em3h33KjMpo/TwHyzJD98vI/AAAAAAAAAGU/5ipbQfO6jK8/s1600/kopekbaligi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="125" src="http://3.bp.blogspot.com/-em3h33KjMpo/TwHyzJD98vI/AAAAAAAAAGU/5ipbQfO6jK8/s200/kopekbaligi.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Köpek balıklarının, birbirinden 1600 km uzaklığa konmuş, 1.5 voltluk iki pili bile hissedebildiği ortaya çıkmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bütün canlılar ısı dışında elektrik de yayarlar. Karada yaşayan bir canlının bu akımları hissetmesi zordur; çünkü hava yalıtkandır. Suyun içinde ise durum farklıdır. Elektrik, doğal bir iletken olan suyun içinde akar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Köpek balıkları bu elektrik akımlarını hissedebilen son derece hassas duyulara sahip canlılardan biridir. Sudaki tüm titreşimleri, suyun ısısındaki, tuzluluk oranındaki değişimleri ve özellikle de, hareket halindeki canlıların yol açtığı elektrik alanlarındaki düşük değişiklikleri hissedebilirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Köpek balıklarının vücutlarında, içi jöle dolu çok sayıda oluk mevcuttur. Bu oluklar yoğun olarak köpek balığının kafasında yerleştirilmiş olmasına karşın balığın tüm vücudu boyunca da dağılmıştır. "Lorenzini ampülleri" olarak adlandırılan bu özel organlar, mükemmel birer elektrik algılayıcısıdır. Köpek balıkları bu algılayıcıları kullanarak avlarını bulurlar. Bu organlar, hayvanın yüzündeki sivri kısmın ve kafanın üstünde bulunan gözeneklere bağlı olup, son derece hassas bir yapıya sahiptir. Bir voltun 20 milyarda biri büyüklüğündeki akımları bile hissedebilirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu muazzam bir güçtür. Evinizdeki kalem pilleri düşünün. 1.5 voltluk bu pillerden iki tanesini birbirinden 1600 kilometre uzağa koyduğunuzu ve arasına bakır tel gerildiğini düşünün, işte köpek balıkları bu telden geçen akımı hissedeceklerdir. (www.unb.ca/courses/biol4775/SPAGES/SPAGE1.HTM)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Köpek Balığı Bir Yaratılış Mucizesidir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu bilgiler, Allah'ın köpek balıklarını son derece kompleks vücut sistemlerine sahip olarak yarattığını göstermektedir. Köpek balıklarındaki sistem ve organlar birbirine bağlı olarak çalışmaktadır. Biri olmadan diğeri fonksiyonlarını yerine getiremez. Örneğin elektrik akımlarını algılayan sistemin parçalarından tek biri olmasa, Lorenzini ampülleri hiçbir işe yaramayacak ve köpek balıklarının yaşaması mümkün olamayacaktır. Böyle karışık bir sistemin evrimcilerin iddia ettikleri gibi aşama aşama oluşamayacağı ortadadır. Elektrik dalgalarını muazzam bir hassasiyetle fark edecek bu sistemler bir bütün olarak yaratılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Lorenzini ampulleri köpek balıklarının sahip oldukları özelliklerden yalnızca biridir. Köpek balıkları gerek solunum sistemleri, gerek yollarını bulmalarını sağlayan manyetik alıcıları, gerekse hızlı yüzme yetenekleri ile birer yaratılış mucizesidirler. Sonsuz akıl ve gücün tek sahibi Yüce Allah bütün canlıları olduğu gibi köpek balıklarını da eksiksiz bir şekilde yaratmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu gibi bilgiler Allah'ın yarattığı güzellikleri düşünmek için birer vesiledir. Allah düşünen insanlar için hayvanlarda ibretler olduğu gerçeğini Kuran'da şöyle bildirmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır. Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır." (Nahl Suresi, 65-66)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4963459697264775486?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4963459697264775486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4963459697264775486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2012/01/elektrik-akmlarna-duyarl-kopek-balklar.html' title='Elektrik akımlarına duyarlı köpek balıkları'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-em3h33KjMpo/TwHyzJD98vI/AAAAAAAAAGU/5ipbQfO6jK8/s72-c/kopekbaligi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-8583430291974637279</id><published>2011-12-27T20:09:00.000+02:00</published><updated>2011-12-27T20:09:03.976+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Dünya'nın yeri</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-MsbuDLyeV8E/TvoJkIZMd4I/AAAAAAAAAGI/wo-PKcXkpA4/s1600/dunyaay.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://3.bp.blogspot.com/-MsbuDLyeV8E/TvoJkIZMd4I/AAAAAAAAAGI/wo-PKcXkpA4/s200/dunyaay.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Üzerinde yaşadığımız Dünya gezegeninin, Güneş Sistemi'ndeki ve genel olarak uzay içindeki yeri, Allah'ın yaratışındaki kusursuzluğu gösteren delillerden biridir. Son astronomik bulgular, sistemdeki diğer gezegenlerin varlığının, Dünya'nın güvenliği ve yörüngesi için büyük önem taşıdığını göstermiştir. Jüpiter'in konumu buna bir örnektir. Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni olan Jüpiter, varlığıyla aslında Dünya'nın dengesini sağlamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 16px;"&gt;Astrofizik hesaplamalar, Jüpiter'in bulunduğu yörüngedeki varlığının, Dünya gibi sistemdeki diğer gezegenlerin yörüngelerinin de istikrarlı olmasını sağladığını ortaya çıkarmıştır. Jüpiter'in Dünya'yı koruyucu ikinci bir işlevini ise, gezegen bilimci George Wetherill "Jüpiter Ne Kadar Özel" adlı bir makalede şöyle açıklar:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Jüpiter'in bulunduğu yerde eğer bu büyüklükte bir gezegen var olmasaydı, Dünya, gezegenler arası boşlukta gezinen meteorlara ve kuyrukluyıldızlara yaklaşık bin kat daha fazla hedef olurdu... Eğer Jüpiter olduğu yerde olmasaydı, şu anda biz de Güneş Sistemi'nin kökenini araştırmak için var olamazdık. (G.W. Wetherill, "How Special is Jupiter?", Nature, vol. 373, 1995, s. 470)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kısacası Güneş Sistemi'nin yapısı, her türlü ayrıntısıyla birlikte canlılar için özel ve kusursuz bir tasarıma sahiptir. Bir başka deyişle, evrenin fiziksel yasaları gibi Dünya'nın uzaydaki konumu da, bu evrenin insan yaşamı için özel tasarlanmış olduğunu gösteren kanıtlar içermektedir. Yapılan tüm araştırmalar bu kusursuz düzenin ve tasarımın sonsuz bir güç ve akıl sahibi olan Allah'ın eşsiz yaratma sanatının bir delili olduğunu tasdik etmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kimi insanların bunu kavrayamamalarının nedeni ise samimi ve ön yargısız bir biçimde düşünememeleridir. Oysa samimi olarak düşünen her akıl sahibi insan, evrende herşeyin bir amaç üzerine yaratıldığını anlar. Allah her varlığın bir yaratılış amacının olduğunu şöyle haber vermektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır..." (Sad Suresi, 27)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu derin kavrayışı Allah başka ayetlerinde de şöyle tarif etmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten deliller vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 190-191)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi bilendir."(Bakara Suresi, 29)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-8583430291974637279?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/8583430291974637279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/8583430291974637279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/dunyann-yeri.html' title='Dünya&apos;nın yeri'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-MsbuDLyeV8E/TvoJkIZMd4I/AAAAAAAAAGI/wo-PKcXkpA4/s72-c/dunyaay.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4930532068662624937</id><published>2011-12-23T14:20:00.002+02:00</published><updated>2011-12-23T14:27:46.721+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Konuşma mucizesi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-iCG9244ufQY/TvRx9RQZmbI/AAAAAAAAAF8/W7k8TKed91c/s1600/doga_bebek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-iCG9244ufQY/TvRx9RQZmbI/AAAAAAAAAF8/W7k8TKed91c/s200/doga_bebek.jpg" width="187" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Her insan belli bir yaşa gelince konuşmaya başlar. Ortalama olarak herkes aynı yaşlarda konuşmaya başladığı için bu durum çok tabii görünür. Bu nedenle konuşmak çok sıradan bir şeymiş gibi algılanır ve üzerinde pek düşünülmez.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Oysa konuşmayı hiç bilmeyen bir kişinin, birden bire konuşmaya başlaması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Çocuğun henüz hiçbir şey bilmiyorken konuşmaya başlaması çok büyük bir mucizedir. Çünkü en basit olarak bilinen diller bile, kelimeleri kompleks dil bilgisi kuralları ile kullanmayı gerektirir. Dil bilgisi kurallarıysa kelimelere cümle içinde farklı anlamlar kazandıran tamamiyle matematiksel ilişkilerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;6000 Değişik Dil Vardır&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Dil hakkında cevapsız kalmaya devam eden soruların sayısı oldukça fazladır. İki üç yaşında bir çocuk nasıl konuşmaya başlar? Bunu, etrafında konuşulanları dinleyerek mi öğrenir? İnsanlar, henüz dil bilimcilerin bile tam olarak anlayıp ortaya koyamadıkları dil bilgisi kurallarını nasıl öğrenmiş olabilirler? Kelimeler nasıl oluyor da bu kadar karmaşık kurallara uygun şekilde ağzımızdan dökülüyor? Kelimeler ve cümleler nasıl ve nerede anlam kazanıyor? Neden 6000 değişik dil oluşmuş? Niçin sadece insan konuşabiliyor da başka canlılar konuşamıyor? Zihnimizde ne oluyor da, bunlar kelimelere ve cümlelere dönüşüyor?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Konuşmanın öğrenmekle kazanılmadığı son derece açıktır. Bize bildiğimiz binlerce kelimeyi, o kelimelerin oluşturduğu karmaşık cümle yapılarını kimse öğretemez. Örneğin siz konuşurken son derece düzgün cümleler kurarsınız; oysa kurduğunuz cümlenin altında yatan oldukça karmaşık dil kurallarını bilmeden, bu detayların farkında olmadan, hatta belki de çoğu cümleyi hayatınızda ilk kez kurduğunuz halde hiç zorlanmazsınız. Bu karmaşık dil bilgisi kurallarını, bütün hayatlarını dilleri incelemeye adamış dil bilimciler hala tanımlayamamışlardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;İnsanın Konuşma Becerisi Matematiksel Bir Sırdır&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Dil kurallarının sayısını, cümlelerin sonsuza yakın sayısı ile kıyaslayan ünlü dil bilimci Lieberman, dilbilgisi kurallarının tam olarak ortaya konamadığını belirtmektedir. Oysa 3 yaşındaki bir çocuk dil bilimcilerin açıklayamadıkları bu kuralları kullanarak konuşmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Açıklayamadığımız ama farkında bile olmadan bağlı kaldığımız dilbilgisi kurallarını bizim geliştirmediğimiz de ortadadır. Dil bilgisi kurallarını hazır olarak bulur ve kullanırız. İşte bu nedenle, insanoğlu için konuşma becerisi hala tam anlamıyla matematiksel bir sırdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ağzımızdan dökülen cümleleri biz kontrol etmiyorsak, cümleleri düzenleyen başka bir güç olması gerektiği çok açıktır. İnsana konuşmayı, cümleleri nasıl kuracağını ilham eden, bu bilgiye sahip yaratıcı bir gücün varlığı kesindir. Allah insanlara konuşmayı ilham eder ve onları konuşturur. Allah dilemeden bir insanın konuşabilmesi mümkün değildir. Konuşma becerisini insana yüce Allah vermiştir. Bu bilimsel gerçekleri Rabbimiz bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Kendi derilerine dediler ki: 'Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?' Dediler ki: 'Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz.'" (Fussilet Suresi, 21)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bildiğimiz Farklı Diller Birbirine Nasıl Karışmıyor?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İki dil bilen kişilerin konuşurken iki dili birbirlerine karıştırmadıkları herkes tarafından bilinir. Günümüzde, gelişmiş tekniklerle yapılan çalışmalar, Allah'ın beynimizde farklı dilleri karıştırmamızı engelleyen filtreye benzer bir düzen yarattığını ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Son teknoloji ürünü aletler, konuşurken beynimizin belirli bölgelerinde oluşan elektriksel değişiklikleri göstermektedir. Bu tekniği kullanan bir grup bilim adamı İspanyolca ile Katalanca (İspanya'nın kuzey doğusunda konuşulan bir dil) konuşan insanlar üzerinde bir çalışma yürüttü. Yapılan gözlemler sonucunda uzmanlar iki farklı dil konuşan kişiler için "ilk olarak beyinlerindeki sözlükten kelimeleri tarayarak bir dilin diğeri ile karışmasını engelliyorlar" şeklinde açıklama yaptılar. Konuşanlar bir dilden diğerine geçtiklerinde, o dile ait olmayan kelimeleri tanıyan ve dışlayan filtreleri değiştirmektedirler. Asıl sorun insan beyninin bunu nasıl kontrol edebildiğidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kuşkusuz konuşabilmemizi sağlayan ağız, dil, dudak, ses telleri, sinirler, beyin ve diğer organlarımızla birlikte bizi yaratan Allah, on binlerce kelimeden oluşan dilleri karıştırmadan kelimeleri akıcı bir şekilde ağzımızdan çıkarmamızı da sağlamaktadır. Yüce Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti." (Rahman Suresi, 3-4)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İki üç yaşında bir çocuk nasıl konuşmaya başlar? Bunu, etrafında konuşulanları dinleyerek mi öğrenir? İnsanlar, henüz dil bilimcilerin bile tam olarak anlayıp ortaya koyamadıkları dil bilgisi kurallarını nasıl öğrenmiş olabilirler?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4930532068662624937?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4930532068662624937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4930532068662624937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/konusma-mucizesi.html' title='Konuşma mucizesi'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-iCG9244ufQY/TvRx9RQZmbI/AAAAAAAAAF8/W7k8TKed91c/s72-c/doga_bebek.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3644897623572417429</id><published>2011-12-21T13:22:00.001+02:00</published><updated>2011-12-21T13:25:06.493+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Günün Güzel Konusu'/><title type='text'>Kuran'da faydalarına dikkat çekilen meyveler</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-neuu3_B7l9Y/TvHCCJflU1I/AAAAAAAAAFw/yKhporRIJW4/s1600/meyveler.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-neuu3_B7l9Y/TvHCCJflU1I/AAAAAAAAAFw/yKhporRIJW4/s1600/meyveler.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kuran'da faydalarına dikkat çekilen meyvelerin, bugün pek çok hastalıkta önleyici ya da tedavi edici etkisi olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Meyvelerin oluşumu kadar, içerdikleri vitamin ve minerallerin bolluğu da insanları düşünmeye teşvik eder. Kapkara bir çamurun içerisinde yetişen ve toprakla ne koku, ne tat, ne de renk olarak en ufak bir benzerliği bulunmayan meyveler, topraktan sadece insanlar için gerekli olacak mineralleri özümseyip alırlar. İşte bu düzen, tüm evrenin tek hakimi ve tek ilahı olan Allah'ın eşsiz yaratma sanatının bir eseridir ve insanların üzerinde düşünüp şükretmesi için gözler önüne serilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Zehir giderici meyve: Kiraz&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları)," (Vakıa Suresi, 28)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kiraz, vücudu zehirli maddelerden temizleyen bir meyvedir. Böbrekleri etkili bir biçimde çalıştırır, dolayısıyla vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarının dışarı atılmasını sağlar. Bu sayede romatizma, kireçlenme ve damar sertliği gibi hastalıklar da önlenmiş olur. Ayrıca kirazda bulunan kinik asit, böbreklerin kum ve taş yapmasını önler, eğer böyle bir şey varsa da zamanla dökülmesini sağlar. Kirazın böbrek taşının yanında, safra taşını da düşürücü etkisi vardır. Bundan başka kandaki zararlı maddeleri dışarı atarak kanı temizler. Dolayısıyla kan kirlenmesi sonucu meydana gelen sivilce benzeri cilt bozukluklarını gidermiş olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bir cennet meyvesi: Muz&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kuran'da kiraz gibi cennet meyveleri arasında ismi geçen bir başka meyve de muzdur. Cennet tasvirlerinin yapıldığı bir ayette, Allah bu meyveden şöyle bahsetmektedir:&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları." (Vakıa Suresi, 29)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Son derece besleyici bir meyve olan muzun içerisinde %75 oranında su, %1.3 oranında protein ve %0.6 oranında da yağ bulunmaktadır. Geri kalanı ise çeşitli karbonhidratlardan ve önemli ölçüde potasyumdan oluşmaktadır. Birçok hastalığın tedavisinde faydalı olduğu gibi özellikle de ateş, sindirim bozuklukları, kas krampları ve kas gevşekliği gibi durumlarda tavsiye edilir. İçerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, atıkların vücuttan dışarı atılması işlemini kolaylaştırır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kan basıncının düşürülmesini sağlar. Bunun yanında muz, alerji tedavisinde de kullanılır. İçindeki potasyum, sodyum ile birlikte çalışarak hücre ve kas gelişimini sağlar, vücudun su dengesini ayarlar ve kalp atışlarının normale dönmesini sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İçerdiği B6 vitamininin eksikliğinde ise yorgunluk, şuur bulanıklığı, sinirlilik, uykusuzluk, kansızlık, böbrek taşları ve cilt dokusunun bozulması gibi hastalıklar ortaya çıkar. (Harun Yahya, İman Hakikatlerinin Önemi)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Gıda deposu: Üzüm&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz." (Müminun Suresi, 19)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Üzüm, gıda değerinin yüksek oluşu, vitamin ve madensel maddeler yönünden zenginliği nedeniyle önemli bir besin kaynağıdır. Üzümün içerisinde %20-25 oranında kana hızlı karışan şeker mevcuttur. Bu bakımdan bedenen ve zihnen çalışan kimseler için oldukça faydalıdır; bedensel ve zihinsel yorgunluğu, kansızlığı giderir. İçerdiği bol demir ve şeker sayesinde, vücutta kan yapımını artırır. Ayrıca karaciğer, böbrek ve sindirim sistemi hastalıklarında doğal bir ilaç etkisine sahiptir. Böbrekleri çalıştırır, vücutta birikmiş üre benzeri atık maddelerin böbrekler aracılığıyla dışarı atılmasını sağlar. Üzümde bulunan bazı kimyasal maddeler, cilt kanserine yakalanma olasılığını azaltır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Yüksek mineral kaynağı:İncir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"İncire ve zeytine andolsun" (Tin Suresi, 1)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İncirin içerisinde zengin bir lif kombinasyonu, fosfor, kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gibi mineraller ve A, B1, B2, B3, B6 ve C vitaminleri bulunmaktadır. İçerdiği bu mineraller, vitaminler ve içindeki %60 oranında kana çabuk karışan şeker sayesinde bedenen ve zihnen enerji sarf eden insanlara güç kazandırır. Bunun yanında kasların, sinir sisteminin gelişmesini ve onarılmasını sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ayrıca meyveler arasında en yüksek mineral incirde mevcuttur. Çözünen life sahip olan besinler, kandaki kolesterolü düşürücü özellik taşırlar. Dünyada besin olarak diyet özellikli lif tüketen insanlarda çok nadir olarak kalp hastalığı görülmüştür ki bu özelliklerin tümü incirde mevcuttur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Kuran'da dikkat çekilen bir meyve: Hurma&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır." (Rad Suresi, 4)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Hurma, içerdiği %50'den fazla şeker ile son derece besleyicidir. Çok kolay ve hızlı bir şekilde hazmedilebilir. İçindeki şeker, gerilen sinirleri rahatlatır. Beyin için de son derece faydalıdır. Hurma, %2.2 oranında protein, A, B1 ve B2 vitaminleri içermektedir. İçerdiği protein sayesinde vücudun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar. İçindeki A vitamini sayesinde, görme gücü ile vücut direncini artırır, kemik ve dişlerin güçlenmesini sağlar. B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır. B2 vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3644897623572417429?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3644897623572417429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3644897623572417429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/kuranda-faydalarna-dikkat-cekilen.html' title='Kuran&apos;da faydalarına dikkat çekilen meyveler'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-neuu3_B7l9Y/TvHCCJflU1I/AAAAAAAAAFw/yKhporRIJW4/s72-c/meyveler.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-7303676724927893884</id><published>2011-12-18T13:54:00.001+02:00</published><updated>2011-12-18T13:56:32.367+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Baykuşun uçuşundaki mükemmellik</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-b7OhnazlKmY/Tu3U5h3LplI/AAAAAAAAAFo/N-wNuSgNa-0/s1600/bakus.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-b7OhnazlKmY/Tu3U5h3LplI/AAAAAAAAAFo/N-wNuSgNa-0/s1600/bakus.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Japon hızlı trenlerinde "güvenlik" en önemli konulardan birisidir. İkinci konu ise Japonya çevre standartlarına uyumdur. Japonya dünyadaki demiryolu işletmeleri içerisinde en katı gürültü standarlarına sahiptir. Bugün mevcut teknolojileri kullanarak daha hızlı gitmek oldukça kolaydır. Ancak bununla beraber daha sessiz gitmek nispeten zor bir konu olmuştur. Japon çevre bakanlığının düzenlemelerine göre yerleşim yerlerinde bir demiryolundan 25 metre ötede gürültü seviyesi 75 dB veya daha az olmalıdır. Kırmızı ışıkta duran arabaların yeşil ışık yandığında aynı anda kalktıklarında gürültü seviyesi 80 dB'i geçmektedir. Bu kıyaslama "Shinkansen" olarak adlandırılan hızlı trenin ne kadar sessiz olmaları gerektiğini ortaya koymak için yeterli olsa gerek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Tren belli bir hıza ulaşana kadar çıkardığı sesin nedeni raylar üzerindeki hareketidir. Ancak hız 200 km/s'e hıza ulaştığında, sesin asıl kaynağı trenin hava içindeki hareketiyle ortaya çıkan aerodinamik gürültü olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Aerodinamik gürültünün oluşmasındaki bir numaralı etken ise tepedeki tellerden elektrik almak için kullanılan pantograflar veya akım toplayıcılardır. Normalde kullanılan dikdörtgen şekilli bilinen pantograflarla gürültüyü azaltamayacağını fark eden mühendisler, dikkatlerini hızlı ama sessiz hareket eden canlılar üzerinde toplarlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Baykuş, tüm kuşlar içinde en sessiz uçuşu gerçekleştirir. Bu, Allah'ın baykuşa tarladaki avına sessizce yaklaşabilmesini sağlamak için verilmiş bir üstünlüktür. Baykuş ailesinin düşük sesle uçmasının ardındaki sırlardan bir tanesi kanatlarındaki kıvrımlardır, sıradan kuşlarda mevcut olmayan pek çok pürüzlü tüy mevcuttur. Bu pürüzlü tüyler çıplak gözle görülebilirler. "Aerodinamik ses" hava akımında oluşan girdaplarla oluşur. Girdaplar büyüdükçe ses de artar. Baykuşun kanadında pek çok pürüzlü çıkıntılar olduğundan, büyük girdaplar yerine küçük girdaplar oluşmakta bu sayede de son derece sessiz bir uçuş gerçekleştirmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;J&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;apon mühendis ve tasarımcılar, doldurulmuş bir baykuşu rüzgar tünelinde teste tabi tutunca bu kuşun kanat yapısındaki mükemmelliği bir kez daha görürler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Sonunda trenin üzerinde ki gürültü, baykuş ailesinin düzensiz tüy prensibine benzeyen kanat şeklinde pantograflar kullanılarak etkin biçimde azaltılır. Dolayısıyla Japonların doğadan esinlenerek taklit ettikleri bu sistem, pantograf benzerleri içinde "işini en sessiz olarak yapan" ünvanını almaya hak kazanmıştır. Tüm bunlar Allah'ın baykuştaki üstün yaratışını ve insanların bu üstün yaratışa bakarak örnek aldığını gösteren sadece bir delildir. Allah bir ayette şöyle buyurur:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar." (Rum Suresi, 26)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-7303676724927893884?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7303676724927893884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7303676724927893884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/baykusun-ucusundaki-mukemmellik.html' title='Baykuşun uçuşundaki mükemmellik'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-b7OhnazlKmY/Tu3U5h3LplI/AAAAAAAAAFo/N-wNuSgNa-0/s72-c/bakus.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3190491889976194748</id><published>2011-12-11T14:14:00.002+02:00</published><updated>2011-12-11T14:19:14.002+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Hayati bir organel: Silya</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-IZcW0miWaJc/TuSfrvvc17I/AAAAAAAAAFg/LEIi9RutgwE/s1600/Hayati_%252Cbir_organel_Silya.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-IZcW0miWaJc/TuSfrvvc17I/AAAAAAAAAFg/LEIi9RutgwE/s1600/Hayati_%252Cbir_organel_Silya.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Solunum yollarında hatasız yön tespiti yapabilen tüycükler!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Evrim teorisinin iddialarını tümüyle geçersiz kılan indirgenemez komplekslik, evrimcilerin iddia ettikleri aşama aşama gelişimi imkansız hale getirir. Örneğin biraraya gelerek bir gözü oluşturan 40 parçanın aşamalarla teker teker oluşmaları mümkün değildir. Çünkü 40 parça tamamlanmadan organ işlevsizdir. Yine evrime göre işlevsiz bir organın "doğal seleksiyona" uğrayarak yok olması gerekmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Leigh Üniversitesi profesörlerinden Michael Behe'nin çağımızda ortaya koyduğu bir gerçek, bilimin canlı organizmalardaki "indirgenemez kompleksliği" ortaya çıkardığı gerçeğidir. Buna göre, en büyüğünden en küçüğüne kadar tüm sistemler parça parça değil bir anda yaratılmışlardır, yani son derece kapsamlı bir kompleksliğe sahiptirler ve bu sistemler içinde tek bir parçanın bile eksilemeyeceği bir düzen vardır. Daha açık anlatmak gerekirse, bir organın işlevini yerine getirebilmesi için o organı oluşturan parçalardan tek bir tanesinin bile devre dışı kalmaması gerekmektedir. Aksi takdirde organ işlevini yerine getiremez.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu şartlar altında evrimciler için diğer kompleks organlarla ilgili olarak da aynı sorun başgösterir. Çok detaylı olan koku alma sistemi de indirgenemez bir kompleksliğe sahiptir. Koku alabilmek için, tüycüklerin, reseptörlerin, koku alıcı hücrelerin, koku sinirlerinin, ağrı alıcı sinirlerin, koku soğancığının, mukus salgısının, bazal hücrelerin, özel protein ve enzimlerin ve daha pek çok detayın eksiksiz bir şekilde birarada olması gerekir. Bütün bu parçalar birarada olmaksızın bu kompleks sistem hiçbir anlam ifade etmemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu kompleksliğin bir parçası olan solunum yollarının yüzeyinde bulunan hücrelerin üzerindeki silya isimli tüycükler bizim için hayati bir görev üstlenmektedirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Nefes Alırken Karşılaşılan Tehlike&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Nefes alırken aslında havayla birlikte birçok zararlı maddeyi de solumuş oluruz. Ancak bu bizi etkilemez. Çünkü vücut için zararlı olan birçok madde akciğerlere ulaşamadan belirli güvenlik kapılarında tutularak etkisiz hale getirilir. Burundan bronşlara kadar bütün solunum yollarının yüzeyi mukus adlı bir tabakayla kaplıdır. Bu maddenin solunum yollarının yüzeyini nemlendirici özelliği vardır. Bu sayede havayla birlikte solunan toz gibi küçük maddeleri tutarak, akciğere girmelerini engeller. Ancak mukus tarafından tutulan yabancı maddelerin, zamanla solunum yollarında birikmemesi için dışarıya atılmaları gerekir. Bunun için de vücudumuzdaki diğer güvenlik mekanizması devreye girer.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu mekanizmada solunum yolları yüzeyini kaplayan silya adındaki sivri uçlu kamçılar görev alır. Solunum yollarının yüzeyindeki hücrelerin her birinin üstünde 200 silya bulunur. Bunlar saniyede 10-20 vuruş yaparak yutağa doğru sürekli bir çarpma hareketinin oluşmasını sağlarlar. Bu bölgedeki silyaların hareket yönleri hep yutağa doğrudur. Bu şekilde içinde yabancı madde barındıran mukusun dakikada 1 cm. hızla yutağa doğru ilerlemesini sağlarlar. Burundaki silyalar ise bulundukları bölgede mukusun bu kez aşağı doğru hareket ettirilmesi gerektiğini bilirler ve tam aksi yöne kamçı hareketi yaparlar. Böylece burundaki mukusta yer alan maddelerin yutağa gelmesini sağlarlar. Böylece solunum sistemi zararlı maddelerden arındırılmış olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu örnekten anlaşıldığı gibi silya isimli tüycükler, görmek için gözleri, düşünebilmek için beyinleri olmamasına rağmen kendilerine kıyasla kilometrelerce uzaktaki yutağın yerini tespit edebilmektedirler. Bunun yanısıra yabancı maddelerin akciğere gönderilmesinin bedene zarar vereceğini bilmekte ve bulundukları bölgede bunu engelleyecek şekilde, birbirleriyle tam bir uyum içinde, hep gereken yönde hareket etmektedirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Silya isimli tüycükler insanın ilk oluşumunda da üstlendiği bu hayati görevle karşımıza bir kez daha çıkmakta; sperm ve yumurtanın birleşip hücreyi oluşturmadan önce olgunlaşmış yumurtanın anne rahmine gitmesi gerekmektedir. Bunun için ilk önce olgunlaşmış yumurtanın, yumurtalıktan dışarı bırakılmasına az bir zaman kala fallop tüpü isimli bir organ, bu yumurtayı yakalayabilmek için harekete geçer. Hassas dokunuşlarla yumurtalığın üzerinde yumurta hücresini bulmaya çalışır. Çünkü olgunlaşmış yumurtanın döllenebilmesi için mutlaka fallop tüpünün içine girmesi gerekir. Sonunda fallop tüpü olgunlaşan yumurtayı bulur ve içine çeker. Artık yumurta hücresinin yolculuğu başlamıştır. Yumurta döllenebilmek ve anne rahmine ulaşabilmek için fallop tüpü boyunca uzun bir yol kat etmek zorundadır. Nitekim fallop tüpünün içinde bulunan milyarlarca hücre yumurtayı rahme ulaştırmakla görevlendirilmiştir. Bu hücreler yüzeylerinde bulunan silya isimli tüycükleri aynı yöne doğru hareket ettirirler. Böylece adeta elden ele çok kıymetli bir yükü taşır gibi, yumurta hücresini gitmesi gereken yöne doğru iletirler. Yumurta, kendisini arayan spermlerle karşılaşır. Spermlerden yalnızca bir tanesi yumurtaya girmeyi başaracaktır. Döllenmiş yumurta fallop tüpündeki tüycüklerin (silya) yardımıyla anne rahmine doğru ilerler. Her hücre üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirir. Çünkü Allah'ın yaratışı kusursuzdur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Görüldüğü gibi şu anda sizin bu yazıyı okuyabilmeniz silya isimli tüycüklerin görevini eksiksiz olarak yerine getirmesiyle olmaktadır. Bu tüycüklerin birkaç tanesinin bile ters yöne doğru hareket etmesi insanın oluşum evresini engelleyecek ve biz şu anda yeryüzünde olmayacaktık. Bir tanesi olmazsa olmaz olan bu kompleks sistem bize Yaratıcımız olan Allah'ın sonsuz gücünü, kudretini, yaratıcılığını göstermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bilim adamlarının çeşitli deneylerle, farklı araçlar kullanarak, uzun yıllar süren araştırmalarına rağmen çalışma mekanizmasını tam olarak keşfedemedikleri, bu metrenin 2 milyonda biri boyundaki tüycükler, yeryüzünde ilk insan var olduğundan beri kusursuz bir mekanizmayla çalışmaktadırlar. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın ilhamıyla hareket ettikleri için hiçbir tesadüf zincirinin oluşturamayacağı kadar mükemmel bir işleyişe sahiptirler.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3190491889976194748?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3190491889976194748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3190491889976194748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/hayati-bir-organel-silya.html' title='Hayati bir organel: Silya'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-IZcW0miWaJc/TuSfrvvc17I/AAAAAAAAAFg/LEIi9RutgwE/s72-c/Hayati_%252Cbir_organel_Silya.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-7868833587329357383</id><published>2011-12-09T20:03:00.003+02:00</published><updated>2011-12-09T20:07:39.201+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Görünen ışık mucizesi</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-SR4yu5u_EJ8/TuJOW0ZxhEI/AAAAAAAAAFY/RWSNOi2RitQ/s1600/isik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-SR4yu5u_EJ8/TuJOW0ZxhEI/AAAAAAAAAFY/RWSNOi2RitQ/s1600/isik.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Herşeyi mükemmel bir uyum içerisinde ve insanın yaşamına ve canlılığın devamına uygun olarak var eden Allah'tır. İlginç olan bunu göremeyen ve şaşırtıcı bulan insanların durumlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Evrendeki yıldızların ve diğer ışık kaynaklarının hepsi değişik boyda ışın yayarlar. Bu farklı ışınlar, dalga boyuna göre sınıflandırılır. Farklı dalga boyları geniş bir yelpaze oluşturur. En küçük dalga boyuna sahip olan gama ışınları ile, en büyük dalga boyuna sahip olan radyo dalgaları arasında 1025lik (onüzeriyirmibeş) bir fark vardır. Buradaki mucizevi yön ise, Güneş'in yaydığı ışınların tamamına yakınının, bu 1025'lik yelpazenin tek bir birimine sıkıştırılmış olmasıdır. Bu daracık alanda, yaşam için gerekli olan yegane ışınlar bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Burada dikkat edilmesi gereken nokta, dalga boylarının olağanüstü derecede geniş bir yelpazede dağılmış olmalarıdır. En kısa dalga boyu, en uzun dalga boyundan tam 1025 kat daha küçüktür. 1025, 1 rakamının yanına 25 tane sıfır eklenmesiyle oluşan bir sayıdır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;10, 000, 000, 000, 000, 000, 000, 000, 000 şeklinde yazabileceğimiz bu sayının büyüklüğünü daha iyi kavramak için bazı karşılaştırmalar yapmak yerinde olur. Eğer 1025 tane iskambil kağıdını üst üste dizsek, Samanyolu Galaksis'inin çok dışına çıkıp gözlemlenebilir evrenin yaklaşık yarısı kadar bir mesafe gitmemiz icap eder.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;1025'te 1 ihtimal hiç bir tesadüfle açıklanamaz. Bu kadar hassas bir dengeyi, Güneş'i ve tüm canlıları birbirleriyle uyum halinde yaratan, üstün akıl sahibi olan Allah kurmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Evrendeki farklı dalga boyları, işte bu kadar geniş bir yelpaze içine dağılmıştır. Güneş ışınları, bu geniş yelpazenin çok dar bir aralığına sıkıştırılmıştır. Güneş'ten yayılan farklı dalga boylarının % 70'i, 0.3 mikronla 1.50 mikron arasındaki daracık bir sınırın içindedir. Bu aralıkta üç tür ışık vardır: Görülebilir ışık, yakın kızılötesi ışınlar ve biraz da yakın morötesi ışınlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Peki acaba neden Güneş'in ışınları bu daracık aralığa sıkıştırılmıştır?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Cevap son derece önemlidir: Güneş ışığı bu daracık aralığa sıkıştırılmıştır, çünkü Dünya üzerindeki yaşamı destekleyecek olan ışınlar, sadece bu ışınlardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İngiliz fizikçi Ian Campbell, Energy and the Atmosphere" (Enerji ve Atmosfer) adlı kitabında bu konuya değinmekte ve "Güneş'ten yayılan ışınların, Dünya üzerindeki yaşamı desteklemek için gereken çok dar aralığa sıkıştırılmış olması gerçekten çok olağanüstü bir durumdur" demektedir. Campbell'e göre bu durum, "inanılmaz derecede şaşırtıcı"dır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Herşeyi mükemmel bir uyum içinde ve insanın yaşamına ve canlılığın devamına uygun olarak var eden Allah'tır. İlginç olan bunu göremeyen ve şaşırtıcı bulan insanların durumlarıdır. Bu ışık aralığı aslında çok küçük ve üzerinde fazla düşünülmeyen bir mucizedir ve tek başına bile Allah'ın bir delilidir. Oysa evren, galaksiler, Güneş Sistemi, Dünya, denizler, atmosfer ve tüm canlıların hepsi birer Yaratılış delilidir. (&lt;a href="http://www.evreninyaratilisi.com/"&gt;www.evreninyaratilisi.com&lt;/a&gt;&amp;nbsp;)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Allah herşeyin bir uyum içinde olduğunu ve bunların üzerinde düşünülmesini bize bir ayetinde şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır." (Bakara Suresi, 164&lt;/strong&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-7868833587329357383?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7868833587329357383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7868833587329357383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/gorunen-sk-mucizesi.html' title='Görünen ışık mucizesi'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-SR4yu5u_EJ8/TuJOW0ZxhEI/AAAAAAAAAFY/RWSNOi2RitQ/s72-c/isik.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6092846830307487605</id><published>2011-12-06T17:29:00.001+02:00</published><updated>2011-12-06T17:32:07.659+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Ayet Bir Açıklama'/><title type='text'>Taha Suresi, 123 (Mehdi (as)'a uyan mutsuz olmaz)</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 16.5pt; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-v5tqa0c1JBI/Tt41biq9-vI/AAAAAAAAAFQ/Qj9TNsh_mn0/s1600/morlucicek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-v5tqa0c1JBI/Tt41biq9-vI/AAAAAAAAAFQ/Qj9TNsh_mn0/s1600/morlucicek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 10.5pt;"&gt;Adnan Oktar'ın 6 Aralık 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu TV'deki röportajından&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 11.5pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 16.5pt; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 10.5pt;"&gt;ADNAN OKTAR :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 10.5pt;"&gt;&amp;nbsp;Taha Suresi, 123.&amp;nbsp;&lt;b&gt;“Artık size Benden bir yol gösterici gelecektir”&lt;/b&gt;&amp;nbsp;bak, “artık size Benden bir yol gösterici gelecektir. (bir mürşit, bir Mehdi (a.s.)). Kim Benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz". Tabii bu Peygamberlere bakan bir ayet. Yani Peygamberlerin geleceğine bakan bir ayet ama ahir zamana bakan yönüyle genellikle tefsir ettiğimiz için “artık size Benden bir yol gösterici (bir mürşit, bir Mehdi (a.s.)) gelecektir; kim Benim hidayetime uyarsa”. Hidayet ne demek? Mehdiyet. “Kim Benim” Mehdime uyarsa (hidayetime uyarsa) artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz". Şaşırıp sapan nedir? Deccaliyettir, şaşırıp sapma. Deccalin özelliği şaşırıp sapmıştır. Şaşırıp sapmaz, deccalin yoluna gitmez. Deccal ne yapar? Mutsuzluk meydana getirir. Mehdi (a.s.)’a uyan mutsuz olmaz. Mutlu olacaktır. Ebcedi tam 1982 tarihini veriyor. Mehdi (a.s.)’ın göreve başladığı yılın bir sonraki yılı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6092846830307487605?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6092846830307487605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6092846830307487605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/taha-suresi-123-mehdi-asa-uyan-mutsuz.html' title='Taha Suresi, 123 (Mehdi (as)&apos;a uyan mutsuz olmaz)'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-v5tqa0c1JBI/Tt41biq9-vI/AAAAAAAAAFQ/Qj9TNsh_mn0/s72-c/morlucicek.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5163337669820902128</id><published>2011-12-03T13:07:00.001+02:00</published><updated>2011-12-03T13:14:29.080+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Kulluğun en güzel ifadesi: Dua</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-cuWj8W2R9yw/TtoEf0TdlnI/AAAAAAAAAFI/-2wzdSoe0Js/s1600/dua.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="160" src="http://3.bp.blogspot.com/-cuWj8W2R9yw/TtoEf0TdlnI/AAAAAAAAAFI/-2wzdSoe0Js/s200/dua.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun bir çatlağı bile yok. Yeri de(nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Bunlar) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve zikirdir." (Kaf Suresi, 6-8)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamlarına gelen DUA, Kuran'a göre "kulun bütün benliğiyle Allah'a yönelmesi"&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;ya da&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz bir kudret karşısında acizliğini kabul ederek yardım dilemesi"&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;şeklinde tanımlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah inancı olan her insanın şu ya da bu şekilde dua ettiği bir gerçektir. Ancak toplumun oldukça geniş bir kısmı duayı, sadece darlık ve sıkıntı anında, elden gelen tüm ihtimaller denendikten sonra, Allah'tan istemek şeklinde bilirler. İnsanlar üzerlerindeki sıkıntı geçince, bir sonraki darlık ve sıkıntı anına kadar Allah'ı unutur ve ondan bir şey talep etmeyi akıllarının ucundan dahi geçirmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun belli bir kesiminde ise, son derece hatalı bir dua anlayışı hüküm sürmektedir. Öğretilen bu "dua"ların önemli bir bölümü, Kurani bir temeli olmayan geleneksel bir halk inancından ibarettir. Bu insanların büyük çoğu için dua, küçük yaşlarda ailenin yaşlı bir ferdi tarafından öğretilen anlaşılmaz bazı sözlerdir. Genelde dualar Arapça öğretilir ve anlamları bilinmeden ezberlenir. Sonuçta, bu tür dualarda Allah'ın varlığı, birliği, büyüklüğü, kudreti, insanları sürekli olarak görüp-işittiği, dualara icabet edeceği fazla düşünülmez. Önceden ezberlenmiş olan dua kalıpları tekrarlanır, durur. Oysa, Allah'ın Kuran aracılığıyla insanlara duyurduğu dua metodu tamamen farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran'da tarif edilen dua, Allah'a ulaşabilmenin en kolay yoludur. Şimdi Allah'ın sıfatlarını bir düşünelim. O, insana şah damarından daha yakın olan, herşeyi bilen ve işitendir... İnsanın içinden geçirdiği tek bir düşünce dahi Allah'tan gizli kalmaz. O halde Allah'tan bir istekte bulunulması için, insanın samimi olarak sadece düşünmesi bile yeter. İşte Allah'a ulaşmak bu denli kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Furkan Suresi'nin 77. Ayetinde, insanlar&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?"&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;ifadesiyle uyarılırlar. Duasız bir hayatın Allah katında herhangi bir değerinin de olamayacağı bu ayette özellikle vurgulanmıştır. İnsan, ancak kulluk bilincinde olduğu sürece Allah katında bir değer kazanabilir. Bu yüzden insanın Allah'a yönelmesi, hataları konusunda Allah'a itirafta bulunması ve sadece Allah'tan yardım dilemesi gerekmektedir. Bunun dışında bir davranış tarzı Allah'a karşı büyüklenmektir ki, Kuran'da bunun cezasının sonsuz cehennem olduğu bildirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dua'nın çok önemli bir özelliği de, dua eden kişinin tüm samimiyetiyle Allah ile büyük bir bağlantı içinde olmasıdır. Diğer ibadetlerden farklı olarak duanın ne zaman ve nerede yapıldığı, uzunluğu, kısalığı ve içeriği sadece Allah ile dua eden kişi arasındadır. Dolayısıyla üçüncü bir kimse tarafından bilinmesine imkan olmayan dua ibadetinde gösterişe yer yoktur. Bu yüzden dua, güçlü bir karakter ve Allah'a karşı samimiyeti gerektirir ki zaten bunlar müminlerin temel özelliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz toplumlarında dikkat çeken bir gerçek, diğer birçok ibadet gibi duanın da terkedilmiş bir gelenek olarak düşünüldüğüdür. Aslında bu düşüncenin gelişmesinin perde arkasında "Allah'tan bağımsız, kendi kendisine işleyen bir dünya" olabileceği telkini yatmaktadır. İnsanların büyük bir kısmı ister istemez yaşantılarının başlangıcından sonuna kadar tüm olayların kendilerinin ve çevrelerindeki insanların kontrolünde cereyan eden olaylar olduğunu düşünürler. Bu yüzden de ölümle burun buruna gelmeden ya da çok büyük bir felaketle karşılaşmadan Allah'a dua etme ihtiyacı duymazlar. Oysa bu büyük bir yanılgıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duada temel unsur ihtiyaçların Allah'a duyurulması değil, Allah'a olan kulluk görevinin yerine getirilmesidir. İnsanın duada bu temel unsuru hiçbir zaman gözardı etmemesi gerekir. Zaten dua edilen konunun içeriği tüm yönleriyle Allah'ın bilgisi dahilindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların tamamı duaya muhtaçtır. Fakir ve zor şartlar altında yaşayan birinin zengin bir insana göre duaya daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünmek, dua konusunu temelinden yanlış anlamak demektir. Hali vakti yerinde, hayatta tüm istediklerine kavuştuğunu düşünen bir insanın duaya ihtiyacı olmadığını düşünmesi ise son derece hatalıdır. Çünkü bu durumda dua etmenin tek sebebinin dünyevi arzuların tatmini olduğu anlamı çıkmaktadır. Oysa müminler hem dünya hayatları için, hem de ahiretleri için dua ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bilinmelidir ki, DUA, ihtiyacı olan bir kişinin, rahatlamak için Allah'a bu ihtiyaçlarını ardı ardına sıraladığı bir teskin ilacı değildir. Dua, yaşamın geneline yayılacak başlıbaşına bir ibadettir. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in tabiriyle "ibadetlerin özüdür."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Kullarım beni sana soracak olurlarsa muhakkak ki ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşat olurlar." (Bakara Suresi, 186)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Dua beraberinde tevekkülü de getirir. Dua eden insan, karşısına çıkabilecek zor ya da kolay her türlü durumu, tüm olayları, kainatın Yaratıcısı ve Hakimi olan Allah'a havale etmiş demektir. Bir problemi çözmenin ya da önlemenin bütün yollarının evrendeki tüm kudretin sahibi olan Allah'a dayandığını bilmek, tüm işleri ona havale etmek ve sadece ona dua etmek, mümin için bir ferahlık ve güven kaynağıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5163337669820902128?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5163337669820902128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5163337669820902128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/12/kullugun-en-guzel-ifadesi-dua.html' title='Kulluğun en güzel ifadesi: Dua'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-cuWj8W2R9yw/TtoEf0TdlnI/AAAAAAAAAFI/-2wzdSoe0Js/s72-c/dua.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6493641393071527254</id><published>2011-11-28T18:54:00.004+02:00</published><updated>2011-11-28T18:58:29.439+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Isırgan Otlarının Zehirli Tüycükleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-L6XsDaP0TSI/TtO9qLdKl4I/AAAAAAAAAFA/FYxzDirDOqY/s1600/isirganotu.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-L6XsDaP0TSI/TtO9qLdKl4I/AAAAAAAAAFA/FYxzDirDOqY/s1600/isirganotu.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Isırgan otu denen otsu bitkilerin yapraklarının üst yüzeyinde pek sert olmayan ince tüyler ve her tüyün dibinde yakıcı bir sıvı içeren küçük kesecikler bulunur. Bu kesecikler bitkinin savunma mekanizmasıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bitkiye bir canlı dokunduğu anda bu tüylerin keskin uçları o canlının derisini deler ve keseciklerde bulunan yakıcı sıvı deliklerden içeriye sızarak deriyi kızartır, kaşıntı ve ağrıya neden olur.Bu bitkinin böylesine üstün bir savunma mekanizmasına sahip olması, Allah’ın yaratma sanatının örneklerinden biridir. Rabbimiz bizlere, Kendisi dışında hiçbir gücün bir şey yaratamayacağını Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim’de şöyle bildirmiştir:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkça bir sapıklık içindedirler. (Lokman Suresi, 11)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6493641393071527254?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6493641393071527254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6493641393071527254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/11/isrgan-otlarnn-zehirli-tuycukleri.html' title='Isırgan Otlarının Zehirli Tüycükleri'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-L6XsDaP0TSI/TtO9qLdKl4I/AAAAAAAAAFA/FYxzDirDOqY/s72-c/isirganotu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5765098956898967243</id><published>2011-11-17T12:16:00.000+02:00</published><updated>2011-11-17T12:16:10.012+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Arı kovanındaki mükemmel organizasyon</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-osQn5EbvP9c/TsTeg1tT5TI/AAAAAAAAAE4/TPJKDYF_nHw/s1600/ari6.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-osQn5EbvP9c/TsTeg1tT5TI/AAAAAAAAAE4/TPJKDYF_nHw/s1600/ari6.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Arılar Allah'ın kendilerine ilham ettiği şekilde bal üretirler. Bu üretim için kovanlarında karmaşık sistemler kurar ve kendi aralarında işbirliği yaparlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Arı kovanlarında günlük yaşam içinde yapılması gereken çok sayıda iş vardır. Ancak mükemmel bir organizasyon yeteneğine sahip olan arılar bu işlerin üstesinden kolaylıkla gelirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kovan içindeki nem miktarının sabit bir değerde tutulması, bu işlerden sadece biridir. Kovan içindeki nem oranının hassas bir dengesi vardır ve bu denge, arıların yaşamlarını sürdürmelerinde ve bal üretimlerinde çok önemli bir yer tutar. Çünkü üretilen bala koruyucu özellik kazandıran kovan içindeki nemdir. Nem oranının daima belli bir sınırda tutulması gerekir. Kovanın içindeki nemin normalin altında veya üstünde olması durumunda bal, hem besleyici hem de koruyucu özelliğini kaybeder, yani bozulur. Aynı şekilde kovanın ısısı da on ay süresince tam 320C olmak zorundadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Peki kovandaki ısı ve nem nasıl sabit tutulur?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu hayati önemdeki iş için arılardan bazıları 'vantilatör grubu' olarak çalışırlar. Sıcak bir günde arıların kovanlarını birer vantilatör gibi havalandırdıklarını gözlemlemek mümkündür. Kovan girişi arılarla dolar, zemin tahtasına adeta kenetlenir ve kanatlarıyla kovanı yelpazelerler. Hava, kovana bir taraftan girip öteki taraftan çıkması için zorlanır. Kovanın içindeki diğer yelpazeci arılar da, havayı dört bir tarafa sürerler. Kovan içi havalandırma sisteminin bir diğer işlevi de, kovanı dumandan ve havadaki kirlilikten korumaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Arıların balın bozulmaması için gösterdikleri çaba sadece ısı ve nem ayarı ile sınırlı değildir. Kovanda, bakteri üremesine neden olan bütün olayları da kontrol altında tutmak için mükemmel bir sağlık sistemi çalıştırılır. Bu sistem ilk olarak bakteri üremesi ihtimali olan maddelerin ortadan kaldırılmasını hedefler. Sağlık sisteminin ana prensibi yabancı maddelerin kovana girmesini engellemektir. Bu nedenle kovanın girişinde daima iki nöbetçi bulundurulur. Bu tedbire rağmen içeri yabancı bir böcek ya da cisim girerse, bunun en kısa zamanda kovandan uzaklaştırılması için arılar seferber olurlar ve bunu hemen dışarı atarlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kovan dışına atılamayacak büyüklükteki yabancı cisimler için ise başka bir korunma mekanizması devreye girer: Arılar bu yabancı cisimleri "mumyalar"lar. Arılar böyle durumlar için "propolis (arı reçinesi)" adı verilen bir madde üretir ve bununla mumyalama işlemini gerçekleştirirler. Çam, kavak, akasya gibi ağaçlardan toplanan reçinelere bazı özel salgılar eklenerek üretilen arı reçinesi kovan içindeki çatlakların onarılmasında da kullanılır. Arıların çatlak üzerine sürdüğü reçine, hava ile temasa geçtiğinde kuruyarak sert bir yüzey oluşturur, böylece her türlü dış etkiyi engeller.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu noktada akla pek çok soru gelecektir. Propolisin özelliği, içinde bakteri barınamamasıdır. Bu da propolisi mumyalama işi için ideal bir madde haline getirir. Peki ama arılar bu maddenin mumyalama için ideal bir madde olduğunu nereden bilmektedirler? Yüksek kimya bilgisi gerektiren, laboratuvarlarda ve teknoloji kullanılarak üretilebilecek bir maddeyi arılar nasıl üretmektedirler? Bir böcek öldüğünde bakteri üreyeceğini ve bunun mumyalama işlemi ile önleneceğini, hiçbir düşünme kabiliyetine sahip olmayan arılar nasıl akletmektedirler?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Küçücük bir böceğin, bu kadar detaylı bilgi sahibi olması da, vücudunda bu işlemleri gerçekleştirecek bir laboratuvarı kendi vücudunda kuramayacağı da oldukça açıktır. Bu küçük canlıyı Allah yaratmıştır ve arı Allah kendisine ne ilham ederse onu yapmaktadır. Bu gerçek Kuran'da Nahl Suresi'nde haber verilmiştir. Allah Kuran'da balarısından şöyle bahsetmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Rabbin balarısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır." (Nahl Suresi, 68-69)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5765098956898967243?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5765098956898967243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5765098956898967243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/11/ar-kovanndaki-mukemmel-organizasyon.html' title='Arı kovanındaki mükemmel organizasyon'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-osQn5EbvP9c/TsTeg1tT5TI/AAAAAAAAAE4/TPJKDYF_nHw/s72-c/ari6.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-572714659473899402</id><published>2011-11-14T18:53:00.002+02:00</published><updated>2011-11-14T19:04:29.416+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Kuran'da her türlü bilgi vardır - 2</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-XrgcMwk7h-4/TsFKEDB8wvI/AAAAAAAAAEw/D9cYlNse2jk/s1600/flowers2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-XrgcMwk7h-4/TsFKEDB8wvI/AAAAAAAAAEw/D9cYlNse2jk/s1600/flowers2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;KURAN ALLAH’TAN BİR NUR, BİR YOL GÖSTERİCİ,&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;BİR HİDAYET VE RAHMETTİR&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;... Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim...&lt;/strong&gt;(Maide Suresi, 3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir Kitap'tır.&lt;/strong&gt;(Bakara Suresi, 2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.&lt;/strong&gt;(Al-i İmran Suresi, 138)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ey Kitap Ehli, kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve birçoğundan geçiveren elçimiz geldi.&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Maide Suresi, 15-16)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz&lt;/strong&gt;. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun. (Şura Suresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Andolsun,&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Biz onlara bir kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık. (Araf Suresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ey insanlar,&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Yunus Suresi, 57)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Elif, Lam, Ra.&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura,&lt;/strong&gt;O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. B&lt;strong&gt;iz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.&lt;/strong&gt;(Nahl Suresi, 89)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz&lt;/strong&gt;. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını&amp;nbsp;arttırmaz. (İsra Suresi, 82)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ve gerçekten&amp;nbsp;&lt;strong&gt;o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Neml Suresi, 77)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz.&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun. (Şura uresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;İşte&amp;nbsp;&lt;strong&gt;bu (Kur'an) bir hidayettir&lt;/strong&gt;. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için, (en) iğrenç olanından acı bir azap vardır. (Casiye Suresi, 11)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Oysa&amp;nbsp;&lt;strong&gt;o (Kur'an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Kalem Suresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Çünkü&amp;nbsp;&lt;strong&gt;o (Kur'an, Allah'tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Hakka Suresi, 48)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ve şüphesiz&amp;nbsp;&lt;strong&gt;o, kesin bir gerçektir (hakku'l-yakîn).&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Hakka Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Gerçek (şu ki),&amp;nbsp;&lt;strong&gt;o (Kur'an,) elbette bir öğüttür&lt;/strong&gt;. Artık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür. (Müddessir Suresi, 54-55)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikirdir;&lt;/strong&gt;Sizden dosdoğru bir yön (istikamet) tutturmak dileyenler için. (Tekvir Suresi, 27-28)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bu (Kur'an), insanlar için basiret (nuruyla Allah'a yönelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir&lt;/strong&gt;. (Casiye Suresi, 20)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır.&amp;nbsp;&lt;strong&gt;(Bu Kur'an)&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve&amp;nbsp;&lt;strong&gt;iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir&lt;/strong&gt;. (Yusuf Suresi, 111)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi, 43-44)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;(&lt;strong&gt;Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır&lt;/strong&gt;. (Sad Suresi, 29)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbim'den vahyolunana uyarım.&lt;strong&gt;Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Araf Suresi, 203)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Biz Kitab'ı ancak,&lt;/strong&gt;hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve&amp;nbsp;&lt;strong&gt;inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.&lt;/strong&gt;(Nahl Suresi, 64)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Şüphesiz,&amp;nbsp;&lt;strong&gt;bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir&lt;/strong&gt;. (İsra Suresi, 9)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Eğer, kendisiyle dağların yürütüldüğü yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı (yine bu Kur'an olurdu).&lt;/strong&gt;Hayır emrin tümü Allah'ındır. İman edenler, hâlâ anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkâr edenler, Allah'ın va'di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. (Veya miadını şaşırmaz.) (13/31)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-572714659473899402?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/572714659473899402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/572714659473899402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/11/kuranda-her-turlu-bilgi-vardr-2.html' title='Kuran&apos;da her türlü bilgi vardır - 2'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-XrgcMwk7h-4/TsFKEDB8wvI/AAAAAAAAAEw/D9cYlNse2jk/s72-c/flowers2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-7046854995309586655</id><published>2011-11-12T14:43:00.001+02:00</published><updated>2011-11-12T14:47:45.612+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ebced'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Ayet Bir Açıklama'/><title type='text'>Bakara Suresi’nin 60. Ayetinde geçen ... 'asanı taşa vur' ... ifadesinin ebced değeri 2007 yılını vermektedir</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-LIWm-6S3ltQ/Tr5q4pgnKtI/AAAAAAAAAEo/quxnRrTOVZk/s1600/bakara.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-LIWm-6S3ltQ/Tr5q4pgnKtI/AAAAAAAAAEo/quxnRrTOVZk/s1600/bakara.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı, o zaman biz ona: "ASANI TAŞA VUR" demiştik de ondan oniki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bakara Suresi, 60)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Asanı taşa vur"&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;idrib bi asâkel hacer(hacere)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Şeddesiz 1428/2007&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-7046854995309586655?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7046854995309586655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7046854995309586655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/11/bakara-suresinin-60-ayetinde-gecen-asan.html' title='Bakara Suresi’nin 60. Ayetinde geçen ... &apos;asanı taşa vur&apos; ... ifadesinin ebced değeri 2007 yılını vermektedir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-LIWm-6S3ltQ/Tr5q4pgnKtI/AAAAAAAAAEo/quxnRrTOVZk/s72-c/bakara.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-568741223624021090</id><published>2011-11-02T13:18:00.001+02:00</published><updated>2011-11-02T13:28:23.769+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Hz. Hud'un çağrısı - 1</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-qDtrjMyxkFw/TrEpSyFdPbI/AAAAAAAAAEg/S-HJNxTfU_E/s1600/hz.hud.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-qDtrjMyxkFw/TrEpSyFdPbI/AAAAAAAAAEg/S-HJNxTfU_E/s1600/hz.hud.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Allah, insanlık tarihi boyunca yaşamış olan tüm toplumlara Kendi ilahi mesajını iletecek mübarek elçiler yollamıştır. Kuran'da da dikkat çekildiği üzere, bu elçilerin tüm davranışları, ahlaki özellikleri, müminler için güzel birer örnektir. Ad kavmine elçi olarak gönderilen Hz. Hud da Yüce Allah'ın peygamberlikle şereflendirdiği bu kutlu şahıslardan biridir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar, hayatlarını yönlendirmek için birbirinden farklı yol göstericiler, rehberler seçerler. Bazı insanlar kendilerine yol gösterici olarak ideolojilere inanır; söz konusu ideolojileri üreten düşünürlerin üstün insanlar olduğunu, onların yolunu izleyerek doğruya ulaşabileceklerini düşünürler. Pek çok insan için ise en büyük yol gösterici, içinde yaşadığı toplumdur. Bu kişiler değer yargılarını, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bu toplumun genel düşüncesine göre belirlerler. Kimileri ise, tüm bunları tanımadığı, yalnızca kendi akıl ve sezgilerini yol gösterici olarak kabul ettiği iddiasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa tüm bu sayılan düşünceler, ortak bir yanlış üzerine kuruludur. Bu düşünceleri taşıyan kişiler, çok önemli bir gerçeği reddetmekte ya da göz ardı etmektedirler: İnsan yaratılmış bir varlıktır ve sahip olduğu her şeyi kendisini yaratan Allah'a borçludur. Kendi bedenini, çevresini, gökyüzünü ya da var olan herhangi bir şeyi inceleyen herkes, bunları üstün güç sahibi olan Allah'ın yarattığını açıkça görebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın yaratılışının tek gerçek amacı, Allah'a kulluk etmesidir ve insan, Allah'a kulluk etmekten zevk alacak şekilde yaratılmıştır. Bunu yapmakla da yaratılışına (fıtrat) uygun hareket etmiş olur. Ancak Kuran'da, insanın fıtratının yalnızca Allah'a kulluk etmek olduğu bildirilirken aynı zamanda insanların çoğunun bu büyük gerçekten habersiz oldukları da haber verilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: center;"&gt;&lt;img alt="" src="http://nl1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/white20rose20divider20afk7[1].gif" style="height: 170px; width: 510px;" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bu gerçekten habersiz olan bazı insanlar, kendi başlarına Allah’ı fark edebilecek ve doğruyu görebilecek yeteneğe sahip değildirler. Ancak sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz onlara, kendilerini uyaracak, Allah'ın ve ahiretin varlığını, hayatın gerçek anlamını bildirecek elçiler gönderir. Kuran'da her toplumun bir elçi aracılığıyla uyarıldığı şöyle bildirilmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Andolsun, Biz her ümmete: Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;(Nahl Suresi, 36)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Hz. Hud, Kuran'da kavmi ve onlara yaptığı tebliğ ile ilgili bilgi verilen elçilerden biridir. Ad kavmine elçi olarak gönderilen Hz. Hud, kendisinin Allah'ın gönderdiği güvenilir bir elçi olduğunu belirtmiş ve insanları Allah'tan korkup sakınmaya çağırmıştır. Hz. Hud'un tebliği bir ayette şu şekilde bildirilir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; margin-left: 40px; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;"Ad (toplumuna da) kardeşleri Hud'u (gönderdik.) (Hud, kavmine:) Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Hala korkup-sakınmayacak mısınız? dedi."&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;(Araf Suresi, 65)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-568741223624021090?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/568741223624021090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/568741223624021090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/11/hz-hudun-cagrs-1.html' title='Hz. Hud&apos;un çağrısı - 1'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-qDtrjMyxkFw/TrEpSyFdPbI/AAAAAAAAAEg/S-HJNxTfU_E/s72-c/hz.hud.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4506795140856393161</id><published>2011-10-29T14:38:00.003+03:00</published><updated>2011-10-29T14:45:38.836+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bediüzzaman'/><title type='text'>Bediüzzaman; Hz. Mehdi (as)'in zuhur edeceği ahir zamanda, tek bir kişide toplanan ferdi baski gücünün yani despotik diktatörlük rejimlerinin, müslümanlar arasinda hamiyeti islamiyenin feveran etmesine neden olacağina dikkat çekmiştir</title><content type='html'>&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Win_0ioKUaA/TqvnSAmBUlI/AAAAAAAAAEY/fGIPOWQI8FQ/s1600/bediuzzaman.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-Win_0ioKUaA/TqvnSAmBUlI/AAAAAAAAAEY/fGIPOWQI8FQ/s1600/bediuzzaman.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;ÜSTAD BU SÖZÜNÜ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;HİCRİ 1327 (MİLADİ 1911&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;) YILINDA ŞAM’DA EMEVİ CAMİİ’NDE VERDİĞİ HUTBESİNDE SÖYLEMİŞTİR. BURADA ÜSTAD, İSLAM ALEMİNİN, HİCRİ 1371'DEN YANİ MİLADİ 1951’DEN SONRAKİ GELECEĞİNE YÖNELİK İZAHLAR YAPMIŞTIR. ÜSTAD’IN HUTBE-İ ŞAMİYE’DE VERDİĞİ TARİHLERİN HEPSİ HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ZUHUR ZAMANI OLAN HİCRİ 1400 İÇİNDEDİR.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;İstikbal yalnız ve yalnız İslamiyetin olacak; ve hakim,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Kur'ân-ı Kerîm'e uygun olan imanî gerçekler &amp;nbsp;olacak…..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Ey bu Emevi Camisi’ndeki kardeşlerim gibi İslam aleminin bu büyük camisinde olan kardeşlerim! Siz de ibret alınız. Bu kırk beş senedeki bu dehşetli olaylardan ibret alınız. Tam aklınızı başınıza alınız, ey düşünen ve akıl sahibi ve kendini bilgili telakkî edenler!&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sözün kısası: Biz Kur’an talebesi olan Müslümanlar, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran delile uyuyoruz, akıl ve fikir ve kalbimizle imani gerçeklere inanıyoruz. Başka dinlerin bazı insanları gibi rahipleri taklit için doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran delilleri bir kenara bırakmıyoruz. Onun için, akıl ve ilim ve fenin hükmedeceği gelecekte,elbette akla uygun delilleredayanan ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur’an hükmedecek.&lt;br /&gt;Hem de, İslamiyet güneşinin görülmesine (ortaya çıkmasına) ve insanlığı aydınlatmasına engel olan perdeler açılmaya başlamışlar; o engel olanlar çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o tan vaktinin işaretleri göründü. Yetmiş birde gerçek aydınlanma başladı veya başlayacak. Eğer bu Yalancı fecrde olsa, otuz-kırk sene sonra gerçek aydınlıkçıkacak&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;.Evet,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;İslâmiyetin gerçekleriningeçmişteki &amp;nbsp;memleketlerinin tamamen istilasına sekiz dehşetli mani engel oldu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Birinci, İkinci, Üçüncü Maniler: Ecnebîlerin cahilliği ve o zamanda vahşetleri ve dinlerine taassuplarıdır. Bu üç mani, bilim ve medeniyetin ahlâkî güzellikleri ile kırıldı, dağılmaya başlıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Dördüncü, Beşinci Maniler: Papazların, rûhanî reislerin başkanlıkları ve zorbalıkları; ve ecnebîlerin körü körüne onları taklit etmeleridir. Bu iki mani dahi Hürriyet fikrive gerçekleri araştırma eğiliminin, insanoğlunda başlamasıyla sona ermeye başlıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Altıncı, Yedinci Maniler: Bizdeki baskı ve şeriatın muhalefetinden gelen kötü ahlâkımız engel oluyordular. Bir şahıstaki ferdi baskı kuvvetinin şimdi sona ermesi, cemaat ve komitenin dehşetli baskılarının otuz kırk sene sonra sona ermesine işaret etmekle; ve hamiyet-i İslamiyenin şiddetli feveranıyla (coşmasıyla, galeyana gelmesiyle) ve kötü ahlakın çirkin neticelerinin görülmesiyle, bu iki mani de sona eriyor ve sona ermeye başlamış. İnşaAllah tam sona erecek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Sekizinci Mani: Yeni ilimlerin bazı sağlam meselelerinin, İslâmiyetin gerçeklerinin görünen anlamlarına karşıt ve mualif zannedilerek, geçmiş zamandaki istilasına bir derece sed çekmiş.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;…&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Evet,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;hakikati araştıranbazı müslümanlarınbu yolda telifleri var. Bu Sekizinci dehşetli engelin altüst olacağına dair alametler görünüyor.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Evet, şimdi olmasa da otuz-kırk sene sonra fen ve gerçek bilim ve medeniyetin güzellikleri bu üç kuvveti tam hazırlayıp, ihtiyaç duyulan maddî manevî tüm ihtiyaçlarını verip, o sekiz manileri mağlûp edip dağıtmak için doğruyu arama eğilimini ve insafı ve insan sevgisini, o sekiz düşman taifesinin sekiz cephesine göndermiş. Şimdi onları kaçırmaya başlamış. İnşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Evet, meşhurdur ki, "En kesin fazîlet odur ki, düşmanları dahi o fazîletin tasdikine tanıklık etsin."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 14.95pt; text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Tarihçe-i Hayat, Sayfa 80, 81&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 14.95pt; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;&lt;/span&gt;Üstad burada, bu hutbenin okunuşundan 40 yıl sonrasına dikkat çekmiştir. 40 yıl sonrası &lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Hicri1371'den yani Miladi 1951’den&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Hicri 1371 + 30 = 1401 (Miladi 1981) (30 yıl sonrası)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt;"&gt;Hicri 1371 + 40 = 1411 (Miladi 1991) (40 yıl sonrası)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 9.5pt; line-height: 115%;"&gt;Hicri 1371 + 50 = 1421 (Miladi 2001) (yarım asır sonrası)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4506795140856393161?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4506795140856393161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4506795140856393161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/10/bediuzzaman-hz-mehdi-asin-zuhur-edecegi.html' title='Bediüzzaman; Hz. Mehdi (as)&apos;in zuhur edeceği ahir zamanda, tek bir kişide toplanan ferdi baski gücünün yani despotik diktatörlük rejimlerinin, müslümanlar arasinda hamiyeti islamiyenin feveran etmesine neden olacağina dikkat çekmiştir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Win_0ioKUaA/TqvnSAmBUlI/AAAAAAAAAEY/fGIPOWQI8FQ/s72-c/bediuzzaman.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-378116062875403080</id><published>2011-10-28T19:26:00.004+03:00</published><updated>2011-10-28T20:06:54.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Müslüman, bir millete toptan öfke duymaz, sadece zulmü yapana fikren karşı olur</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8WCRzjVovc0/TqrhIpZKGTI/AAAAAAAAAEQ/W37H95GanPk/s1600/cicekkirmizi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-8WCRzjVovc0/TqrhIpZKGTI/AAAAAAAAAEQ/W37H95GanPk/s1600/cicekkirmizi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px;"&gt;Allah Kuran’da Müslümanların her zaman sevgiden, adaletten, barıştan, dostluktan yana olmaları gerektiğini bildirmiştir. Müslümanlar, Rabbimiz’in&amp;nbsp;&lt;strong&gt;“Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.”&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;(Al-i İmran Suresi, 134) ayetinde haber verdiği gibi öfkeyle değil affedicilikle, şefkatle, merhametle ve adaletle davranırlar.&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal;"&gt;Bu, insanların kendi aralarındaki olaylar için olduğu gibi, toplumlar arası ilişkilerde de geçerlidir. İki toplum arasında haksızlıklar, anlaşmazlıklar, gerilimler olması durumunda dahi Müslümanın yapması gereken her zaman adil ve şefkatli olmaktır. Müslümanlar, sıcak savaş ortamında dahi yiyeceği yemeği kendisinden önce esirlere veren bir ahlaka sahiptirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;Allah bir ayette şöyle buyurmuştur:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-left: 28.35pt;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;strong&gt;Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;Adil olmak için ise Allah’ı çok sevmek ve Allah’tan çok korkmak şarttır. Allah’ın adaleti seven olduğunu bildiğini Müslümanlar, Allah’a olan derin sevgileriyle insanlara karşı da koruyucu olurlar. Kendileri haklı olduğu durumda dahi haklarından bağışlamaya vazgeçen Müslümanlar, herhangi bir durum karşısında da affedicidir. Geçmişin hesabını tutarak kin dolu olmak Müslümanın asla üzerinde barındırmayacağı bir ahlaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;Söz konusu olan iki toplum arasındaki ilişkiler olduğunda da asıl olan barıştan yana olmaktır. Uzlaşmaya açık ve affedici bir tutum güzel olandır. Geçmişte yaşanan çatışmaların, mağduriyetlerin, haksızlıkların, zulümlerin hepsini bir kenara koyup, sevgiye, dostluğa ve barışa dayalı bir ortam meydana getirmek önemlidir. Barışı ve dostluğu değil de öfkeyi ve kini esas edinenler, sevebilecek hiç kimse, dost edinebilecek hiçbir ülke bulamazlar. Çünkü tarihte az veya çok her topluluk arasında bir anlaşmazlık, geçimsizlik yaşanmıştır. Bunlar ölçü alınarak hareket edilmesi durumunda hiçbir ülke ile iyi ilişki kurulması mümkün olmaz. Böyle yanlış bir mantıkla düşünüldüğünde ne ABD, ne Rusya, ne İtalya, ne İngiltere, ne Fransa dost görülemez. Her birine karşı düşmanlıkla yaklaşılacak bir sözde sebep bulunur. Sürekli düşmanlık ve kinin olduğu bir ortamda ise sadece karşı taraf değil bu kini kışkırtanlar da çok sıkıntılı, zor ve acı içinde bir hayat yaşarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px;"&gt;Önemli olan bu anlaşmazlıkları sürekli gündemde tutarak gerilimi tırmandırmak değil, sevgiyi, merhameti, affediciliği gündem yaparak herkesin huzur ve güzellik içinde yaşayabileceği bir ortam meydana getirmektir. Bu ise sabır, güzel ahlak, Allah sevgisi, Allah korkusu ve Kuran ahlakının tam yaşanmasıyla mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 22px;"&gt; &lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 15px;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;Herhangi bir zulümle karşı karşıya olunması durumunda da, bu zulümden hiçbir ayrım yapmadan bir millet toptan o durumdan sorumlu tutulmaz. Allah Katında da Müslümanlar nezdinde de zulümden sadece zulmü yapan sorumludur ve bu kişi kanunlar ve hukuk ölçüsünde hak ettiği karşılığı görür. Ancak örneğin herhangi bir Amerikalının yaptığı zalimlikten dolayı tüm Amerikan halkından nefret etmek, ya da bir İsraillinin işlediği suç nedeniyle tüm Musevileri cani ilan etmek Kuran’a da akla ve mantığa da uygun değildir. Küçük çocukların, tertemiz genç kızların, annelerin, dedelerin, ninelerin birkaç kendini bilmez kişinin Darwinist, materyalist ideolojilerin etkisiyle yaptıkları zulümlerden sorumlu tutulmayacağı açıktır. Zulümden sorumlu olan sadece o zulmü yapandır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 15px;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px;"&gt;Peygamberimiz (sav), içinde bulunduğumuz ahir zamanda Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) vesilesiyle artık savaşların, kavgaların son bulacağını, silahların kalkacağını, kurt ile kuzunun dahi yan yana güzellik içinde yaşayacağını müjdelemiştir. Bu müjdelerin gerçekleşmesinin arifesinde olduğumuz şu günlerde, tüm Müslümanlara düşen sorumluluk güzel sözle ve sabırla, nezaketli bir üslupla, ilmi ve bilimsel delilleri de ortaya koyarak İslam’ın güzelliğini anlatmak; insanlar arasındaki her türlü anlaşmazlığı sevgiyi telkin ederek ortadan kaldırmak; kardeşliğin ve dostluğun tesis edilmesi için tüm gücüyle gayret etmektir. Allah, inşaAllah samimiyetle gayret edenlere muhakkak başarı nasip eder. Bu güzel çaba ve gayret, Allah’ın izniyle, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) devrinde en güzel şekilde karşılık görecek, dünya hiç olmadığı kadar güzel, barış ve dostluk dolu bir mekan olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-378116062875403080?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/378116062875403080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/378116062875403080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/10/musluman-bir-millete-toptan-ofke-duymaz.html' title='Müslüman, bir millete toptan öfke duymaz, sadece zulmü yapana fikren karşı olur'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-8WCRzjVovc0/TqrhIpZKGTI/AAAAAAAAAEQ/W37H95GanPk/s72-c/cicekkirmizi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-2661063440592925264</id><published>2011-10-21T20:29:00.001+03:00</published><updated>2011-10-21T20:48:16.399+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Günün Güzel Konusu'/><title type='text'>İnkarcıların Allah'a Karşı Mücadele İçin Çaba Harcamaları Allah'ın Yarattığı Bir Mucizedir</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-jXz0L-PjoNE/TqGwTFlPGvI/AAAAAAAAAEI/J-GBWEmV3Fw/s1600/pembecicek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="157" rda="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-jXz0L-PjoNE/TqGwTFlPGvI/AAAAAAAAAEI/J-GBWEmV3Fw/s200/pembecicek.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Eğer bir insan Allah’ı inkar ediyor, Yaratılış'a inanmıyorsa, bu dünyanın bir sonunun olacağına ve ölüm ile birlikte yepyeni bir yaratılışla yaratılıp sonsuza dek var olacağı gerçeğine inanmak istemiyorsa, tüm sahip olduğunun bu dünyadan ibaret olduğunu sanıyorsa, o zaman bu insan, dehşetli ve ürkütücü bir bekleyiş içindedir. Kendisi bu durumun farkında değilmiş gibi görünmeye çalışır. Amacının dünyanın tadını çıkarmak olduğunu iddia eder. Yarını düşünmediğini, yalnızca anı yaşadığını savunur. Oysa bilinç altında daima “yok olma”nın endişesi vardır. Mutlak varlığına inandığı bu dünya hayatı gitgide kendisini terk etmektedir. Ölüm yaklaşmaktadır. Ölümün sonrasında ise, kendi batıl inancına göre, yalnızca bir yok oluş vardır. Bu, o kişi için gerçek anlamda dehşete düşürücüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah’ı inkar içinde olan bir insanın yaşadığı dehşet, yalnızca yok olma korkusu ile sınırlı değildir. Yaratılış'ı reddeden, her şeyin sözde tesadüflerle var olduğunu zanneden, dolayısıyla kendisinin de bu evrenin de başıboş olduğu yanılgısına inanan bir insan için her şey aynı şekilde dehşet vericidir. Ayaklarının altında içi kaynayan bir mağmayı örten ince bir kabuk durmaktadır, Dünya ise uzay boşluğunun içinde büyük bir hızla dönüp durmaktadır. Eğer inandığı gibi her şey tesadüfi ise, dünyaya her an bir göktaşının çarpma ihtimali, her an derin ve büyük sarsıntılarla yeryüzünün tümünün yerle bir olma ihtimali kaçınılmazdır. Dünyada yaşamı elverişli kılan milyarlarca hassas ayar ve dengenin herhangi biri herhangi bir şekilde ortadan kalkabilir. Dolayısıyla böyle bir insan için hemen her şey tehlikedir, bir dehşet sebebidir. Tesadüfen attığına inandığı kalbi, tesadüfen vücuduna besin taşıdığına inandığı damarları, tesadüfen gördüğüne inandığı gözleri her an tehlike altındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlar, sahip oldukları tek şeyin bu dünya hayatı olduğuna inanan, ayette belirtildiği gibi &lt;strong&gt;"O (bütün gerçek), yalnızca bizim (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız, biz diriltilecekler değiliz." (Müminun Suresi, 37)&lt;/strong&gt; diyen kişilerdir. Bu çarpık mantığa sahip insanların inkarının amacı ise, her ne kadar dehşet ve korku içinde yaşıyor olsalar da, yalnızca dünya hayatından mümkün olduğunca faydalanabilmektir. Dolayısıyla böyle bir insanın, yine tüm imkanlarıyla, kendince yok olmadan önce, tüm imkanlarını başıboş zannettiği dünyada canlı kalabilmek için seferber etmesi ve yalnızca bu doğrultuda çaba göstermesi beklenir. Fakat öyle olmamaktadır. Bu insanların büyük çoğunluğu, imkanlarını hayatta kalabilmek veya dünya zevkleri için değil, MÜSLÜMANLARLA MÜCADELE İÇİN SEFERBER EDERLER. Bu gerçekten de şaşılacak bir durumdur. Dünya hayatında edindikleri bütün görünürdeki gücü, parayı, imkanı, kısaca Allah'ın kendilerine verdiği her şeyi YALNIZCA Allah’a ve dine karşı mücadele edebilmek için, kendilerince Müslümanları güçsüz düşürebilmek için ve akıllarınca onlara eziyet verebilmek için harcamaları hayret vericidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Rabbimiz, bu gerçeği ayetleriyle haber vermiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İnsanlara, şiddetli bir sıkıntı dokunduktan sonra, bir rahmet dokundurduğumuz zaman, ayetlerimiz konusunda hileli bir düzen kurmak (bir entrika çevirmek) onlar için (bir alışkanlık ve kötü bir edinim)dir. De ki: "Düzen kurmada (karşılık vermede) Allah daha hızlıdır. Şüphesiz, Bizim elçilerimiz, sizin 'geliştirmekte olduğunuz düzenleri' yazmaktadırlar." (Yunus Suresi, 21) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorluk anında Allah’ın kudretini görüp takdir eden inkarcılar, refaha erdiklerinde Yüce Allah’ın Kendi Fazlından lütfettiği rahmetini kendilerinden zanneder, büyük bir akılsızlıkla refah ve güç sahibi olduklarına inanarak bütün enerjilerini Müslümanlara karşı mücadeleye yöneltmektedirler. İşte Allah bu insanları, Müslümanların imtihanı için özel olarak yaratmıştır. Onların böyle yaratılmaları, Allah’ın varlığının büyük delillerinden biridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-2661063440592925264?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/2661063440592925264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/2661063440592925264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/10/inkarclarn-allaha-kars-mucadele-icin.html' title='İnkarcıların Allah&apos;a Karşı Mücadele İçin Çaba Harcamaları Allah&apos;ın Yarattığı Bir Mucizedir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-jXz0L-PjoNE/TqGwTFlPGvI/AAAAAAAAAEI/J-GBWEmV3Fw/s72-c/pembecicek.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4576049869252962681</id><published>2011-10-20T12:03:00.001+03:00</published><updated>2011-10-20T12:08:42.903+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ebced'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Ayet Bir Açıklama'/><title type='text'>Tekvir Suresi'nin 18. Ayetinin ebced değeri 2009 yılını vermektedir</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 22px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-m6LB4GfaE5Y/Tp_k7v0oL0I/AAAAAAAAAEA/kpsV0Ot36Og/s1600/tekvirsuresi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-m6LB4GfaE5Y/Tp_k7v0oL0I/AAAAAAAAAEA/kpsV0Ot36Og/s1600/tekvirsuresi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;“&lt;strong&gt;VE NEFES ALMAYA BAŞLADIĞI ZAMAN, SABAHA;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: red; font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: red; font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px;"&gt;&lt;strong&gt;TEKVİR SURESİ&lt;/strong&gt;,&amp;nbsp;&lt;strong&gt;18&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 22px;"&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 22px;"&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;Arapçası: “&lt;strong&gt;Ves subhı izâ teneffes(teneffese).”&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;şeddesiz = 1429 (hicri) = 2009 (miladi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 22px;"&gt;&lt;div style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;img alt="" height="118" src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/73e056f3e7f76df1de34aa0c11e5a67e.gif" style="height: 143px; width: 385px;" width="320" /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4576049869252962681?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4576049869252962681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4576049869252962681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/10/tekvir-suresinin-18-ayetinin-ebced.html' title='Tekvir Suresi&apos;nin 18. Ayetinin ebced değeri 2009 yılını vermektedir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-m6LB4GfaE5Y/Tp_k7v0oL0I/AAAAAAAAAEA/kpsV0Ot36Og/s72-c/tekvirsuresi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-7052203741870732503</id><published>2011-10-16T22:31:00.003+03:00</published><updated>2011-10-16T22:35:51.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>İnkarcılar bu hayata dair geçici zevklerden asla zevk alamazlar - 3</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-MkCmJrE9UWE/Tpsx-9NHtNI/AAAAAAAAAD4/aM7WJbGCgC0/s1600/cicekler.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="158" src="http://4.bp.blogspot.com/-MkCmJrE9UWE/Tpsx-9NHtNI/AAAAAAAAAD4/aM7WJbGCgC0/s200/cicekler.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Yüce Rabbimiz Kuran’da, bu dünya hayatını, bir süs, geçici bir meta, kısa süreli bir yararlanma, bir oyun ve oyalanma konusu olarak yarattığını belirtir. Allah’ı ve ahireti inkar ederek yalnızca bu dünya için yaşadıklarını iddia eden insanların, ilk bakışta dünya hayatının süs ve geçici zevklerinden faydalandıkları, dünya hayatını arzuladıkları şekilde zevk ve mutluluk içinde yaşadıkları düşünülebilir. Oysa gerçekte durum hiç de böyle değildir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Dünyadaki hayatını anı anına yaşamak adına Allah’ı inkar içinde olan insanlar için bu dünya aslında korku ve dehşet yeridir. Bu insanlar yaşadıkları her an bir gün yok olacaklarını düşünerek endişe içindedirler. Ölen bir sinek bile onlara eninde sonunda buluşacakları ölümü hatırlatır. Ölüm onlar için dehşetlerin en büyüğüdür. Çünkü kendilerine göre tek sahip oldukları dünya ellerinden gidecek ve varlıklarından eser kalmayacaktır. Böyle bir bilgiye sahip bir insanın yaşadığı andan zevk alabilmesi nasıl mümkün olabilir? Elbette mümkün olmamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Yok olup gideceğini düşünen bir insan bu dünyada ona zevk vermesi gereken her şeyden aslında büyük bir huzursuzluk duyar. Kantar kantar altını olsa, buna sahip olmak da, bunları harcamak da mutlaka ona acı ve sıkıntı verecektir. Müzik dinlemek, yemek yemek, eğlence yerlerinde vakit geçirmek, tatile gitmek, seyahat etmek, bir lokantada arkadaşlarıyla vakit geçirmek, evlenmek, ev, araba, arsa vs satın almak, kısaca dünyada sahip olacağı her nimet, onu mutlaka rahatsız edecektir. Tesadüfen meydana geldiğine ve her şeyin başıboş ve kontrolsüz olduğuna inandığı için akıl almaz bir sıkıntı ve kaygı içinde olur. Yok olma duygusu zaten tüm kaygıların üstündedir. Sadece bir an için bile, yok olup gideceğini aklına getirse, o mutlaka mutluluğunu götürecektir. Yaşadığı o anın, o hayatın hiçbir anlamı kalmayacaktır. Kendisine mutluluk vereceğine inandığı şeyler bu düşüncesiyle birlikte onu öfkelendirmeye başlayacaktır. Müzik onu kızdıracak, eğlence ortamları kızdıracak, mal biriktirmek kızdıracaktır. İnsanlara hava atmak için aldığı arabasına binmek, güzel bir manzara görmek, evi, evinin dekorasyonu, hatta eşi, çocuğu ve yakın akrabaları dahi onun için hep kızdırıcı, neşe kaçırıcı birer unsur haline gelecektir. İnandığı o yok oluş anına her saniye biraz daha yaklaşmaktadır. Dolayısıyla her geçen an onun için daha fazla korku, daha fazla kaygı ve daha fazla kızgınlık sebebidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;img alt="" src="http://nl1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/34530031.gif" style="height: 82px; width: 448px;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Yüce Rabbimiz, inkarcıların dünyaya ait zevklerini tüketirken aslında büyük bir sıkıntı içinde olduklarını bir ayette şöyle haber verir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-left: 40px;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir. (Enam Suresi, 125)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bir başka ayette ise Rabbimiz, içinde bulundukları dehşet ve sıkıntı nedeniyle bu kişilere cehennem azabının bir kısmının dünyada yetişmiş olduğunu haber vermektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-left: 40px;"&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azab) ne zaman?" De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile." (Neml Suresi, 71-72)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Zevk ve mutluluk ancak Allah sevgisi ile mümkün olur. Bir insan müzikten, insandan, çiçekten, güzel bir manzaradan, yaşadığı ortamdan, eğlenceden, dostluktan, alışverişten, sohbetten ancak içindeki iman neşesi ile zevk alabilir. Bütün bunların ona zevk verebilmesi için içinin rahat olması, vicdanının huzurlu olması şarttır. Kalbi ve vicdanı rahat olmayan bir insanın gerçek anlamda mutlu olabilmesi, zevk alabilmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. İman neşesi ise ancak Allah'ı çok seven, Allah'tan çok korkan, yaşadığı her anın Allah'ın lütfu olduğunu bilen bir insanın Allah’a karşı vicdanının rahat, içinin huzurlu olması ile mümkün olabilir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 16px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Aslında her insan bu bilince sahiptir. İnkar edenler de dahil her insan vicdanına göre davranması gerektiğini çok iyi bilir. Vicdanın sesini Yüce Allah kendilerine ilham eder. Fakat bu insanlar, vicdanlarının sesine rağmen doğru olanı seçmediklerinden hiçbir zaman iç huzuruna ve mutluluğuna kavuşamamaktadırlar. Tam tersine yaşadıkları şey sürekli olarak korku, kaygı, endişe ve hüzündür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-7052203741870732503?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7052203741870732503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7052203741870732503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/10/inkarclar-bu-hayata-dair-gecici.html' title='İnkarcılar bu hayata dair geçici zevklerden asla zevk alamazlar - 3'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-MkCmJrE9UWE/Tpsx-9NHtNI/AAAAAAAAAD4/aM7WJbGCgC0/s72-c/cicekler.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3812581950979626095</id><published>2011-10-09T14:48:00.001+03:00</published><updated>2011-10-09T14:51:56.305+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran Bilgisi'/><title type='text'>Müslüman Nasıl Konuşmalıdır?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-B33cn8a4aVA/TpGKyw43CcI/AAAAAAAAAD0/PzPNdJNq8Bc/s1600/muslumannasilkonusmalidir.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-B33cn8a4aVA/TpGKyw43CcI/AAAAAAAAAD0/PzPNdJNq8Bc/s1600/muslumannasilkonusmalidir.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Dil Eğip Bükmeden Konuşmak &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müminlerin titizlikle kaçındıkları  konulardan biri, Kuran'da ifade edildiği şekliyle 'dil eğip bükerek  konuşmak'tır. 'Dil eğip bükerek konuşma'nın anlamı, son derece açık ve anlaşılır  olan Kuran ayetlerini olduğundan farklı yorumlamaya çalışmaktır. Kuran'ın bir  ayetinde Allah, dil eğip bükerek konuşmanın, kalplerinde imandan yana bir kayma  olan münafıklara ait bir özellik olduğunu şöyle bildirmektedir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;“Sana  Kitab'ı indiren O'dur. Ondan, Kitab'ın anası (temeli) olan bir kısım ayetler  muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne  çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar.  Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona  inandık, tümü Rabbimiz'in Katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası  öğüt alıp-düşünmez.” (Al-i İmran Suresi, 7) &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kimseler aslında  Kuran ayetlerini vicdanen çok iyi anlayabilecekleri halde, kendi nefislerinin  istekleri doğrultusunda hareket ederek ayetlerin anlamını çarpıtmaya çalışırlar.  Özellikle de kendi menfaatleriyle çatıştıkları konularda, Kuran'a uymak yerine,  din ahlakını kendi hevalarına uydurmak isterler. Bir ayette münafıkların  dillerini eğip bükerken aslında yalan söylediklerinin şuurunda oldukları şöyle  açıklanmaktadır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;“Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini Kitab'a  doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) Kitap'tan sanasınız diye.  Oysa o Kitap'tan değildir. "Bu Allah Katındandır" derler. Oysa o, Allah Katından  değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.”  (Al-i İmran Suresi, 78) &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3812581950979626095?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3812581950979626095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3812581950979626095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/10/musluman-nasl-konusmaldr.html' title='Müslüman Nasıl Konuşmalıdır?'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-B33cn8a4aVA/TpGKyw43CcI/AAAAAAAAAD0/PzPNdJNq8Bc/s72-c/muslumannasilkonusmalidir.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4194518937616712269</id><published>2011-10-05T20:28:00.002+03:00</published><updated>2011-10-06T12:32:19.830+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran&apos;ın Bazı Sırları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran Bilgisi'/><title type='text'>Hac Suresi, 78 (Cihad etmek, kan dökmek demek değildir)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Jg-sjR60aY8/To11miq9aBI/AAAAAAAAADw/SfBOxipQBVk/s1600/kuran_.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-Jg-sjR60aY8/To11miq9aBI/AAAAAAAAADw/SfBOxipQBVk/s1600/kuran_.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;strong&gt;Adnan Oktar'ın 31 Mart 2011 A9 Tv Ve Samsun Aks Tv'deki Canlı Sohbetinden&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;strong&gt;ADNAN OKTAR:&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Hac Suresi, 78&amp;nbsp;&lt;strong&gt;“Allah adına gerektiği gibi cihad edin.”&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;Cihad demek kan dökmek değildir. Tebliğ, cehd etmek, gayret etmek.&amp;nbsp;&lt;strong&gt;“O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir.”&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;Yani “dininiz kolaydır” diyor. İslam dini kolay, fakat yobazlar son derece zor gösterdiği için insanlar dini olağanüstü zor zannediyorlar. Diyor ki; “60 yaşına geldiğim vakit o zaman Müslüman olurum, o zaman dünyadan el etek çeker, içime kapanırım” diyor. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;Kardeşim, sana dünyadan el etek çek diyen kim? Din sana öyle bir şey diyor mu? Bilakis dünyayı daha güzel yaşar dindar. Daha hakkıyla yaşar, dünya zevklerini daha güzel yaşar. Ben kendimden biliyorum. Alemcinin şahıyım yani böyle. En güzel şekilde yaşıyorum hayatımı, bütün dünya zevklerinden, hepsinden istifade ediyorum. Hepsini en güzel yaşıyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px;"&gt;Ama dinimi titizlikle yaşıyorum. Din olmadan zaten hiçbir zevkin anlamı olmaz. Hepsi dinin vereceği zevk içerisinde bir anlam kazanır.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px;"&gt;“O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir.”&amp;nbsp;Yok. Yobazlar zor gibi gösteriyorlar. İnsanlar da bilmediği için dini böyle dehşet verici bir şey zannediyorlar. Din müthiş bir ferahlık, sevinç ve bayramdır. Kalpleri açar. Bedene, ruha, her şeye sıhhat ve selamettir. Hayat her yönüyle anlamlı ve güzel olur. Her şey güzel olur. İnsanlar güzel olur, çiçekler güzel olur, hayvanlar güzel olur, hayat güzel olur, evler güzel olur, her şey güzel olur dinde.&lt;strong&gt;“Atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi).”&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Onun dini de çok kolaydı” diyor Allah. Yobazlar zor gösteriyorlar. Sakın insanlar buna inanmasın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4194518937616712269?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4194518937616712269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4194518937616712269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/10/hac-suresi-78-cihad-etmek-kan-dokmek.html' title='Hac Suresi, 78 (Cihad etmek, kan dökmek demek değildir)'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Jg-sjR60aY8/To11miq9aBI/AAAAAAAAADw/SfBOxipQBVk/s72-c/kuran_.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3618793020345874896</id><published>2011-09-30T18:40:00.001+03:00</published><updated>2011-09-30T18:48:16.178+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>İnsanlardaki gaflet perdesinin kalkması için telkin çok önemlidir</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-IDAZA-C3KHc/ToXkr3RL5UI/AAAAAAAAADs/1RuYAfULmzo/s1600/insanlardakigafletperdesi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-IDAZA-C3KHc/ToXkr3RL5UI/AAAAAAAAADs/1RuYAfULmzo/s1600/insanlardakigafletperdesi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bazı insanların, içinde yaşadıkları toplumun yüzyıllar içinde meydana getirdiği geleneğe uymaya, atalarından kalan örfü sürdürmeye yönelik bir eğilimi vardır. Eğer bu gelenek ve örf, Kuran ahlakına uygunsa, bunların yaşanmasında bir sakınca yoktur. Fakat Kuran’da bildirilen hükümlere uygun olmayan, İslam örfüne aykırı yönleri varsa -ki çoğu zaman böyledir- Allah bunları yaşamayı yasaklar. Çünkü Müslümanın yol göstericisi, Allah’ın indirdiği Kitap’tır; bu ilahi yol göstericiyle çeliştiği takdirde, ne atalarının ne de başka kişilerin ortaya koydukları gelenek ve kurallar Müslüman için hiçbir anlam ifade etmez. Fakat insanların bir kısmı büyük bir gaflet perdesi altında kendi bildikleri şekilde dini yaşamaya devam ederler. Bu şekilde dini yaşayan kişilerin düştükleri durumu Yüce Allah bir Kuran ayetinde şöyle haber verir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-left: 40px;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;“Onlara; “Allah’ın indirdiklerine uyun” denildiğinde, derler ki; “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?” (Lokman Suresi, 21)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Bazı insanlardaki gaflet perdesinin kalkması, batıl din anlayışı yerine saf ve katıksız bir biçimde Kuran’a ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetine uygun din ahlakının yaşanmasını sağlamak için kullanılacak yöntemlerden biri de telkindir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Din Ahlakı Telkinle Diri Kalır, Anlatımla Güçlenir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Yüce Allah’ın insanlar için seçip beğendiği İslam dini; insanların üzerindeki tüm külfeti, kısıtlayıcı, sınırlayıcı, insanlara zorluk getiren ağırlıkları kaldıran demokrasi ve özgürlüğün gerçek kaynağı olan bir dindir. İslam dininin hiçbir karmaşıklığı ve anlaşılamayacak hiçbir yönü yoktur. Normal bir insan çok kısa bir zamanda İslam dinini çok güzel kavrar. Bir kişiye, salih kulları için herşeyi hayırla yaratan Allah’ın kendisi için belirlediği kadere teslim olması, herşeyde sadece O’nun rızasını arayarak O’na yönelmesi gerektiği çok detaylı olarak anlatılsa çok kısa sürede İslam ahlakının temel konularını anlayabilir. Din ile ilgili anlatımlarda bu şekilde detaylara girilmesinin nedeni, karşıdaki kişinin daha çok düşünmesini sağlamak ve sürekli olarak dikkatini açmaktır. Nitekim aklı gaflet perdesi ile kapalı olan bir insanın evrendeki her varlığın ve gerçekleşen her olayın sahibi olan Yüce Allah’a güvenip dayanması ve O’nu dost edinmesi için detaylı bir anlatım yapılması bu kişinin hayatı boyunca yaşadığı korkuların, endişelerin, sıkıntıların ve zorlukların kalkması için gereklidir. Kuran ahlakını yaşayan bir insan için din ahlakının getirdiği en önemli kolaylık ve güzelliklerden biri budur. Zaten Allah, tüm emir ve hükümlerini insanların fıtratlarına en uygun şekilde bildirdiğinden, bunların uygulanmasında hiçbir bir zorluk bulunmamaktadır. Allah, Kuran’da din ahlakının kolay olduğunu, bu üstün ahlaka tabi olanların işlerini kolaylaştıracağını şöyle bildirir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;“… O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim’in dini(nde olduğu gibi)...” (Hac Suresi, 78)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Telkinle İnsanların Dikkati Keskinleşir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Gaflet perdesi içinde olan insanların en belirgin özelliği, Kuran’da kast edildiği şekilde düşünmeyi bilmemeleridir. Hayatın gerçek anlamı hakkında düşünmezler. Sadece kazanacakları parayı ya da yapacakları gösterişi düşünürler. Büyük bir çoğunluğu, evrenin nasıl var olduğu, sahip oldukları bedenin kimin tarafından yaratıldığı, ölümle birlikte insanın nereye gittiği gibi temel imani konular hakkında düşünmezler. Düşünceleri sadece kişisel çıkarları üzerine kuruludur. Bu nedenle gaflet içerisinde olan böyle bir kişiyi mutlaka düşünmeye sevk etmek gerekir. Bu kişinin hem içinde yaşadığı sistemin çarpıklığını görmesi, hem de temel imani konuları kavraması için hayati derecede önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Düşünmek, insanın kendi kendine bazı sorular sormasına, eksikleri fark etmesine ve bu eksiklerden dolayı içinde bulunduğu durumdan sıkıntı duymasına neden olur. Bunun sonucunda ise doğruyu ve gerçeği aramaya başlar. Samimi olarak kendinde ve etrafında olan eksiklikleri görür ve bunları dürüstçe eleştirmeye başlar. Sonuçta hurafelerle dolu olan veya din ahlakından uzak olan yaşamından uzaklaşmaya başlar. Bu vesileyle örneğin namaz kılmayan biri namaz kılmaya başlar, bencil birisi bencilliğin çirkinliğini fark eder, sevgiyi yapmacıklık olarak gören birisi gerçek sevgiyi öğrenir, cahiliye ahlakını ve yaşamını hoş gören biri gerçekte bu yaşamın çirkinliğini, Müslümanların ise güvenilir insanlar olduklarını fark eder.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Telkin&amp;nbsp; Ömür Boyu Devam Eder&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Gaflet içinde olan bazı insanların içinde bulundukları bu durumdan kurtulmaları Allah’ın dilediği zamanda gerçekleşir. Bazı insanlar gaflet halinden çok genç yaşlarda, bazıları ise&amp;nbsp; ileri yaşlarda kurtulabilir. Ancak gaflet perdesi kalktıktan sonra din ahlakını diri tutmak için yapılan telkinin ömür boyu devam etmesi gerekir. Çünkü insanlar doğdukları andan itibaren cahiliye ahlakı ve batıl din telkini alırlar. Bu nedenle söz konusu insanların ömürleri boyunca batıl din anlayışı yerine saf ve katıksız bir biçimde Kuran ahlakına uygun din anlayışını öğrenmeleri, hayata bakışlarında ve yaşamlarında daima Kuran’ı ölçü olarak almaları için samimi din ahlakını telkin etmek önemlidir. İnsanlar hayatları boyunca gafletten kurtulmak için şu konularda kendilerine dini telkin yapabilirler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Kuran okumak ve ayetler üzerinde düşünmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Allah’ın din ahlakını öğrenmek ve yaşamak için verdiği imkanları değerlendirmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Allah’ın herşeyden haberdar olduğunu ve herşeyi çepeçevre kuşattığını bilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Allah’ın yarattıklarını detaylarıyla bilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Dünyanın kısa ve geçici olduğunu bilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ölümü düşünmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Asıl yurdun ahiret olduğunu bilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Ahiretten geri dönüşün olmadığını bilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Cehennemin ne kadar azap verici bir mekan olduğunu ve orada sonsuza dek kalınacağını bilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Tüm bunların sonucunda sürekli Allah ile bağlantı içerisinde olan bir kişi, din ahlakına uygun en güzel karakter özelliklerini sürekli üzerinde barındırır. Kuran’da müminlerin bu üstün ahlakı şöyle bildirilmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;“Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.” (Hac Suresi, 24)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: firebrick;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Sayın Adnan Oktar 7 Haziran 2011 tarihinde A9 TV ve&amp;nbsp; Kaçkar TV’de yayınlanan sohbetinde “insanlarda gaflet perdesinin kalkmasında telkinin önemi”ni şöyle anlatmıştır:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;ADNAN OKTAR:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Evet, aslında din o kadar karmaşık, öyle günlerce anlatılması gereken, yıllarca anlatıldığında kavranan bir durum değil. Dini anlamak için normal bir insan en fazla bir haftada İslamiyeti çok güzel kavrar. En fazla bir hafta sürer. İşin doğrusu bir günde tam olarak anlar, bir gün oturtsan karşına, anlatsan anlar. Detaylara girmemizin nedeni, daha çok düşündürtmek, sürekli dikkati açmak. Din telkinle kaimdir, ne kadar çok telkin olursa, ne kadar çok anlatılırsa o kadar güçlenir. İnsanların dikkati keskinleşir, ufku açılır. O yönden önemli, mesela biz, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne defalarca dikkat çektik. Bir süre sonra hakikaten bakıyoruz, insanlarda bu çok olumlu etki yapıyor. Bir süreye kadar sabreden bir insan, bakıyorsun çok samimi itiraflar yapabiliyor. Çok dürüstçe olayı ele veriyor, anlatabiliyor. Bakıyorsun o şeyden vazgeçebiliyor. Israrla namaz kılmayan bir insan, bakıyorsun birdenbire namaz kılmaya karar veriyor. Israrla doğru söylemeyen adam, bakıyorsun bir gün sürekli doğru söylemeye karar veriyor. Sevgiyi bilmeyen adam, bir de bakıyor sevgi çok güzel bir duygu, sevmeye ve sevilmeye karar veriyor. Egoist bir insan, egoistliğin çirkinliğini fark ediyor, “ne kadar pis, ne kadar kötü” diyor. Mesela sevdiği, güvendiği insanlara bir de bakıyor ki çok adiler, küfür içinde, ahlaksız, vicdansız. Bir de bakıyor ki karşı olduğu insanlar da çok güzel insanlar, müminler, Müslümanlar, çok şeker insanlar, çok iyi insanlar, bunu fark ediyor. Onun için, insanların böyle bir ince teli vardır, o koptu mu ondan sonra gerçekleri görmeye başlar; o perde yırtıldığında görür. O perde yırtılmadığında göremez, sevgiyi fark edemez. Mesela sevginin yapmacık bir şey olduğunu düşünür, sonra bir de bakar ki hakikaten sevgi denilen bir şey var. Egoistliğin&amp;nbsp; iğrençliğini fark edemez, egoistliği hak olarak görür; “tabiî ki egoist olacaksın” der. Halbuki gider bir de bakar ki, rezalet bir şey egoistlik ve onu çirkinleştiren, çökerten bir şey. Bazen bu iki yıl sonra anlaşılır, bazen üç yıl sonra. Onun için telkinin ömür boyu yapılması lazım. Bazı insanların 60 yaşında o perdesi açılır, kafasında bir netlik meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Gece gündüz anlatıyoruz anlamıyor, öyle bir şey yok. Ben mesela akademideyken Hasan Kaçan; o zaman Marksist’ti. Bütün komünistler; zaten doluydu okulun içi, komünist doluydu, komünist olmayan çok azdı, parmakla sayılırdı. Ben o zaman ona kitap da vermiştim, arkadaşlarına da kitap vermiştim. Anlattıklarım ona dolaylı olarak da gitti, bilgi olarak da gitti. Yıllar sonra Müslüman olduğunu söyledi. Mümin muttaki, namazında niyazında bir Müslüman oldu. Mesela ünlü yazarlar, felsefeciler, biz bunların çoğuna kitap gönderdik. Ama bir süre sonra mesela, bir yıl iki yıl sonra, üç yıl beş yıl sonra netice aldık. O andaki inkarlarına takılmamak lazım. Anlattım kabul etmedi, öyle bir şey yok. Beyninin kabul etmesi önemlidir, kendinin kabul etmesi önemli değildir. Lisanen kabul etmemesi ilk anda önemli değildir. Beyni kabul ettikten sonra iş bitti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"&gt;Aklı başında bir adama da hakkı anlatırsan, beyni kabul eder. Beynin kabulünü esas almak lazım. Mesela Hilmi Yavuz Hoca, bizim akademide Marksist düşüncedeydi. Biz anfide otururduk, ders verirdi bize, sohbet ederdi, İslam dinini eleştirirdi. Darwinizm’in, materyalizmin geçerliliğini anlatırdı, Marksist düşünceyi anlatırdı bize Hilmi Yavuz. Ben de ona götürüp kitap vermiştim Darwinizm’i eleştiren. Konuşmuştuk, sohbet etmiştik. Yıllar sonra Hilmi Yavuz Hoca 180 derece döndü, Marksizm’e karşı bir tavır aldı ve İslamiyet’i savunuyor şu an. Demek ki o devirde vicdanı kabul etmiş, aklı kabul etmiş. Dil olarak kabul etmedi o devirde, ama beyni kabul ettiği için sonunda beynine uydu. Öyle çok vaka var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3618793020345874896?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3618793020345874896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3618793020345874896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/insanlardaki-gaflet-perdesinin-kalkmas.html' title='İnsanlardaki gaflet perdesinin kalkması için telkin çok önemlidir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-IDAZA-C3KHc/ToXkr3RL5UI/AAAAAAAAADs/1RuYAfULmzo/s72-c/insanlardakigafletperdesi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5153771131327041827</id><published>2011-09-24T09:39:00.000+03:00</published><updated>2011-09-24T09:39:27.152+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Çöl Sıcağından Etkilenmeyen Yapraklar</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-LK1b9M47qrY/Tn16_EYpxII/AAAAAAAAADo/zV4cW6Kq-z0/s1600/yaprakcol.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hca="true" height="149" src="http://1.bp.blogspot.com/-LK1b9M47qrY/Tn16_EYpxII/AAAAAAAAADo/zV4cW6Kq-z0/s200/yaprakcol.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Çölün kurak ortamına yakından baktığımızda, çeşitli özelliklere sahip bitkiler dikkatimizi çeker. Bu bitkiler, özel tasarımları ve farklı çeşitleriyle çok zor koşullarda rahatça yaşayabilmektedirler. Onlar bu iklim koşulları için özel olarak yaratılmış birer mucizedirler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöl bitkileri, aşırı sıcakla ve susuzlukla başa çıkmak için iki yola başvururlar. Birincisi, sahip oldukları dayanıklı yapıyı kullanmak, ikincisi de uykuda kalmaktır. İlginç yapıları ve özel tasarımları sayesinde kurak iklimlerden zarar görmeyen bu bitkilerde yaprak; hem gövde, hem fotosentez organı, hem bir besin ve su deposu hem de kalın yapısıyla bir savunma organıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı depo görevi gören yapraklar ise etrafta bulunan kayaları taklit eden yapılarıyla birer kamuflaj uzmanıdırlar. Çeşitli hayvanların kamuflaj yapması sık karşılaştığımız mucizelerden biridir. Ancak bir bitkinin kamuflaj yapması fazla alışık olmadığımız bir durumdur. Çevresindeki kayaları taklit edebilen bir bitkinin hangi özelliklere sahip olması gerektiğini düşünürsek, ne kadar hayret verici bir olayla karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlayabiliriz. Herşeyden önce, bu bitkinin çöl ortamını çok iyi bilmesi, çevre koşullarından haberdar olması gerekir. Buna göre etraftaki bazı hayvanlardan kurtulmak ve aynı zamanda aşırı sıcaklara karşı koymak için belirli bir şekil ve savunma sistemi planlamalıdır. Sonuç olarak kayaların kendisi için en ideal model olduğuna karar vermelidir. Kendini kayalara benzetirse göze batmayacağını ve taş gibi hacimli bir yapının depo görevini rahatça yerine getirebileceğini düşünmeli ve bütün kimyasal yapısını bu kararına göre değiştirmelidir. Ne bir akla, ne bir şuura, ne bir göze sahip olan bitkilerin, kendileri için böyle hayati önemi olan kararlar alamayacakları ve bu kararlarını uygulayamayacakları çok açıktır. Bu bitkileri tüm bu özellikleri ile yaratan, üstün ilim ve akıl sahibi Yüce Allah'tır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapraklardaki Su Deposu &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöl bitkilerinin mükemmel tasarımlarının bir başka özelliği ise küre şeklinde olmalarıdır. Çünkü küre, en küçük yüzey alanına sahip olması nedeniyle en etkili su depolama şeklidir. Çöl bitkilerinin kalın gövdeleri, küre şekilleri ve gündüzleri kapalı, geceleri açık olan gözenekleri, buharlaşma ile su kaybını azaltan bir yapı meydana getirir. &lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Her bitki, suyu farklı bölümlerinde depo eder. Örneğin, yüzyıl bitkisi yapraklarında, gece açan Cereus bitkisi yeraltındaki soğanında, kaktüs ise tombul gövdesinde su depolar. Sabır otu gibi bitkiler ise nadir olarak yağan yağmurları yakalamak için oluk şekilli yapraklarını açık tutarlar. Bunun tam tersine Sarracenia minor gibi yağışlı bölgelerde bulunan bitkilerin yaprakları, aşırı yağmurdan korunmak için şemsiye gibidir. Her bitkinin bulunduğu koşullara uygun bir şekle sahip olması, Allah'ın muhteşem yaratışını gösteren delillerden yalnızca biridir. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kaktüslerin hepsinin uzunlamasına çizgileri ya da yüzeylerinde çok sayıda dikenimsi çıkıntıları vardır. Bu bitkilerin çizgili yüzeyleri, içlerinde depo edilen suyun miktarına göre daralma ve gevşeme özelliğine sahiptir. Kaktüs ısıyı yayabilen, su dolu gövdesini hayvanlardan koruyan ve dikleşen iğnelere sahiptir. Mumlu üst tabaka, sıcağın bitkinin içine işlemesini azaltarak bitkiyi korur. Ayrıca bu bitkilerin renkleri solgun ve parlaktır. Böylece üzerlerine düşen ışının çoğunu yansıtırlar; bazıları da güneş ışığını yansıtacak beyaz tüylerle kaplanmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Elbette ki her bitki ilk yaratıldığı günden itibaren, Allah'ın ilham ettiği şekilde hareket etmektedir. Bu gerçek bir Kuran ayetinde şu şekilde açıklanmaktadır: "Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için." (Talak Suresi, 12)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5153771131327041827?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5153771131327041827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5153771131327041827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/col-scagndan-etkilenmeyen-yapraklar.html' title='Çöl Sıcağından Etkilenmeyen Yapraklar'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-LK1b9M47qrY/Tn16_EYpxII/AAAAAAAAADo/zV4cW6Kq-z0/s72-c/yaprakcol.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-1697309202358006628</id><published>2011-09-22T21:20:00.001+03:00</published><updated>2011-09-22T21:23:37.585+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hz. Mehdi (a.s)'/><title type='text'>Musevilikte Mehdi inancı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-k1nIaqWfUf0/Tnt9Gqg2ymI/AAAAAAAAADk/CajaThIZkww/s1600/museviliktemehdiinanci.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hca="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-k1nIaqWfUf0/Tnt9Gqg2ymI/AAAAAAAAADk/CajaThIZkww/s1600/museviliktemehdiinanci.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;“Mehdi” ismi Musevilikte “Maşiyah”, “Kral Mesih”, “Shiloh (gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı)” gibi çeşitli isimlerle ifade edilir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hz. Mehdi (as)'ın –Musevi kaynaklara göre Kral Mesih'in- geleceğine inanmak, Tevrat’ta bildirilen Museviliğin temel inanç esaslarından biridir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Musevilerin 12. yüzyıldan bu yana en büyük Tevrat alimlerinden biri olarak kabul ettikleri Haham Maimonides (İbn-i Meymun), Museviliğin 13 temel inanç esasından on ikincisini, &lt;strong&gt;"Kral Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceğine inanmak" &lt;/strong&gt;olarak açıklamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu esaslara göre, Musevilerin "Mehdi" ile ilgili inançları şu sözlerle belirlenmiştir: "Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceğine gönülden inanıyorum, gelişi gecikse bile, her gün onun gelişini bekliyorum."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kral Mesih'in -yani Hz. Mehdi (as)'ın- gelişini inkar edenlerin durumu ise, Musevilerin kutsal kaynaklarından Mişna'da şöyle açıklanmaktadır:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceğine inanmayan veya onun gelişini beklemeyen bir kişi, sadece bütün Peygamberlere karşı gelmekle kalmaz, Tevrat'ı ve Peygamberimiz Musa'yı da inkar etmiş olur. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Yasaları, 11:1)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayrıca Musevilerin her gün üç kere ettikleri Şemone Esre (Shmone Esre) adlı duada, Kral Mesih'in -Hz. Mehdi (as)'ın- bir an evvel gelmesi ve onun vesilesi ile kurtuluş olması Cenab-ı Allah'tan istenir. Bu dua, Allah inancının gereği olan adaletin yeniden sağlanması, ahlaksızlığın, günahların ve kötülüğün son bulması, doğruluğun hakim olması için Hz. Mehdi (a.s.)'ın gelmesi beklentisiyle yapılır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-1697309202358006628?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1697309202358006628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1697309202358006628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/musevilikte-mehdi-inanc.html' title='Musevilikte Mehdi inancı'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-k1nIaqWfUf0/Tnt9Gqg2ymI/AAAAAAAAADk/CajaThIZkww/s72-c/museviliktemehdiinanci.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-9169579724804049733</id><published>2011-09-20T19:11:00.001+03:00</published><updated>2011-09-20T19:14:19.114+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>İnsan Yüzünde Gizlenen Barkod Sistemi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-pqCvd0E8nGs/Tni7vtxfM6I/AAAAAAAAADg/B9XyWik-szc/s1600/barkodsistemi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="127" rba="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-pqCvd0E8nGs/Tni7vtxfM6I/AAAAAAAAADg/B9XyWik-szc/s200/barkodsistemi.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yüce Allah'ın benzersiz çeşitlilikteki yaratma sanatının bir tecellisi olarak, insanların her biri farklı bir yüze sahiptir. Ancak yüzler ne kadar çeşitli ve ortam ne kadar kalabalık olursa olsun tanıdığımız birinin yüzünü fark etmemiz sadece birkaç saniye alır. Peki bu tanıma süreci nasıl işler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beyindeki Yüz Tanıma Süreci Nasıl Gerçekleşir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzün tanınma süreci görsel kortekste gerçekleşen oldukça kompleks bir süreçtir. Bu tanıma sürecinin beyinde nasıl gerçekleştiğini araştıran bilim adamları, oldukça şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşmışlardır. Çünkü yapılan araştırmalarda, yüzün beyin tarafından okunabilen bir barkod sistemine sahip olduğu keşfedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu sisteme göre; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk önce kaşlar, gözler, dudaklar gibi yatay çizgi oluşturan özelliklerin beyin tarafından algılanmasından sonra, bu çizgilerin siyah ve beyaz renklerde kodlandığı belirlenmiştir.Cilt ve yanaklar parlaklıkları nedeniyle beyaz olarak, dudaklarımız kaşlarımız ve göz çukurlarımızın da gölgelikleri nedeniyle siyah olarak kodlandığı tespit edilmiştir.Araştırmayı yürüten Dr. Dakin “Bu şekildeki yatay bilgi çizgileri, süper­market barkodlarını anımsatmaktadır” diyerek bu kod sistemine dikkat çekmiﬂtir.Bilindiği gibi süpermarket barkodları, bilgi sağlamanın etkin bir yoludur. Düz, tek boyutlu çizgiler, sayı gibi 2 boyutlu karakterlerin algılanmasından çok daha kolaydır. Yüz tanımanın saniyelerle sınırlı bir biçimde hızlı gerçekleşmesi için barkod sisteminin kullanılması da Rabbimiz'in Âlim (herşeyi çok iyi bilen), Fatır (yaratan, icad eden) ve Bedi (örneksiz yaratan) isimlerinin bir tecellisidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-9169579724804049733?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/9169579724804049733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/9169579724804049733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/insan-yuzunde-gizlenen-barkod-sistemi.html' title='İnsan Yüzünde Gizlenen Barkod Sistemi'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-pqCvd0E8nGs/Tni7vtxfM6I/AAAAAAAAADg/B9XyWik-szc/s72-c/barkodsistemi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5404035263834151258</id><published>2011-09-17T23:16:00.004+03:00</published><updated>2011-09-17T23:27:04.841+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Ayet Bir Açıklama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran Bilgisi'/><title type='text'>Müminler her zaman umut ve korku arasında olurlar.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-v0ANTfGsULc/TnUCfx0KqwI/AAAAAAAAADc/5YLqeovNtN8/s1600/beyazakasya.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="151" rba="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-v0ANTfGsULc/TnUCfx0KqwI/AAAAAAAAADc/5YLqeovNtN8/s200/beyazakasya.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Onların yanları yataklarından uzaklaşır. &lt;strong&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;RABLERİNE KORKU VE UMUTLA DUA EDERLER&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (Secde Suresi, 16) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rablerinin azabına &lt;strong&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;KARŞI (DAİMİ) BİR KORKU DUYMAKTADIRLAR.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Şüphesiz Rablerinin azabından emin olunamaz. (Mearic Suresi, 27-28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzene konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın; &lt;strong&gt;O'NA KORKARAK VE UMUT TAŞIYARAK DUA EDİN.&lt;/strong&gt; Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (Araf Suresi, 56)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. &lt;strong&gt;İMAN EDENLER İSE, ONA KARŞI BİR KORKU İÇİNDEDİRLER&lt;/strong&gt; ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet-saati konusunda tartışanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler. (Şura Suresi, 18)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, &lt;strong&gt;UMARAK VE KORKARAK BİZ'E DUA EDERLERDİ.&lt;/strong&gt; Biz'e derin saygı gösterirlerdi. (Enbiya Suresi, 90)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik, 'İçi titreyerek korku duyanlara'ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik). (Taha Suresi, 2-3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. (Yasin Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-tF3w2S3nhP0/TnT_errGoII/AAAAAAAAADY/3wFCKvTlSHc/s1600/54tv8.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="64" rba="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-tF3w2S3nhP0/TnT_errGoII/AAAAAAAAADY/3wFCKvTlSHc/s320/54tv8.gif" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5404035263834151258?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5404035263834151258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5404035263834151258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/muminler-her-zaman-umut-ve-korku.html' title='Müminler her zaman umut ve korku arasında olurlar.'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-v0ANTfGsULc/TnUCfx0KqwI/AAAAAAAAADc/5YLqeovNtN8/s72-c/beyazakasya.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-8087185494818969355</id><published>2011-09-13T10:12:00.001+03:00</published><updated>2011-09-13T10:14:18.345+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Güncel: İlmi Araştırma Sayı 87, Sesiyle Rekor Kırıyor!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-wkgHfW4TAV8/Tm8Cp86pFxI/AAAAAAAAADU/peqyjiKlHuk/s1600/guncel__ilmi_arastirma_sayi_87_tr.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="151" nba="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-wkgHfW4TAV8/Tm8Cp86pFxI/AAAAAAAAADU/peqyjiKlHuk/s200/guncel__ilmi_arastirma_sayi_87_tr.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Avrupalı bilim adamları, boyuna göre dünyanın en gürültücü hayvanı olan bir su böceğinin, suyun altında 99,2 desibel, yani bir çim biçme makinesi kadar ses çıkardığını tespit etti.&amp;nbsp;Fransa ve İskoçya'dan bilim adamları, Public Library of Science dergisinin Haziran sayısında yayınladıkları makalede, boyu iki milimetreyi aşmayan ve Avrupa'daki yavaş akan nehirlerde yaşayan mini erkek su böceğinin, sessiz dişilerin ilgisini çekmek için su altında bu inanılmaz "şarkıyı" seslendirdiğini belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesin yüzde 99'u sudan havaya transfer olurken kaybolsa bile, nehir kenarında yürüyen kişilerin, normalde çekirgelerin çıkardığı ses kadarını duyabildiklerini belirten araştırmacılar, bu su böceği bir insan boyutlarında olsaydı, çıkardığı sesin de insan kulağına zarar verecek düzeydeki bir rock konserindeki azami gürültü kadar olacağını ifade ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamları, vücut ölçüsüne göre, erkek su böceğinin bir insandan sekiz kat daha çok gürültü çıkarabildiğine işaret ederek, su böceğinin kendisiyle birlikte taşıdığı hava kabarcığı sayesinde su altında hava alabildiğini de belirttiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kök Hücreden Diş Yaptılar &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokyo Üniversitesi uzmanları, ilk kez laboratuvar ortamında kök hücreden tam diş geliştirdiklerini duyurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacılar, laboratuvarda süt dişinin özünde bol miktarda bulunan kök hücrelerini çeşitli kimyasallar ve vitaminlerle karıştırıp beklemeye bıraktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş gün sonra ufak bir diş tomurcuğu oluştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tomurcuk daha sonra özel yapılmış plastik bir kaba konarak bir farenin vücuduna yerleştirildi. Bu sayede büyümesi için gerekli vücut sıvılarına ve kimyasallara maruz kalan tomurcuk, 60 gün içinde tam bir dişe dönüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyümesi tamamlanan diş, daha sonra farenin çene kemiğine yerleştirildi. 6 hafta sonra dişin çene kemiğine kaynadığı gözlemlendi. Diş minesi, kıkırdak ve sinir hücreleri gibi gerçek bir dişte bulunan bütün özelliklere sahip olan yapay diş, kişinin kendi kök hücresiyle geliştirildiği için son derece doğal bir görünüm sağlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Evrenin En Büyük Su Kütlesi Keşfedildi &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki astronomi ekibi, evrenin bugüne kadar keşfedilmiş en büyük ve dünyaya en uzak su kütlesini ortaya çıkardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadan 12 milyar ışık yılı mesafedeki bu su kütlesi, dünya okyanuslarının içerdiği toplam su kütlesinin 140 trilyon katı büyüklüğe sahip. Buhar halindeki su kütlesi, kuasar olarak adlandırılan ve ortasında, çevresindeki maddeyi yutan büyük bir kara delik bulunan gök cismini sarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASA'nın Kaliforniya'daki laboratuvarından Matt Bradford, kuasar çevresindeki ortamın oldukça özgün bir yapıya sahip olduğunu belirterek, bu yapının "devasa büyüklükte su ortaya çıkardığını" belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuasarlar, çevresini bir disk şeklinde saran gaz ve toz kümesini emen devasa bir karadeliğe sahip gök cisimleridir. Kuasarın karadeliği, bu tüketiminin sonucunda diskin ortasından her iki yöne doğru müthiş bir enerji fışkırtıyor. Su kütlesinin bulunduğu bu kuasarın kara deliği Güneş'ten 20 milyar kat daha yoğun ve Güneş'ten, "Bin trilyon kat" enerjiye sahip. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar uzakta ve evrenin erken dönemlerinde var olan su kütlesi ilk kez keşfediliyor. Güneş Sistemi'nin dahil olduğu Samanyolu Galaksisi'nde de su buharı bulunuyor ancak galaksimizdeki su kütlesi çoğu buz halde bulunuyor. Samanyolu'ndaki su kütlesi, bu kuasarda bulunandan 4000 kat daha az. Bunun nedeni de suyun, Samanyolu'nda daha çok buz formunda olması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölçümler, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nün Hawai'deki teleskobu kullanılarak, Bradford'un ekibince 2008'den beri yapılıyor. Kuasar üzerinde çalışan ikinci ekip ise, Alpler'deki Caltech Submillimeter Gözlemevi başkan yardımcısı, fizikçi Dariusz Lis başkanlığındaki bir ekip. Bu ekip de kuasardaki ilk su buharı gözlemini 2010'da yaptı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-8087185494818969355?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/8087185494818969355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/8087185494818969355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/guncel-ilmi-arastrma-say-87.html' title='Güncel: İlmi Araştırma Sayı 87, Sesiyle Rekor Kırıyor!'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-wkgHfW4TAV8/Tm8Cp86pFxI/AAAAAAAAADU/peqyjiKlHuk/s72-c/guncel__ilmi_arastirma_sayi_87_tr.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6686570796191870568</id><published>2011-09-07T20:16:00.001+03:00</published><updated>2011-09-07T20:45:41.787+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Yarış Yapan, Dans Eden Hücreler</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-fGEMT1bTRvk/TmetqxJbtnI/AAAAAAAAADQ/KKTBuEY39X0/s1600/yaris_yapan_dans_eden_hucreler__tr.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="149" nba="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-fGEMT1bTRvk/TmetqxJbtnI/AAAAAAAAADQ/KKTBuEY39X0/s200/yaris_yapan_dans_eden_hucreler__tr.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Vücudumuzun her noktası küçük, ama küçük olduğu kadar da kompleks bir yaşam süren hücrelerden oluşur. Hücreler, insan hayatının devamlılığını sağlayan temel yapıtaşlarıdır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Her bir hücre, bu hayati fonksiyonları yerine getirirken birbiri ile tam bir uyum içinde çalışır. Peki, bu çalışma sırasında hücrelerin raylarda hız yaptıklarını, dans ettiklerini, akrobasi hareketleri ve hatta bayrak yarışı yaptıklarını biliyor muydunuz? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim dünyasının ortak kanaatiyle, insanoğlunun bugüne kadar karşılaştığı en kompleks yapı ünvanını koruyan hücre, hala keşfedilmemiş pek çok sırrı içinde barındırmakta ve Yüce Allah’ın yaratış sanatının, üstün aklının delillerinden birini oluşturmaktadır. Nitekim evrim teorisini savunanlar da hücrenin gerçekleştirdiği bu kompleks işlemleri ve birbirini denetleyen mükemmel kontrol mekanizmalarını incelediklerinde, Rus evrimci A. I. Oparin’in "Maalesef hücrenin meydana gelişi evrim teorisinin bütününü içine alan en karanlık noktayı teşkil etmektedir." sözlerine katılmaktadırlar. Hücrelerin en küçük parçalarında dahi gerçekleşen bu mükemmel organizasyon, yaratılış gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tren Raylarında Hız Yapanlar &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinler, amino asit dediğimiz ve karbon, hidrojen, oksijen ve azot atomlarından meydana gelen moleküllerin yan yana dizilmeleri ile oluşmuşlardır. Üç boyutlu yapılarındaki girinti çıkıntılar aracılığı ile ya başka proteinlere ya da alıcı moleküllere bağlanarak hücre içi faaliyetleri gerçekleştirirler. Örneğin motor proteinler, hücrelerde bulunan kas kasılması, hücre bölünmesi, kromozomların hareketi, molekül taşımacılığı gibi yüzlerce farklı işlevi yerine getiren hayranlık uyandırıcı moleküler makinelerdir. Hayati öneme sahip olan bu parçacıkların çalışmasında bir aksama olması durumunda dev bir makineyi andıran insan vücudu görevini yerine getiremez; örneğin kalbimiz çalışmaz ve yaşamımız sona erer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Raylardaki Hız Nasıl Gerçekleşir? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimyasal enerjiyi mekanik harekete çevirebilen ‘miyosin’ adı verilen minik protein motorları, molekülleri bir yerden bir yere taşıma işlevi yapan yük trenlerine benzetilebilir. Bu trenin bir ana vagonu vardır. Bunun arkasında ise yavru vagon yer alır. Bunlar ‘aktin’ denilen sarmal şekildeki proteinin üzerinde tıpkı bir ray üzerindeki tren gibi ilerlerler. Ancak bu ilerleme sırasında ana vagon ilerleyip rayların sonuna geldiğinde durur. Arkadaki yavru vagon da taşıdığı yükün ağırlığına bağlı olarak, ağırsa daha yavaş, hafifse daha hızlı hareket ederek, ana vagonun arkasından gider ve rayların sonuna geldiğinde o da durarak ana vagona bağlanır. Böylece kuyruğun sonunda ana ve yavru vagon birleşir. Bu birleşme ile taşınması gereken maddeler tam da gerektiği kadar uzağa taşınmış olur. Burada dikkat çeken 3 ayrı akılcı aşama vardır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleri olmayan ve nereye ilerleyeceğini bilmeyen ana ve yavru vagonların adımlarını eşit aralıklarla ve çok hassas bir ölçüyle atmaları, sarmal şeklinde olan rayın etrafında dönerek ilerlemek yerine, tıpkı ray üzerinde ilerleyen vagonlar gibi düz bir hat boyunca yollarına devam etmeleri, yolun sonuna geldiklerinde ise birbirlerine çarpmadan durup beklemeleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklı ve şuuru olmayan bu küçük atomların yükünü istenen yere ulaştırma görevi, elbette Yüce Allah’ın ilhamıyla ve O'nun belirlediği bir düzen içinde gerçekleşir. Nitekim Yüce Allah yerden göğe herşeyi bir düzen içinde yarattığını Kuran’da şöyle bildirir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir." (Furkan Suresi, 2) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dansçı Hücreler &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir organizmanın büyümesi ve gelişmesi, ölen hücrelerin yerine yenilerinin gelmesi ve üreme hücrelerinin oluşumu (sperm ve yumurta hücreleri) bu organizmayı oluşturan hücrelerin bölünmeleri sonucu çoğalmaları ile mümkün olur. Hücrenin çoğalması, hücrenin büyümesine bağlı olarak ortaya çıkar. Hücre belli bir büyüklüğe erişince, çekirdekte bulunan genetik yapı kendisini kopyalar ve böylece yeni yavru hücreye gereken DNA üretilmiş olur. Çekirdekteki kromozomların kendilerini kopyalarken geçirdikleri bir safha vardır ki, dörtlü bir dans grubunun sahnede estetik bir gösteri yapmasına benzetilebilir. DNA'nın kopyalanması işlemi, insanı hayrete düşürecek kadar kusursuz bir organizasyon ve düzen içinde gerçekleşir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hücrelerde Dans Nasıl Başlar? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi kromozom X şeklinde bir görünüme sahiptir, X’in her uzantısı ise bir kol gibidir. X’in ortası, kolların birbirine tutunduğu merkezdir. Kromozomların dans ettikleri ortam, hücrenin bir ucundan diğerine gerilmiş ipliklerden oluşan bir yerdir. X, uçlarından (telomer) ya da tam ortasından (sentromer) bu iplere tutunan bir cambaz gibidir. Kromozomlar bu ipliklere hücrenin ortasındayken yapışırlar. Ancak aralarında gen değişimi yaptıktan sonra oluşacak iki yeni hücrede eşit miktarda kromozom olması için kromozomların hücrenin iki ayrı ucuna gitmeleri gerekir. İşte, kutuplaşma veya “polarizasyon” adı verilen bu işlem sırasında ipliklere tutunan kromozomlar, kutuplara doğru çekilirken bu iplikleri bir çeşit kement gibi kullanan akrobat dansçılar gibidirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Peki, sadece eğlence olsun diye hücrede bu kadar büyük bir organizasyon olabilir mi?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette hayır. Çünkü bu şuursuz varlıkların dans sırasında yaptıkları kusursuz iş bölümü, disiplinli ve akılcı çalışmalar sonucunda, DNA, yani bizi biz yapan tüm bilgilerin toplandığı arşiv, hatasız ve eksiksiz olarak kopyalanmış olur. Burada elbette karşımıza çıkan bazı sorular vardır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans eşleri kendi yerlerini ve geri dönüş yollarını nasıl bulurlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücre bölünürken fiziksel olarak çözülen ve açılan kromozomlar nasıl olur da yavru hücrede hemen eski haline dönme eğilimi gösterirler? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücre, yaşamının büyük bir kısmında bu kararlı tavrını neden bozmaz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bu sorulara verilecek tek cevap vardır. Her bir hücrede gerçekleşen bütün bu olaylar, Yüce Allah’ın an an yaratmasıyla meydana gelmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"… Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?" (Mülk Suresi, 3) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bayrak Yarışı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücrenin en temel yapıtaşı olan proteinler bazen çeşitli sebeplerle zarar görebilir ve hasarlı hale gelebilirler. Proteinin zarar görmesi ise canlı yaşamının riske girmesi demektir. Ancak ‘ubiquitin’ adlı küçük bir protein bu riski önler. Hasarlı proteinlerin ucuna ubiquitin eklendiğinde, bu proteinler kolayca tanınır ve yok edilirler. Ubiquitin adlı bu küçük proteini bayrak, onu hasarlı proteinlere bağlamak için taşıyan enzimleri ise yarışçılar gibi düşünebiliriz. E1, E2, E3 adı verilen bu üç enzim, ubiquitini yarıştaki bayrak gibi birinden diğerine ileterek hiç düşürmeden ya da takılmadan taşır. Bayrak, grupların birinden diğerine geçince, oyuncu bazen bayrağı tam kavrayabilmek için büyük şekil değişikliklerine uğrar ve enzim, bu kıvrılmalar ve bükülmeler sayesinde şekil de! ğiştirebilen bir anahtar gibi hareket eder. Böylelikle zincirdeki bir sonraki reaksiyonu başlatarak, bayrağı kendisinden sonraki bölgeye teslim etmiş olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hücrenin 4 Evresi &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlının en küçük parçası olan hücrenin, yaşamı boyunca 4 evresi (fazı) vardır. Bunlar G1, S, G2, M olarak adlandırılırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G1: Yeni oluşmuş bir hücrenin DNA’sını kopyalayabilecek kadar büyümesi için geçen evre, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S: Hücrenin DNA’sını kopyaladığı süre, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G2: DNA’nın sentezlenmiş olduğu ve hücrenin bu aşamada artık bölünmeden önce son hazırlıklarını yaptığı evre, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M: Mitoz evresi; burada hücre bölünür ve iki yeni hücre oluşur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evreler arasındaki geçişler hücre için çok önemlidir. Çünkü, hücre bir evreden diğerine geçtikten sonra artık geri dönemez. Örneğin, eksik malzemeyle DNA üretemez, mutlaka ihtiyacı olan herşeyin depolanmış olması gerekir. Mitoz bölünme başladıktan sonra geri dönüş yoktur. Eğer bir hücre mitoza (yani bölünmeye) hazır olmadan girerse ve bunun sonucunda hasarlı bir bölünme yaşanacağını fark ederse, bölünmeyi yapmaktansa kendini öldürmeyi (apoptoz) tercih edebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu evrelerin sinyalleri hücre için hayati önem taşır. İşte burada siklin-bağımlı kinaz denen küçük moleküller, hücre içindeki hazırlıkların yapılması için gerekli işaretleri veren haberciler gibidirler. Bunlar sakin duran proteinlere gidip fosfor molekülünü bağlarlar. Fosforun bağlandığı proteinlerde ampul varmış gibi de düşünebiliriz. Bu haberci gelip de ilgili proteine fosfor bağlandığında bu ampul yanar. Bir ampulün yanması sonucunda da diğer proteinler sinyal alırlar ve hücre faz değişeceğini anlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonuç &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücre içindeki tüm parçacıklar; DNA'lar, ribozomlar, mitokondriler, enzimler ya da hormonlar, son derece aktif varlıklardır ve hayret verici işleri başarıyla yürütmektedirler. Ancak bunlar ardı ardına dizilmiş amino asitlerden oluşan kimyasal zincirlerden başka bir şey değildirler. Görme, duyma, hissetme, düşünme, karar verme yeteneğinden yoksun olan bu kimyasal bileşikler, oldukça ihtişamlı bir "akıl gösterisi" sergilemektedirler. İşte bu aklın kaynağı Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na ‘gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar." (Rum Suresi, 26) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücrenin kendisini kopyalaması sırasında (mayoz bölünme), DNA'nın paketlenmiş hali olan kromozomların aralarında gen değiştirdikleri bir aşama olur. İşte dörtlü dans tam bu sırada meydana gelir. Dans olarak adlandırılan bu aşamada hiçbir hareket rastgele olmaz. Ubiquitin adlı küçük protein, hücre içinde hasar görmüş proteinlere ya da yapılara bağlanarak hücreye bunu haber verir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6686570796191870568?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6686570796191870568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6686570796191870568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/yars-yapan-dans-eden-hucreler.html' title='Yarış Yapan, Dans Eden Hücreler'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-fGEMT1bTRvk/TmetqxJbtnI/AAAAAAAAADQ/KKTBuEY39X0/s72-c/yaris_yapan_dans_eden_hucreler__tr.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6694720369154417470</id><published>2011-09-06T20:26:00.001+03:00</published><updated>2011-09-06T20:30:34.589+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Ayet Bir Açıklama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar Röportajları'/><title type='text'>Şuara Suresi, 5 - 59 (Hz. Musa kıssasında Hz. Mehdi dönemine işaretler)</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-m_NLhhzfTOs/TmZYqlYUvxI/AAAAAAAAADM/2LCvUWZDGFI/s1600/kahvecicek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nba="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-m_NLhhzfTOs/TmZYqlYUvxI/AAAAAAAAADM/2LCvUWZDGFI/s1600/kahvecicek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Adnan Oktar'ın 1 Mayıs 2011 A9 Tv, Kanal Avrupa ve Çay Tv'deki Canlı sohbetinden &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ADNAN OKTAR:&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;“Onlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.”&lt;/strong&gt; Her ne zaman uyarı gelirse yüz çeviriyorlar, kabul etmiyorlar. &lt;strong&gt;“Gerçekten yalanladılar; fakat alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.”&lt;/strong&gt; Diyorlar ya; “Hz. İsa Mesih (a.s) gelmeyecek, Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek,” değil mi? Bakın, Allah ne diyor; &lt;strong&gt;“alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.”&lt;/strong&gt; İnşaAllah. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Hani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git."&lt;/strong&gt;” O devrin Mehdisi Hz. Musa (a.s). &lt;strong&gt;“Zulmetmekte olan kavme git;”&lt;/strong&gt; yani Deccaliyetin hakim olduğu kavme git. &lt;strong&gt;“Firavun’un kavmine.”&lt;/strong&gt; Yani o devrin deccalinin kavmine.&lt;strong&gt; “Hala sakınmıyorlar mı?”&lt;/strong&gt; diyor Cenab-ı Allah. &lt;strong&gt;“Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum. Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor."”&lt;/strong&gt; Göğsü sıkışıyor, yani taşikardi var muhtemelen. Kalp atışı çok yükseliyor, muhtemelen tansiyonu da yükseliyor Hz. Musa (a.s)’ın; onun için “göğsüm sıkışıyor” diyor. “Dilim dönmüyor” diyor; aşırı heyecanda konuşma bazen tutulur insanda, şiddetli heyecanda konuşma gücünü insan kaybedebilir. Bu özellik Hz. Mehdi (a.s)’da da var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder.”&lt;/strong&gt; “Onu da yanımda gönder” diyor Cenab-ı Allah’a. Çünkü dili tutulduğunda, heyecandan konuşamadığında onu devreye sokacak, yani onun konuşmasını sağlayacak. Çünkü dili tutulup konuşamadığında konuşacak kimse kalmıyor. Ama yanında birisi olursa, dili tutulduğunda, o kişi konuşmaya devam eder, inşaAllah. &lt;strong&gt;“Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum.”&lt;/strong&gt; Korkusunun nedenlerinden birini söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz."”&lt;/strong&gt; “Ben sürekli yanınızda oluyorum zaten” diyor Allah, “Ben yaratıyorum ve bütün konuşmaları zaten işitiyorum” diyor Allah. &lt;strong&gt;“Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki,”&lt;/strong&gt; Ne diyor Cenab-ı Allah; “gecikmeksizin,” hemen, hemen şu saatlerde, hemen şu dakikalarda, süratle. “Firavun’a gidin.” “Deccale gidin.” “&lt;strong&gt;Deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz, İsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik).”&lt;/strong&gt; Yani “biz Müslümanları kurtarmak istiyoruz, Müslümanları bırak” diyorlar ve Firavun’a gidiyorlar. &lt;strong&gt;“(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi?"” &lt;/strong&gt;Hz. Mehdi (a.s) da öyle ehl-i cehlin içinde gelişecektir, ulema ve alimlerin içinde geçmiyor Hz. Mehdi (a.s)’ın çocukluğu. Cahil insanların, dinden uzak insanların içerisinde gelişiyor. Hadislerden bu çok açık anlaşılıyor. “Allah onu bir gecede ıslah eder, bir gecede ona ilim verir” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?”&lt;/strong&gt; “Cahillerin içerisinde yaşadın sen” diyor, Hz. Mehdi (a.s) gibi. &lt;strong&gt;“Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin.”&lt;/strong&gt; Nankörlükle itham ediyor Hz. Musa (a.s)’ı. &lt;strong&gt;“(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."”&lt;/strong&gt; “Bilmiyordum, cahillikle yaptım, boş bulundum” diyor.&lt;strong&gt; “Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım.”&lt;/strong&gt; “Beni öldürmenizden çekindiğim için aranızdan kaçtım” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı.”&lt;/strong&gt; “Beni Peygamber kıldı Allah” diyor. &lt;strong&gt;“Bana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır.”&lt;/strong&gt; “Lütuf değil” diyor, “kavmimizi besliyorsun, arkadaşlarımıza bakıyorsun konumu var ama sen bizi köle olarak kullanıyorsun” diyor. “Dolayısıyla öyle senin bize iyilik yaptığın bir şey yok” diyor. Taş taşıtıyor, o piramitleri yaptırıyor, en ağır işlerde onlarda kullanıyor, dolayısıyla “senin bize yaptığın bir ikram yok, lütuf falan da değil bu” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Firavun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir?"&lt;/strong&gt; O zaman, onu söyle bize diyor, Allah nedir? &lt;strong&gt;“Dedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan her şeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)."”&lt;/strong&gt; “Darwinist, materyalist bilgiyle inanıyorsanız ayrı. Ama kesin vahye dayalı bir bilgiyle inanıyorsanız bu şekilde. Allah var, her şeyi Allah yarattı; göklerdeki, yerdeki, ikisi arasında olan her şeyi” diyor. &lt;strong&gt;“Firavun, çevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz?"”&lt;/strong&gt; Bu cahiliyede kullanılan klasik züppe üslubudur, sağır değil adamlar. Tabii ki işitiyorlar da, sırf çakallık olsun diye yapıyor. &lt;strong&gt;“(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir."”&lt;/strong&gt; “Geçmişteki atalarınızda yanlış yaptılar” diyor, hatalı olanlar varsa. “Ama her zaman, kainatın ilk kuruluş yıllarından beri, sonsuzdan beri Rab’dir Allah” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir."”&lt;/strong&gt; Oradaki kavme, Hz. Musa (a.s)’ın kavmine, arkadaşlarına, Hz. Musa (a.s)’dan ayırmak için, Hz. Musa (a.s)’ın topluluğunu, cemaatini parçalamak için o devrin derin devleti, o devrin küfür devleti, o devrin Mehdi’sini deli ilan ediyor ki, uzaklaşsınlar. Deliye uyulmaz ya, haşa Hz. Musa (a.s)’ı da delilikle itham ederek ondan uzaklaşacaklarını, konuşmalarının mantıksız olduğunu vurgulamaya çalışıyor, avanak Firavun; &lt;strong&gt;“elçiniz, gerçekten bir delidir."&lt;/strong&gt; Diyor.&lt;strong&gt; “Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız”&lt;/strong&gt; diyor Hz. Musa (a.s) da. O da kapalı olarak, onların aklını kullanamayan adamlar olduğunu söylüyor.&lt;strong&gt; “O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan her şeyin de Rabbidir" dedi (Musa).” &lt;/strong&gt;Aklını kullanan için böyle, yoksa “aklını kullanamayan akılsızsınız” diyor, “aksi durumda akılsızsınız.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım."”&lt;/strong&gt; Deccaliyet, o devrin Mehdi’sini susturmak için mutlaka bir engel meydana getirmeye çalışıyor, bir yöntem. Delilik iftirası atıyor, olmuyor; onunla baş edemiyor. “O zaman ne yapalım?” diyor, “hapse atarız” diyor. Mehdileri hep susturmak ve durdurmak için, hapis yöntem olarak gösterilmiş. Çünkü cemaatinden ayrılırsa Mehdi cemaatin dağılacağına inanırlar. Hz. Musa (a.s) da eğer hapsedilirse cemaatinin dağılacağına inanıyorlar, yani Müslümanların dağılacağına inanıyorlar, güçsüz kılmak için böyle bir fikir geliştiriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Seni mutlaka hapse atacağım. (Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"”&lt;/strong&gt; “Alenen, net deliller getireceğim” diyor. Apaçık delil, yani hüccet, el hüccet. O devrin Mehdi’si, Hz. Musa (a.s) delille konuşuyor. &lt;strong&gt;“(Firavun) Dedi ki:”&lt;/strong&gt; o devrin deccali dedi ki; &lt;strong&gt;“Eğer doğru sözlü isen, onu getir.”&lt;/strong&gt; “Görelim delilini” diyor. &lt;strong&gt;“Bunun üzerine asasını bıraktı, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.”&lt;/strong&gt; Tahtadan, kuru tahtadan ne oluyor? Yılan oluşuyor, bir anda. İlk neyi ispat ediyor Hz. Musa (a.s)? Yaratılışı ispat ediyor. Çünkü onlar o zaman evrim teorisini savunuyorlar, materyalist ve Darwinist düşünceyi savunuyorlar, “Nil’in çamurlarından oluştu” diyor. Hz. Musa (a.s) da diyor ki; “her şeyi Allah yaratmıştır, Nil’in çamurlarından değil” diyor. “O zaman bize bir ispat göster” diyorlar. O da yaratılışı ispat etmek için elindeki tahtayı atıyor, asayı; kuru tahta, atar atmaz yılana dönüşüyor. Hemen yaratılışı ispat etmiş oluyor bunu yapmakla, yani evrimin olmadığını, Allah’ın ani yarattığını göstermiş oluyor. Yılan ne kadar kısa sürede yaratılıyor? Bir saniyede yaratılıyor. Hani evrim vardı? Yok, işte görüyorsun. Sihirbazlar da görüyor, hepsi görüyorlar; bir anda oluşuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Açıkça bir ejderha oldu. Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanmış'.”&lt;/strong&gt; Beyaz elleri, bembeyaz; elini göğsünün içine sokuyor, çıkardığında bembeyaz elleri. Masonlar da bu Kuran ayetine ve Tevrat’a dayalı olarak, sağ ellerini göğüslerinin içine sokarlar bu şekilde ve beyaz eldiven giyerler, o ayetin anlamını vurgulayacak şekilde, Tevrat’ta da vardır aynı hüküm. Oradan kalma bir gelenek ve inanç olarak beyaz eldiven giyerler ve mason işaretidir biliyorsunuz, sağ elin kalp hizasına bu şekilde sokulması. Birbirlerini tanımada da kullanırlar masonlar, ellerini kalplerinin üzerine koyarak. &lt;strong&gt;“(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."”&lt;/strong&gt; Bu sefer de, baş edemeyince büyücüye çeviriyor, sürekli şekil değiştiriyor. Önce “deli” diyor, sonra hapisten bahsediyor, sonra “büyücü” diyor. “Ama çok bilen bir büyücü” diyor, “büyü yaptı” diyor. &lt;strong&gt;“Büyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?” &lt;/strong&gt;Bakın, bu sefer de milliyetçi duyguları ağır bastırarak, vatan hainliği ile itham ederek suçun kapsamını ceza maddelerinin en ağırına çevirmeye çalışıyor. Çünkü önce bir delilik diyor, deliliğin hükmü hafif oluyor tabii onlar için. Büyücülük diyor, onun da hükmü hafif. Ne yapsın hapsedilebilmek için yahut öldürebilmek için, vatan hainliği gerekiyor. Ağır, devlete karşı işlenmiş bir suça çevirmeye çalışıyor, siyasi suça çevirmeye çalışıyor. O devrin kanun maddesinin siyasi suçlara bakan yönüne ağırlık vererek oradan bir netice almaya çalışıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor.”&lt;/strong&gt; “Zor kullanacak size” diyor, çete kapsamına sokmaya çalışıyor. Büyük kapsamlı bir çete kurduğunu Hz. Musa (a.s)’ın ve illegal oluşumla onları şiddet kullanarak sürüp çıkaracağını iddia ediyor. &lt;strong&gt;“Ne buyurursunuz?”&lt;/strong&gt; diyor. İddianame, “ne buyuruyorsunuz” dediği bu, iddianameyi tanzim ediyor ve söylüyor; oradaki kişiler de hakim hükmündeler, savcı olarak açıklıyor. &lt;strong&gt;“Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder."”&lt;/strong&gt; “İkisini gözaltına al, onu ve kardeşini gözaltına al, şehre de toplayıcılar yolla” diyor. “İnsanları bir araya toplayacak gibi büyük bir toplantı günü ayarlayalım” diyor. &lt;strong&gt;“Bütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler.”&lt;/strong&gt; O devrin Darwinist, materyalist ne kadar alimi varsa; insanlara büyü yapan, insanları sürekli telkinle etki altına alan ne kadar takım varsa hepsini getiriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde bir araya getirildi.”&lt;/strong&gt; Bir bayram günü bir araya getiriliyorlar, sabah erken. Bakın, &lt;strong&gt;“Bilinen bir günün belli vaktinde bir araya getirildi.”&lt;/strong&gt; Hepsi, topluca. &lt;strong&gt;“Ve insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz?" dendi.”&lt;/strong&gt; Oradaki insanları da topluyorlar, halkı. Oradaki sahtekar bilim adamlarını toplamışlar, halkı da bir araya topluyorlar. Kamuoyunu kullanarak, basın ve yayın yoluyla bu sefer o devrin Mehdi’sini çökertmeye çalışıyorlar. Kamuoyu tazyiği meydana getirerek, bir de kamuoyunu bilinçlendirmeye çalışıyorlar olumsuz yönde, kendi kafalarına göre. &lt;strong&gt;“Umarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız.”&lt;/strong&gt; Bakın, &lt;strong&gt;“İnsanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz?" dendi” diyor ayette. “Umarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız.”&lt;/strong&gt; Ama yine bir tereddüde düşmüş halk, “galip gelirlerse büyücülere uyacağız” diyorlar. “Senin dediğini kabul edeceğiz” diyorlar firavuna, “senden yana olacağız” diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler.”&lt;/strong&gt; Çünkü materyalist kafada oldukları için paradan başka bir şey düşünmüyorlar. Allah rızası yok adamlarda. Adam çıkar peşinde, tek anladığı şey para; kapitalist zihniyet olduğu için, o devirde de var. Bakın, diyorlar ki; &lt;strong&gt;“Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler.”&lt;/strong&gt; “Biz bu işi yaparız, halkı da kandırırız. Olumsuz, Darwinist-materyalist bilgi aktarırız ama bizim de paramızı ayarlarsın değil mi? Para verirsin” diyorlar. Çıkarcılar yani.&lt;strong&gt; “"Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız."”&lt;/strong&gt; “Size sosyal destek de sağlayacağım” diyor. Para da vereceğim, sosyal destek de sağlayacağım” diyor. &lt;strong&gt;“Musa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın."”&lt;/strong&gt; “Uyduracağınız şeyleri, uydurmalarınızı atın bakayım, ne diyorsunuz göreyim” diyor. &lt;strong&gt;“Onlar da, iplerini ve asalarını attılar ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler.”&lt;/strong&gt; O devirde yemin deccalin üzerine oluyor, deccaliyetin üstüne oluyor. Allah adına yemin yok; Allah’ın, Kitab’ın üzerine yemin yok. Allah’ın kitabından kaynaklanan bir bilgi üzerine yemin yok. Halbuki yemin Allah adına olur, değil mi? Deccal adına yapılıyor yemin o devirde, o devrin deccali adına. &lt;strong&gt;“Firavun'un üstünlüğü adına,”&lt;/strong&gt; bir de üstünlük, gözlerde büyütülmüş o devrin deccali; yüce görülüyor, haşa Allah gibi görüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Firavun’un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler.”&lt;/strong&gt; Halka propaganda yapıyorlar; üstünüz, güçlüyüz, şu, bu falan gibisinden. “Böylelikle Musa da asasını attı.” Yani o uydurduklarının üzerine. “Bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuyor.” O devrin Darwinist-materyalist sistemi yerle bir oluyor, o ilk atışla.&lt;strong&gt; “Anında büyücüler secdeye kapandılar.”&lt;/strong&gt; Hemen iman ediyorlar. İlk faaliyette, demek ki Darwinizmin, materyalizmin yıkılması çok önemli. Kuran buna işaret ediyor. İlk önce yaratılışın ispat edilmesi, yaratılışın anlatılması gerekiyor. Hz. Musa (a.s) da öyle yapıyor. &lt;strong&gt;“ (Ve:)&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;"Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.”&lt;/strong&gt; Demek ki deccaliyet kalktı mı İslamiyet devreye giriyor; boşluk kabul etmiyor sistem, Allah öyle yaratmış. Önce put sistem kalkacak, put sistemin yerini hemen hak olan sistem dolduruyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, ne diyorlar; &lt;strong&gt;“(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler. "Musa’nın Harun’un Rabbine."&lt;/strong&gt; Çünkü Peygamberlerin tarif ettiği Allah önemlidir. Küfrün tarif ettiği değil. Mesela masonik Allah inancı vardır, onlar bir total güç olarak görürler Allah’ı, ‘kainatın ulu mimarı’ derler. Ne olduğu belli olmayan bir varlık olarak belirtirler, haşa. Bir total güç. Kainatın toplam gücü. Elektrik gücün, genel gücün, tamamının Allah olduğuna inanırlar. Halbuki Allah sonsuz kudret sahibidir, sonsuzluğu yaratmıştır, sonsuz mekanı yaratmıştır; Kendisi sonsuz öncedir, sonsuz sonradır ve doğmamıştır, doğurulmamıştır, kaderi yaratmıştır, Meleklere sahiptir, Peygamberleri yaratmıştır. Amentü’de belirtilen bütün hususları yaratmıştır Allah, “Musa’nın ve Harun’un Rabbi” denilen O’dur; Cenab-ı Allah, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v)’in Kuran’da tarif ettiği Allah, Hz. İbrahim (a.s)’ın tarif ettiği Allah; gerçek olan Allah O’dur, inşaAllah. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız?"”&lt;/strong&gt; Deccaliyet resmi ideolojiyi dayatmış, benim dediğime inanacaksınız” diyor. Başka inanç olabilir mi? Yok. Resmi ideolojinin dışında bir şey kabul etmiyor deccaliyet. &lt;strong&gt;“Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür.”&lt;/strong&gt; Bakın, halkı daha hala onun aleyhinde kışkırtmaya çalışıyorlar ki kamuoyu elde etmeye çalışıyorlar. O devrin Mehdi’sini halkın gözünde küçük düşürmeye çalışıyorlar. Yobaz takımı var, it kopuk takımı var, herkes var o devirde. &lt;strong&gt;“Öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim.”&lt;/strong&gt; O devrin iddia edilen Ergenekon terör örgütü gibi bir yapı, illegal bir devlet yapısı var. Bakın, diyor ki; &lt;strong&gt;“Öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım."”&lt;/strong&gt; Hep asmayla korkutur yobaz takımı, iddia edilen Ergenekon terör örgütü de asmayla korkutuyor halkı. O devre ait eski yazışmalara bakın bunları görürsünüz, yani tehdit unsuru hep asmadır. Türkiye tarihine bakarsanız, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün yaptığı faaliyetlerde asma teması, idam teması hep hakimdir üsluplarında, konuşmalarında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“"Hiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz."”&lt;/strong&gt; Gerçekten iman ettiği için, imanı sağlam; “ne yaparsan yap” diyorlar deccala.&lt;strong&gt; “Biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz.”&lt;/strong&gt; Yani “ölsek de şehit oluruz zaten” diyorlar. &lt;strong&gt;“Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz.”&lt;/strong&gt; “Günahlarımızı da Allah inşaAllah bağışlar” diyor. “Çünkü ilk iman edenleriz” diyor, inşaAllah.&lt;strong&gt; “Musa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik.” &lt;/strong&gt;Müslüman izlenir, Müslüman izlenir; her zaman küfür tarafından, deccaliyet tarafından izlenir. Gözetlemededir insanlar; suç ararlar, yakalamak isterler, oyun yapmak isterler, hapsetmek isterler, dolayısıyla izlerler. Onun için Müslümanlar dikkat çekmemek için çoğu zaman hep geceyi kullanmışlardır. Cenab-ı Allah onun için geceyi emrediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.”&lt;/strong&gt; O devrin polisini, askerini ayaklandırıyor. Deccal rejimi o devirdeki kolluk kuvvetlerini kullandırıp; halkı tutuklamaları, geniş çaplı operasyon yapmaları ve katliam yapmaları için görevlendiriyor. Ne diyor iddia edilen Ergenekon terör örgütü; “bir gecede 3 milyon kişiyi katledeceğiz” diyorlar. O devrin firavunları ile bu devrin firavunları aynı, üslup olarak. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün zalimliğinin aynısını orada da görüyoruz. &lt;strong&gt;“Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur.” &lt;/strong&gt;“Küçüktürler bunlar” diyor, Müslümanların topluluğu için. “Biz bunları rahatça ezeriz, sayısı az” diyor, Mehdi topluluğu için. Ahir zamanda da Mehdi topluluğu küçüktür, az sayıdalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.”&lt;/strong&gt; “Deccaliyete karşı büyük bir öfke besliyor bunlar” diyor. O devrin kolluk kuvvetlerini tahrik etmek; devletin ezici, saldırgan gücünü tahrik etmek için devletin alnını kaşıyor firavun. Ne diyor? “&lt;strong&gt;Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.”&lt;/strong&gt; Bakın, kaç türlü; hem vatan haini gibi gösteriyor, hem “devleti ortadan kaldıracak” diyor, hem “sistemimizi ortadan kaldıracak” diyor, “ayrıca bize de öfke besliyor” diyor. &lt;strong&gt;“Biz ise uyanık bir grubuz" (dedi).”&lt;/strong&gt; “Aydınlığız biz, kafamız aydın, bayağı zekiyiz, çok akıllıyız, çok kültürlüyüz” diyor. Halbuki öküz gibi adamlar, sığır gibi adamlar, tabii. &lt;strong&gt;“Böylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık.”&lt;/strong&gt; Saldırıya geçmek için pınarlardan, bahçelerden ayrılıyorlar. Normalde önce keyif zevk ediyorlar ama askeri bir operasyon yapacakları için askeri operasyon sistemine geçiyorlar. Yani alarm halindeler, savaş konumuna geçmişler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.”&lt;/strong&gt; Hazinelerini de bırakıyorlar o anda, makamını da bırakıyor, çünkü saldıracakları için Müslümanlara. &lt;strong&gt;“İşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.”&lt;/strong&gt; Biliyorsunuz, denizde Allah hepsini helak etti. Hz. Musa (a.s) orada kan akıtmadı; Allah kan akıttı, Allah kanlarını döktü. O devrin Mehdi’si adına Allah orada kanlarını göktü, melekleri ile kan döktü Allah. Binlerce melek orada onların kanını döktü. Allah Hz. Musa (a.s)’ı kurtardı ve bütün malına, mülküne Müslümanlar sahip oldu deccaliyetin, olay bu inşaAllah&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6694720369154417470?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6694720369154417470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6694720369154417470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/suara-suresi-5-59-hz-musa-kssasnda-hz.html' title='Şuara Suresi, 5 - 59 (Hz. Musa kıssasında Hz. Mehdi dönemine işaretler)'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-m_NLhhzfTOs/TmZYqlYUvxI/AAAAAAAAADM/2LCvUWZDGFI/s72-c/kahvecicek.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4362175929501084192</id><published>2011-09-01T16:47:00.003+03:00</published><updated>2011-09-01T16:51:52.069+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaratılış'/><title type='text'>Londra Otobüslerinde Harun Yahya İlanları</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-kVFMDy6dCEc/Tl-NxyESiGI/AAAAAAAAADI/EClOgFzxbW8/s1600/londra.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-kVFMDy6dCEc/Tl-NxyESiGI/AAAAAAAAADI/EClOgFzxbW8/s1600/londra.jpg" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İngiltere’nin başkenti Londra’nın sembolü olan çift katlı kırmızı otobüslerde şu an “Modern Bilim Gösteriyor ki, Allah Var” yazan ilanlar şehri turluyor. Sayın Adnan Oktar'ın (Harun Yahya) İngiltere'deki sevenleri tarafından başlatılan geniş çaplı ilan kampanyasında, tüm dünyada büyük yankı uyandıran “Yaratılış Atlası” isimli eserin tanıtımı yapılıyor. Sayın Adnan Oktar'ın resminin de yer aldığı ilanda, Yaratılış Atlası'nın tüm ciltlerinin, www.yaratilisatlasi.com isimli internet sitesinden ücretsiz olarak indirilebileceği belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki senelerde Richard Dawkins desteğindeki bir grup ateistin görüşlerini yaymak için kullandığı otobüs ilanlarının yerinde, şimdi Harun Yahya'nın Darwinistleri hezimete uğratan Yaratılış Atlası yer alıyor. Londra'nın en merkezi sokaklarında, meydanlarında dolaşan bu otobüsler adeta, Charles Darwin'in safsatalarının ilk başladığı yerde tarihin çöplüğüne gömülüşünü duyuruyorlar.Global Yayıncılığın tanıtım kampanyası kapsamında, 2007 yılında Avrupa’daki birçok ünlü politikacı, bürokrat, akademisyen, sanatçı, bilim adamı ve önde gelen kişiye gönderilen ve Avrupa Konseyi'nin başlıca konusu olanYaratılış Atlası, şimdi otobüs ilanlarıyla Londra sokaklarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılından bu yana Sayın Adnan Oktar tarafından kamuoyu önünde, bilimsel deliller ışığında tartışmaya davet edilen İngiliz ateist, evrimci Richard Dawkins“yemin ettim, tartışmam” cevabı ile durumu geçiştirmeye çalışmıştı. Bunun üzerine İngiltere’nin en köklü ve en etkili gazetesi The Times'da, Sayın Adnan Oktar’ın İngiliz evrimci Richard Dawkins’i tartışmaya daveti bir ilan olarak yayınlandı. Bir milyonun üzerinde okuyucusu olan gazetenin 13 Ekim 2009 tarihli baskısında yer alan söz konusu davete, çeşitli televizyon yapımcılarının da ısrarına rağmen, Dawkins'in cevabı "sessizlik" olmuştu. Şimdilerde bu sessizlik, Harun Yahya eserlerinin Londra otobüslerinde tanıtılmasıyla birlikte, adeta Darwinistlerin matemine dönüşmüş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-3V__EjnZYpw/Tl-L_TJ2itI/AAAAAAAAAC8/5bi-AlFTfTc/s1600/londraotobus1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-3V__EjnZYpw/Tl-L_TJ2itI/AAAAAAAAAC8/5bi-AlFTfTc/s1600/londraotobus1.jpg" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DiMnVXZCeV0/Tl-MHorN2qI/AAAAAAAAADA/kj0KwczTipw/s1600/londraotobus2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-DiMnVXZCeV0/Tl-MHorN2qI/AAAAAAAAADA/kj0KwczTipw/s1600/londraotobus2.jpg" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-0-jelN2BZrs/Tl-MW1TW7KI/AAAAAAAAADE/06zWwbZUio0/s1600/londraotobus6.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-0-jelN2BZrs/Tl-MW1TW7KI/AAAAAAAAADE/06zWwbZUio0/s1600/londraotobus6.jpg" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4362175929501084192?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4362175929501084192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4362175929501084192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/09/londra-otobuslerinde-harun-yahya.html' title='Londra Otobüslerinde Harun Yahya İlanları'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-kVFMDy6dCEc/Tl-NxyESiGI/AAAAAAAAADI/EClOgFzxbW8/s72-c/londra.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6193281484461464907</id><published>2011-08-28T23:49:00.001+03:00</published><updated>2011-08-28T23:51:34.784+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konferans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><title type='text'>ABD, San Antonio Hava Üssünde Harun Yahya Konferansı</title><content type='html'>Amerika'nın Teksas eyaletine bağlı San Antonio şehrindeki Amerikan Ordusu hava üssünde Harun Yahya temsilcisi tarafından bir konferan gerçekleştirildi. Astsubay, uzman çavuş ve yüzbaşı rütbelerindeki askerlerin oluşturduğu katılımcılara gündüz &lt;strong&gt;Darwinizmin Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği&lt;/strong&gt;, akşam ise &lt;strong&gt;Kuran Mucizeleri&lt;/strong&gt; konuları anlatıldı. Tamamı Amerikalı ve gayri-Müslim olan askerler anlatılanları beğeni ile dinlediler. Programın sonunda konferansı dinleyen askerlere kimlerin Kuran almak istedikleri soruldu. Salondakilerin çoğu el kaldiırdıktan sonra, isteyenlere Kuran ve Harun Yahya eserleri hediye edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harun Yahya'yı temsilen konferans veren konuşmacıya, Sayın Adnan Oktar'a iletilmek üzere yüzbaşı tarafından bir madalya hediye edildi ve daha önce hiçbir konuşmacıya bu şekilde bir hediye verilmediği ifade edildi. İleriki aylarda tüm hava üssünün katılacağı daha geniş çaplı ve büyük bir program organize etmek istedikleri bildirildi.&lt;br /&gt;Sayın Adnan Oktar'a konferansın ardından hediye edilen madalya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-HspysgJ4qgM/Tlqpdvob3iI/AAAAAAAAAC0/5MnyzVeVNqA/s1600/madalya_1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="264" qaa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-HspysgJ4qgM/Tlqpdvob3iI/AAAAAAAAAC0/5MnyzVeVNqA/s320/madalya_1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-LOCBDo9KA58/TlqpjZWeTjI/AAAAAAAAAC4/kBu7psDiSVw/s1600/madalya_2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" qaa="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-LOCBDo9KA58/TlqpjZWeTjI/AAAAAAAAAC4/kBu7psDiSVw/s320/madalya_2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6193281484461464907?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6193281484461464907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6193281484461464907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/abd-san-antonio-hava-ussunde-harun.html' title='ABD, San Antonio Hava Üssünde Harun Yahya Konferansı'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-HspysgJ4qgM/Tlqpdvob3iI/AAAAAAAAAC0/5MnyzVeVNqA/s72-c/madalya_1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-8593456265398067323</id><published>2011-08-28T18:46:00.000+03:00</published><updated>2011-08-28T18:47:03.241+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk-İslam Birliği'/><title type='text'>Türk-İslam Birliği Yolunda: Kurtar Bizi Türkiye</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; background-color: rgb(197, 203, 208); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/turk-islam_birligi_yolunda__kurtar_bizi_turkiye_tr.jpg" alt="Türk-İslam Birliği Yolunda: Kurtar Bizi Türkiye" border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;İsrail polisi ile Filistinli göstericiler arasında El Aksa Camii’nde meydana gelen olaylar yatışırken, caminin kapısı önünde toplanan Filistinliler Türkiye lehine sloganlar attı. Caminin önünde toplanan Filistinliler, “Yaşasın Türkiye”, “Büyük Tayyip”, “Kurtar Bizi Türkiye” diye bağırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konya TV, 28 Şubat 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan Oktar:&lt;/b&gt; Türkiye'nin görevi Türk-İslam aleminin lideri olmasıdır. Türk milletine çok büyük görev düşüyor. Türk-İslam aleminin liderliği dünya tarihinin en büyük vazifelerinden birisidir. Türk milletinin en hayati görevlerinden biri budur. Yani,&lt;b&gt;BİZ SIRF TÜRKİYE’Yİ KURTARMAK DEĞİL, BÜTÜN TÜRK-İSLAM ALEMİNİ KURTARMAKLA GÖREVLİYİZ TÜRK MİLLETİ OLARAK…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Çay TV, 23 Temmuz 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan Oktar: &lt;/b&gt;Herkes samimi olarak inansın, gerçekten Türkiye iyiye gidiyor ve gerçekten süper devlet olacağız. Türkiye tarihte hiç olmadığı derecede büyük bir devlet olacak. Türk İslam aleminin lideri olacak inşaAllah. Bu tarihi misyonun başlangıç aşamalarındayız ve &lt;b&gt;BÜTÜN DÜNYAYI ANARŞİDEN, TERÖRDEN, SIKINTIDAN, AZAPTAN, HER TÜRLÜ ACIDAN KURTARACAK BİR MİLLETTİR TÜRK MİLLETİ.&lt;/b&gt; Gerçekten çok asil, efendi, çileyle, acıyla yoğrulmuş bir millettir ve dünyayı yönetmeye, dünyaya faydalı olmaya yönelik bir ruhu vardır. Allah o görevi bu millete vermiş görünüyor inşaAllah. Çok yakın zamanda bunu göreceğiz inşaAllah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ekin TV, 12 Şubat 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan Oktar: &lt;/b&gt;Her şeyin bir ustası vardır değil mi, mesela fırında, hamurkar vardır. Demirci ustası vardır. Liderliğin de bir ustası vardır. Bu Türk milletidir. Türk-İslam âleminde Türkiye lider ülkedir. Lider her zaman tavrını açıkça göstermek durumundadır... Halbuki lider besbelli ve ortadadır ve bu Türkiye’nin hakkıdır. Kutsal emanetler de bizdedir. Tecrübe de bizdedir. Allah’a çok şükür, çok takva, eğitimli, büyük bir aydın kadromuz var. Çok aklı başında bir milletiz. Mutedil, merhametli, şefkatli, acıya tahammüllü bir milletiz ve hizmetten çok zevk alan, insanların mutluluğundan zevk alan bir milletiz. Halen her yerde nereye gitsek barış ve uzlaşma çabaları içerisindeyiz dikkat ederseniz. Nereye gitsek bizi çağırıyorlar. Gelin aramızı bulun. Mesela, İsrail bizi çağırıyor, Suriye geliyor, bizi çağırıyor, Cezayir geliyor, bizi çağırıyor. Niye çağırıyorlar? Doğal lider olduğumuzu bildikleri için. Tabii diyeceğiz ki o zaman, Türkiye başa geçsin. Türkiye lider olsun diyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://www.turkislambirligiyolunda.com/" class="SidesTableText" style="font-family: Verdana; color: rgb(153, 0, 0); text-decoration: none; "&gt;Turkislambirligiyolunda.com&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-8593456265398067323?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/8593456265398067323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/8593456265398067323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/turk-islam-birligi-yolunda-kurtar-bizi.html' title='Türk-İslam Birliği Yolunda: Kurtar Bizi Türkiye'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-503995715329735672</id><published>2011-08-28T18:42:00.001+03:00</published><updated>2011-08-28T18:46:19.319+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Kürkleri Sayesinde Vücut Sıcaklıklarını Koruyabilen Kutup Ayıları</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; background-color: rgb(197, 203, 208); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/kurkleri__sayesinde_vucut_sicakliklarini_koruyabilen_kutup_ayilari_tr.jpg" alt="Kürkleri  Sayesinde Vücut Sıcaklıklarını Koruyabilen Kutup Ayıları" border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;Allah kutup ayılarını özellikle soğuk ortamda yaşamak üzere yaratmıştır. Kutup ayılarının muazzam özelliklerinden bazıları şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yetişkin bir kutup ayısı, ortalama 2.5 metre boyunda ve 800 kg ağırlığındadır. Ayakları buzda yürümeye en elverişli yapıdadır. Parmaklarının arasındaki oyuklar, buz yüzeyini vakum etkisiyle kolayca kavramasını sağlar. Böylece buz üzerinde uzun mesafeleri kaymadan kolaylıkla yürüyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Parmaklarının arasındaki ağımsı yapı, suyun içinde kolayca yüzebilmesini sağlar. Böylece saatte 10 kilometre hızla yüzebilir ve 100 kilometre gibi bir mesafeyi dinlenmeden kat edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kutup ayısının tüyleri beyaz görünmesine rağmen aslında şeffaftır. Fiberoptik özellikteki bu tüyler ısı kaybını önlerken, güneş ışınlarının sıcağını alttaki siyah renkli kürke kadar iletir. Kürkünün hemen altında ise 10 cm kalınlığında bir yağ tabakası bulunur. Böylece kürkü kutup ayısını soğuk dış ortamdan tamamen yalıtmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kutup ayısının kürkü yüzmeye de elverişlidir. Suyun içindeyken tüyler bir araya gelerek birbirine yapışır ve kutup ayısı su geçirmez yumuşak bir dalış elbisesi giymiş gibi olur. Kutup ayısı kürkünün bu özellikleriyle 37 derece olan vücut sıcaklığını, suyun içinde ya da üstünde olsun, uzun süre koruyabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta üşümenin aksine, vücudunun aşırı ısındığı zamanlar bile olur. Bu nedenle, çoğu zaman kutup ayıları hararetlerini gidermek için vücutlarını buza sürterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kutup ayısının burnu oldukça hassastır. Öyle ki 30 km ötedeki bir fokun kokusunu bile rahatlıkla duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buzdan bir dünyada, hayatından oldukça memnun yaşayan kutup ayılarının sırrı, onların bu koşullara uygun olarak yaratılmış olmalarıdır. Yüce Allah her canlıyı olduğu gibi, kutup ayısını da ihtiyaçları doğrultusunda en mükemmel özelliklerle yaratmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; background-color: rgb(197, 203, 208); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; background-color: rgb(197, 203, 208); "&gt;&lt;a href="http://www.canlilarinevrimi.com/" class="SidesTableText" style="font-family: Verdana; color: rgb(153, 0, 0); text-decoration: none; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;(Canlilarinevrimi.com)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-503995715329735672?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/503995715329735672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/503995715329735672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/kurkleri-sayesinde-vucut-scaklklarn.html' title='Kürkleri Sayesinde Vücut Sıcaklıklarını Koruyabilen Kutup Ayıları'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5736779918837497242</id><published>2011-08-26T13:25:00.002+03:00</published><updated>2011-08-26T13:31:22.354+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Tüm Minerallerin Sertlik Şampiyonu: Elmas</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-43mNvl67pnA/Tld1xycfanI/AAAAAAAAACw/A-CRICGWsEQ/s1600/elmas.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" qaa="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-43mNvl67pnA/Tld1xycfanI/AAAAAAAAACw/A-CRICGWsEQ/s1600/elmas.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Pırıl pırıl parlayan bir elmas ile kurşun kalem ucu arasındaki ortak nokta nedir? Elmas son derece sert bir maddedir, kurşun kalem ucunu oluşturan grafit ise oldukça yumuşaktır. Bu iki farklı madde gerçekte mucizevi bir yaratılış delilinde buluşurlar: Karbon &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlenmemiş ham elmas tüm minerallerin, tüm malzemelerin sertlik şampiyonudur. (L. Vlasanov &amp;amp; D. Trifonov, 107 stories About Chemistry, Mir Publishers, 1977) Bu nedenle kristal elmas, her türlü malzemeyi kesme, delme ve düzlemede, aşındırıcı olarak kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertlik; minerallerin dıştan gelen kuvvetlerle çizilmeye karşı gösterdiği dirençtir. Mineralleri sertlikleri yardımıyla tanıma kolaylığı vardır. Bir mineral diğeri ile çizdirilerek izafi sertlik değeri belirlenebilir. Tüm minerallere sertliklerini belirlemek amacıyla puanlama yapan bilim adamları, elmasa 10 üzerinden 10 puan vermeyi uygun bulmuşlardır. Peki, elması bu kadar sert yapan nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurşun kalemlerde kullandığımız kırılgan ve yumuşak grafit uç ile elmasın aynı atomlardan oluşması oldukça dikkat çekicidir. Grafit de tıpkı elmas gibi karbon atomlarından oluşur. Ne var ki, biri oldukça yumuşakken, diğeri alabildiğine serttir. Biri kara bir kömür parçası gibiyken, diğeri pırıl pırıl bir yüzeye sahip olabilmektedir. Biri doğada son derece bol bulunurken, diğerine rastlamak çok zordur. Tüm bu nedenlerden dolayı elmas, grafit ile kıyaslanamayacak maddi bir değere sahiptir. Peki, karbon atomu, nasıl olup da birbirinden bu kadar farklı iki kimliğe bürünebilmektedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Canlılığın Temeli Karbon Atomları Elmasa Değer Biçiyor &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu farklılıktan önce, elması oluşturan karbon atomlarından bahsedelim. Karbon atomu, canlılar için son derece önemlidir. İngiliz kimyager Nevil Sidgwick de, Chemical Elements and Their Compounds (Kimyasal Elementler ve Bunların Bileşikleri) adlı eserinde bunu şöyle vurgular: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karbon, yapabildiği bileşiklerin sayısı ve çeşitliliği yönünden, diğer elementlerden tamamen farklı, özgün bir yapıdadır. Şimdiye dek karbonun yarım milyonun üzerinde farklı bileşiği ayrılmış ve tanımlanmıştır. Ama bu bile karbonun güçleri hakkında çok yetersiz bir bilgi verir, çünkü karbon tüm canlı maddelerin temelini oluşturur. (Nevil V.Sidgwick, The Chemical Elements and Their Compounds, vol.1, Oxford: Oxford University Press, 1950, s.490) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karbonun, sadece hidrojen ile kurduğu farklı bağlar, "hidrokarbonlar" olarak bilinen büyük bir aileyi meydana getirir. Bu aile içinde; doğal gaz, sıvı petrol, gaz yağı, kerosen ve çeşitli makine yağları vardır. Etilen ve propilen olarak bilinen hidrokarbonlar, petrokimya endüstrisinin temelidir. Başka hidrokarbonlar da benzin, toluen ve turpentin gibi bileşikler meydana getirir. Giysilerimizi güvelenmekten koruması için dolaplara konulan naftalin, bir başka hidrokarbon türüdür. Klor veya florla birleşen hidrokarbonlar; anestezi maddeleri, yangın söndürücüler ve buzdolaplarında kullanılan freonlar gibi farklı maddeleri oluşturur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, elması elmas yapan karbon, böylesine önemli bir atomdur. Elmasın kristal yapısı, kristal dünyasındaki en mükemmel örnektir ve bir benzeri daha yoktur. Karbon atomları, elmas kristallerinde elmasa sertlik özelliğini kazandıracak ideal bir geometrik düzen içindedirler. Grafit de karbondan oluşur; ancak atomları elmastaki gibi bir düzen ile sıralanmaz. Bu durum, bilim adamları tarafından allotropi olarak adlandırılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allotropi Kavramı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir elementin atomlarının uzayda farklı farklı şekillerde dizilmesiyle oluşan yapıya allotropi denir. Bu olayı gerçekleştiren atomlara da allotrop atomlar denir. Bu olayı şöyle de örnekleyebiliriz: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tuğla fabrikasından, üç ayrı parti halinde 10.000’er tane tuğla alalım ve bu tuğlalar birbirinin aynısı olsun. Bu tuğlaları üç ayrı ustaya verelim. Ustalar, birbirinden bağımsız, istedikleri gibi birer duvar yapsınlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba bu duvarlar birbirinin aynısı mıdır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duvarların sağlamlıkları aynı mıdır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuğlaların sanatsal dizilişleri aynı mıdır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruların cevapları evet ise allotrop duvarlar oluşmamış demektir. Cevaplar hayır ise allotrop duvarlar oluştu diyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksijen gazı ile Ozon gazı, oksijen atomlarının allotroplarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmas, Grafit ve Amorf karbon, karbon atomunun allotroplarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Fosfor ile Kırmızı Fosfor, fosfor atomunun allotroplarıdır. &lt;br /&gt;Rombik kükürt ile Monoklin kükürt de kükürtün allotroplarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allotrop Atomların Özellikleri: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;• Atom ve kütle numaraları aynıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Molekül geometrileri farklıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kimyasal tepkimeye girme istekleri farklıdır; ancak tepkime sonunda oluşturdukları bileşikler aynıdır. &lt;br /&gt;• Molekül sağlamlıkları farklıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmas ve grafitin bazı fiziksel özellikleri aşağıda verilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elması değerli kılan tüm özellikleri, oluşumu sırasında ortaya çıkan şartlara bağlıdır. Doğal elmasın oluşumu için, aşırı yüksek sıcaklık ve basınç gerekir. Elmas, yerkabuğunun derinliklerinde doğar. Erimiş elmas içeren kısımlar yüzeye fışkırıp donabilir; ancak bu olay çok nadiren gerçekleşir. Bu nedenle yeryüzünde çok az sayıda elmas yatağı vardır ki, zengin yatakların sayısı da zaten birkaçı geçmemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal elmasın yapısı ve oluşum şekli, bilim adamları için yol gösterici olmuş; bu sayede yapay elmas üretilebilmiştir. Bazı denemeler sonunda, 100 bin atmosfer basınç ve 3 bin derece sıcaklık altında tutulan grafit, elmas haline getirilmiştir. Ancak üretilen sentetik elmaslar, doğal olanları kadar değerli değildir. Bu nedenle yapay elmaslar, çok sert yapılarından dolayı, endüstride bir çeşit zımpara olarak kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elmasın Kullanım Alanları: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elmaslar üç çeşittir: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Asil elmas:&lt;/strong&gt; Asıl ve kıymetli olan elmastır. Ölçü birimi kırattır (karat). 1 kırat 0,205 gramdır. Mücevher olarak kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bort:&lt;/strong&gt; Yarı saydam ve lifli yapılı bir elmastır. Asıl elmastan daha sert olduğu için, iyi cins elmasları tıraş etmede kullanılır. Ayrıca, sondaj sanayisinde elmas kron yapımında kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Karbonado:&lt;/strong&gt; Şekilsiz ve siyah renkli bir elmas çeşididir. Bunun da sertliği asıl elmastan fazladır. Sondaj ekipmanları imalatında kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimyager Sidwickin de belirttiği gibi, içinde sadece 6 proton, 6 nötron ve 6 elektron bulunduran karbon atomu, tam bir mucizedir. Sadece, atomlar arasındaki bir sıralama farklılığının bu kadar farklı sonuçlar doğurması ve bu sonuçların insanlığa büyük imkanlar sunması, ortaya çıkan tüm malzemelerin Allah’ın bir lütfu olduğunun anlaşılması için yeterlidir. Doğada bulunan her yaratılış delili gibi, karbonu ve elması da tüm özellikleriyle Yüce Allah yaratmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatandır. (Nisa Suresi, 126)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5736779918837497242?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5736779918837497242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5736779918837497242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/tum-minerallerin-sertlik-sampiyonu.html' title='Tüm Minerallerin Sertlik Şampiyonu: Elmas'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-43mNvl67pnA/Tld1xycfanI/AAAAAAAAACw/A-CRICGWsEQ/s72-c/elmas.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3510762560671035557</id><published>2011-08-23T02:15:00.000+03:00</published><updated>2011-08-23T02:15:58.418+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Açıklama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Çiçeklerdeki Değişim</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-rK64n0ngD6w/TlLjC6JGzkI/AAAAAAAAACs/3svj2iK5Tvg/s1600/sari_cicek1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" qaa="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-rK64n0ngD6w/TlLjC6JGzkI/AAAAAAAAACs/3svj2iK5Tvg/s1600/sari_cicek1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;BBC'nin internet sitesinde ve Radikal gazetesinde Darwin ailesiyle ilgili bir habere yer verildi. (BBC, "Darwin family repeat flower count -Darwin ailesi çiçek sayımını tekrarlıyor", 7 Haziran 2005; Radikal, "Şimdi sıra torun Darwin'lerde", 8 Haziran 2005). &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Söz konusu haberde Charles Darwin'in, İngiltere'nin Kent bölgesinde 1855 yılında başlattığı çiçek kayıt çalışmasının, Darwin ailesinin günümüz temsilcilerince devam ettirildiği anlatılıyordu. Konunun detaylarının aktarıldığı satırlarda, torun Darwin'lerin, "çiçeklerin son 150 yılda geçirdiği değişimi" inceleyecekleri şeklinde bir ifadeye de yer verildiği görülüyordu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Burada torun Darwin'lerin araştıracakları değişimin sınırları hakkında kısaca bilgi vermek faydalı olacaktır. &lt;br /&gt;Modern bilimin bulguları, doğada Darwin'in teorisinin iddia ettiği gibi türler arası bir değişim yaşanmadığını ortaya koymuştur. Doğadaki değişim sınırlıdır, ve bir türün kendi içindeki varyasyonları şeklinde gözlemlenmektedir. Bu ise evrime hiçbir şekilde delil oluşturmaz. Varyasyon genetik çeşitlenme demektir. Bu olay bir canlı türünün içindeki bireylerin birbirlerinden farklı özelliklere sahip olmasına neden olur. Yani var olan genetik bilgide farklı eşleşmeler ortaya çıkar ancak bu farklılıklar da genetik bilginin izin verdiği ölçüde gerçekleşir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bu, bitki ve hayvan ıslah eden insanların tarih boyunca gözlemlediği ve ayrıca 20. yy boyunca yapılan çok sayıda laboratuvar deneyiyle doğrulanmış bir gerçektir. Tüm bu tecrübe ve bilimsel araştırmalar, türlerin doğal "çeşitlenme" süreciyle asla aşamayacakları sınırlar olduğunu göstermiştir. Bu alandaki en ünlü isimlerden biri olan Luther Burbank, türler içindeki değişimi sınırlayan görünmez bir kanunun olduğu görüşündedir: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Tecrübelerimden biliyorum ki, bir buçuk ile altı santimetre arasında bir erik yetiştirebilirim. Ama itiraf edeyim ki, bir bezelye kadar küçük veya bir greyfurt kadar büyük erik elde etme çabası başarıyla sonuçlanmayacaktır... Kısacası, muhtemel sanılan gelişmelerin sınırları vardır ve bu sınırlar bir kanuna tabidir... Bu, ilk hale yani ortalama (vasat) boyuta dönme kanunudur... Geniş çaplı deneyler daha önceden gözlemle tahmin ettiğimiz sonuçları onaylayan bilimsel deliller ortaya koymuştur. Yani bitkiler ve hayvanlar sonraki nesillerde vasat boyutlarına veya yapılarına geri dönmeye eğilimlidirler... Kısacası, tüm canlıları belirli bir sınırda bulunmaya zorlayan bir çekim kuvveti vardır (Norman Macbeth, Darwin Retried, Boston, Gambit INC., 1971, s.36) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Biyoloji profesörü Lane P. Lester ve moleküler biyolog Raymond G. Bohlin, Natural Limits to Biological Change (Biyolojik Değişimin Doğal Sınırları) adlı kitaplarında şöyle yazmaktadırlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşayan organizmaların popülasyonlarının, belirli bir zaman dilimi içinde anatomi, fizyoloji, genetik yapı vs. açısından değişim gösterdikleri, tartışılmayan bir gerçektir. Geriye kalan zor mesele, şu sorunun cevabıdır: Ne kadar değişim mümkündür ve bu değişimler hangi mekanizma ile oluşur? Bitki ve hayvan yetiştiricileri, canlıların değiştirilebilirliği konusunda etkileyici örnekleri biraraya getirebilirler. Ama bir yetiştirici işe köpekle başladığında sonuçta yine köpek elde etmektedir, farklı ve garip görünümlü bir köpek bile olsa bu, sonuçta köpektir. Meyve sineği meyve sineği olarak kalmakta, güller gül olarak kalmaktadır (Lane P. Lester, Raymond G. Bohlin, Natural Limits to Biological Change, s.13-14) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bitkilerdeki sınırlı değişim sadece insanların canlı örnekler üzerinde yaptığı gözlemlere değil, milyonlarca yıllık fosil kaydına da damgasını vurmuştur. Torun Darwin'lerin inceledikleri çiçekli bitkilerin sözde evrimsel kökenleri tam anlamıyla karanlıktadır. Tüm bitki grupları gibi bunlar da fosil kayıtlarında aniden ve kusursuz yapılarıyla belirir. Bu sebeple çiçekli bitkiler üzerine uzman olan Daniel Axelrod, The Evolution of Flowering Plants in The Evolution Life adlı kitabında şu itirafı yapmak zorunda kalmıştır: &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Angiospermlere, yani çiçekli bitkilere yol açan ilkel grup, fosil kayıtlarında henüz tespit edilmemiştir ve yaşayan hiçbir angiosperm böyle bir bağlantıya dikkatleri çekmemektedir. (Daniel Axelrod, The Evolution of Flowering Plants in The Evolution Life, s. 264-274 (1959)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Görüldüğü gibi, BBC ve Radikal haberlerinde inceleneceği duyurulan değişim, tür içinde sınırlı kalan ve bitkileri başka bitkilere dönüştürmeyen sınırlı bir değişimdir. Evrim teorisi, çiçekli bitkilerin sadece fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkışını değil, bu canlıların yaptığı fotosentezin kökenini, bitki hücresindeki kompleks organellerin nasıl olup da tesadüflerle organize olarak hücreyi meydana getirdiğini de açıklayamamaktadır. Radikal gazetesine ve BBC'ye Darwinizm'in bilimsel açmazlarını artık kabullenmelerini ve çiçekli bitkilerin kaydı çalışmasının evrim teorisine bilimsel kanıt sağlamayacağını görmelerini tavsiye ediyoruz. Çiçekler, ortaya koydukları estetik ve kompleks tasarımla apaçık bir yaratılış delilidirler. Çiçekler amaçsız bir süreçte tesadüfi değişimlerle ortaya çıkmamışlardır, Yüce Allah diğer bütün varlıkları olduğu gibi çiçekleri de sonsuz bir ilimle yaratmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3510762560671035557?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3510762560671035557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3510762560671035557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/ciceklerdeki-degisim.html' title='Çiçeklerdeki Değişim'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-rK64n0ngD6w/TlLjC6JGzkI/AAAAAAAAACs/3svj2iK5Tvg/s72-c/sari_cicek1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-1359696309397746503</id><published>2011-08-22T23:49:00.003+03:00</published><updated>2011-08-22T23:52:18.665+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Darwinizm Türkiye'de Öldü - 29.11.2006 - Danimarka/Kristelight Dagblad</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-D-OEeHjOxho/TlLAnjJPeZI/AAAAAAAAACo/OQfpkaH-kH0/s1600/cicektohumu.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; cssfloat: left; float: left; height: 169px; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; width: 199px;"&gt;&lt;img border="0" height="149" qaa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-D-OEeHjOxho/TlLAnjJPeZI/AAAAAAAAACo/OQfpkaH-kH0/s200/cicektohumu.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Danimarka'nın tanınmış günlük gazetelerinden Kristeligt Dagblad, 29 Kasım 2007 tarihinde İngiliz Reuters haber ajansından Tom Heneghan'ın hazırladığı bir habere "Darwinizm Türkiye'de öldü" başlığıyla yer verdi. Sayın Adnan Oktar'ın Yaratılış Atlası'nın konu alındığı haberde şöyle bildirildi: &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;DARWINİZM TÜRKİYE'DE ÖLDÜ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Yaratılışçılık Türkiye'de öylesine yayıldı ki, Darwin'in evrim teorisini halkın ne derece kabul ettiği ile ilgili yapılan araştırmada, Türkiye ülke içinde sonuncu oldu. Harika görünümlü, 768 sayfa parlak kuşe kağıda basılmış, resimlerin ve kolay okunabilir metinlerin yer aldığı büyük boyutlu sayfalardan oluşan çalışma, Allah'ın yeryüzünü insanlar ve hayvan türleri de dahil olmak üzere tümüyle yarattığını ispatlıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Yaratılış Atlası'nda, 500 sayfadan daha fazlasında muhteşem resimler yer alıyor ve günümüz canlıları fosillerle karşılaştırılarak, Allah'ın canlılığı ilk yarattığı andan itibaren canlılığın hiç değişmediği ve evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediği savunuluyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Resimlerin ardından bir kitap uzunluğundaki bölümde ise Darwinizm'in "güçlü olanın hayatta kaldığı" iddiasıyla, ırkçılığın, Nazizmin, komünizmin ve terörizmin ilham kaynağı olduğu anlatılıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kitapta, "Terörizm belasının kökeni İlahi dinlerde değil, fakat tam tersine Allah'sızlıktadır. Nitekim ateizm de günümüzde Darwinizm ve materyalizm ile ifade edilmektedir" diye belirtiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;... Harun Yahya müstear ismiyle Türkçe olarak 200'de fazla kitap yayınladı ve bunların büyük bir kısmı 51 farklı dile çevrildi. 50 yaşlarındaki Oktar'ın eserleri tüm dünya çapında İslami yayınevlerinde yer alıyor ve internetten ücretsiz indirilebiliyor. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-1359696309397746503?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1359696309397746503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1359696309397746503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/darwinizm-turkiyede-oldu-29112006.html' title='Darwinizm Türkiye&apos;de Öldü - 29.11.2006 - Danimarka/Kristelight Dagblad'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-D-OEeHjOxho/TlLAnjJPeZI/AAAAAAAAACo/OQfpkaH-kH0/s72-c/cicektohumu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-580870254535190078</id><published>2011-08-20T23:44:00.001+03:00</published><updated>2011-08-20T23:45:22.306+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Ayet Bir Açıklama'/><title type='text'>Emaneti Ehline Vermek Ne Demektir?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-HUtrb-EnDD4/TlAcbjX3krI/AAAAAAAAACk/4lBX6q9WCg8/s1600/saricicek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="149" qaa="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-HUtrb-EnDD4/TlAcbjX3krI/AAAAAAAAACk/4lBX6q9WCg8/s200/saricicek.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kuran’da emanet edilen şeylerin, o konuda ehil olan yani yetki ve yetenek sahibi kişilere verilmesi emredilmektedir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir. (Nisa Suresi, 58) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emanet edilecek şey bir görev, sorumluluk veya korunması gereken değerli bir eşya olabilir. Böyle bir durumda, örneğin söz konusu emanet eğer bir eşya ise onu, dikkati en açık, en dürüst ve en aklıbaşında kişiye vermek bu ayetin en doğru şekilde uygulanması demektir. Bir görev veya sorumluluk verirken de aynı şekilde bu konuda en bilgili, en tecrübeli, kısacası bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirebilecek kişi seçilmelidir. Daha az yetenekli veya daha az bilgili birinin seçilmesinde büyük olasılıkla nefsani bir çıkar gözetilmiş demektir. Bir kişinin güvenilirliğinden çok, o kişinin kan bağı açısından yakınlığı ya da ileride karşılık olarak başka çıkarlar sağlaması gibi hesaplar yapılmış olabilir. Ki genelde toplumda yaygın olan anlayış budur. Çıkar ilişkileri birinci dereceden önemli olur. Oysa her konuda en iyisini, en doğrusunu aramak Kuran ahlakının bir gereğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdan, sadece Allah'ı tanımayı, O'nun varlığını kabul etmeyi değil, aynı zamanda O'nu razı edecek işler yapmayı ve bu işlerde de çok titiz olmayı gerektirmektedir. İnsanların büyük çoğunluğu ise Allah'ın varlığına inanmanın yeterli olduğunu zanneder. Kuran'daki bazı ayetlerde bu kişiler şöyle bildirilmektedir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız? İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Öyleyse haktan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hala çevriliyorsunuz? (Yunus Suresi, 31-32) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi, bu kişiler Allah'ın varlığına inanır, hatta Allah'ın kendilerine rızık verdiğini, kendilerini yaratan ve öldüren olduğunu, herşeyin Yaratıcısı ve sahibi olduğunu da kabul ederler. Vicdanlarını ancak bu kadar bir anlayış için kullanır ve bunu dindarlıkları için yeterli görürler. Oysa vicdanını sonuna kadar kullanan bir kişi, Allah'ın Yüceliğini kavrayabildiği için O'na karşı saygı dolu bir korku duyar. Bu diğer bilinen korkulardan farklı bir korkudur; Allah'ın hoşnutluğunu kaybetme korkusudur. Bundan korku duyan insanın tüm yaşamı, yalnızca Rabbimiz'in rızasını kazanmaya çalışarak geçer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://www.imaninsevki.com/"&gt;http://www.imaninsevki.com/&lt;/a&gt;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-580870254535190078?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/580870254535190078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/580870254535190078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/emaneti-ehline-vermek-ne-demektir.html' title='Emaneti Ehline Vermek Ne Demektir?'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-HUtrb-EnDD4/TlAcbjX3krI/AAAAAAAAACk/4lBX6q9WCg8/s72-c/saricicek.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-6447378336494285294</id><published>2011-08-20T02:30:00.001+03:00</published><updated>2011-08-20T02:31:13.590+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Tohumlarla İlgili Düşündürücü Detaylar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-OJ2WO0_Cluc/Tk7xla4YLAI/AAAAAAAAACg/N6EU1aGuMNY/s1600/tohumlarla_ilgili_dusundurucu_detaylar_tr.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" qaa="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-OJ2WO0_Cluc/Tk7xla4YLAI/AAAAAAAAACg/N6EU1aGuMNY/s1600/tohumlarla_ilgili_dusundurucu_detaylar_tr.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-jDD74W77TAk/Tk7w9afQv-I/AAAAAAAAACY/InFaQa_ekTE/s1600/tohum.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;- Bilindiği gibi, toprağın genel olarak çürütücü, parçalayıcı özelliği vardır. Ancak toprağın içindeki tohum ve milimetrenin yarısı inceliğindeki kökler hiçbir zarar görmezler. Aksine toprağı kullanarak sürekli gelişir ve büyürler. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; text-align: left;"&gt;- Tohumun yarılıp içinden filizin çıkabilmesi için çok yüksek miktarda kuvvet gerekmektedir. Bu kuvvetin büyüklüğü, filizlerin asfalt kaldırımların kenarlarını çatlatarak çıktıkları düşünüldüğünde çok daha iyi anlaşılmaktadır. Bu etkili gücün kaynağı her bitkiyi oluşturan hücrelerin içinde bulunan hidrolik basınçtır. Bitkinin büyümesi için mutlaka gerekli olan bu basınç hücre duvarını esnetip, genişletme özelliğine sahiptir. Eğer bu özellik olmasaydı bitkilerdeki hücre büyümesi gerçekleşemezdi, yani tohum filizlenemezdi. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;- Pek çoğu küçük kuru tahta parçalarına benzeyen tohumlar, aslında içlerinde bitkilere ait binlerce bilgiyi barındıran genetik şifre taşıyıcılarıdır. İleride oluşturacakları bitkiler ile ilgili tüm bilgiler tohumların içinde saklıdır. Bitkinin kökünün ucundaki tüycükten, gövdesinin içindeki borucuklara, çiçeklerinden, vereceği meyveye kadar tüm bilgiler en küçük detaylarına kadar eksiksiz olarak tohumun içinde mevcuttur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Tohummucizesi.com) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohumlar filizlenmeye başladıklarında üzerlerindeki toprağın ağırlığı ya da önlerine çıkan başka bir engel onları toprağın üstüne, güneş ışığına ulaşmaktan alıkoyamaz. Filizlenmeye başlayan tohum, bir süre sonra fotosentez yaparak kendi besinini üretmeye başlar. Tohumun büyüme süreci içinde yavaş yavaş ana bitkinin küçük bir kopyası ortaya çıkar. Filizler toprağın üstüne doğru büyürken, kökler de fotosentez işlemi için hammadde toplamak üzere toprağın derinliklerine yayılırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filizlerin ışığa doğru uzanan yolculuğu Yüce Rabbimiz’in kusursuz yaratış delillerindendir. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-6447378336494285294?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6447378336494285294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/6447378336494285294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/tohumlarla-ilgili-dusundurucu-detaylar.html' title='Tohumlarla İlgili Düşündürücü Detaylar'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-OJ2WO0_Cluc/Tk7xla4YLAI/AAAAAAAAACg/N6EU1aGuMNY/s72-c/tohumlarla_ilgili_dusundurucu_detaylar_tr.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-135738849532663111</id><published>2011-08-17T00:51:00.000+03:00</published><updated>2011-08-17T00:51:20.074+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahir Zaman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evrim'/><title type='text'>Deccal Nasıl Öldü? ''150 Yıl Süren Darwinist Aldatmacanın Sonu''</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-vL1rF6xwFDc/TkrmFXUbTtI/AAAAAAAAACU/DhExedj8csA/s1600/deccal_nasil_oldu_150_yil_suren_darwinist_aldatmacanin_sonu_tr.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" naa="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-vL1rF6xwFDc/TkrmFXUbTtI/AAAAAAAAACU/DhExedj8csA/s1600/deccal_nasil_oldu_150_yil_suren_darwinist_aldatmacanin_sonu_tr.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Canlıların tesadüfen meydana geldiğini iddia eden, insanın maymun ataları olduğunu savunan, insanı yeryüzünde sorumsuz bir hayvan olduğuna inandırmaya çalışan, güçlü olanın zayıf olanı ezmesi gibi sapkın bir fikirle yola çıkarak kitleleri katleden, savaşları başlatan, insanları küçük ve aşağılık gören dünyaya hakim olmuş sahte inanç sistemi, deccalin en büyük oyunlarından biri olan Darwinizm'dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darwinizm, tarihin en sapkın ve en büyük kitle aldatmacasıdır. 150 yıl boyunca devam etmiş olan bu kitle aldatmacası, şu an Darwinistlerin şaşkın bakışları altında çöküşe uğramaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar 150 yıldır aldatılmış olmanın şokunu yaşamaktadırlar. Deccalin oyunu bitmiştir. Deccal artık ölmüştür. Kitle aldatmacası son bulmuştur. Batıl olan din, Allah'ın hak dini karşısında yerle bir olmuştur. Elinizdeki kitap, deccalin en büyük oyununun kesin yıkılışının delillerini sunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deccaltehlikesi.com/"&gt;http://www.deccaltehlikesi.com/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-135738849532663111?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/135738849532663111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/135738849532663111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/deccal-nasl-oldu-150-yl-suren-darwinist.html' title='Deccal Nasıl Öldü? &apos;&apos;150 Yıl Süren Darwinist Aldatmacanın Sonu&apos;&apos;'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-vL1rF6xwFDc/TkrmFXUbTtI/AAAAAAAAACU/DhExedj8csA/s72-c/deccal_nasil_oldu_150_yil_suren_darwinist_aldatmacanin_sonu_tr.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-1907784179295794907</id><published>2011-08-12T02:27:00.001+03:00</published><updated>2011-08-12T02:28:04.042+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Açıklama'/><title type='text'>Kafanıza Takılan Önemsiz Konuları ''Bir Kaç On Yıl Sonrasına'' Erteleyin...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-RDFwdFpbeuM/TkRlD0AwKiI/AAAAAAAAACQ/hfXaKJnVkdk/s1600/flover2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" naa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-RDFwdFpbeuM/TkRlD0AwKiI/AAAAAAAAACQ/hfXaKJnVkdk/s1600/flover2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İnsan bazen küçük konuları gereğinden fazla büyütür. Ehemmiyetsiz olduğu halde sıradan bir konuyu, o an için hayatının en önemli konusu olarak görür. Dikkatini bu duruma verdikçe, o küçük konu, gözünde giderek daha da büyümeye ve kendisine daha da fazla rahatsızlık vermeye başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bakış açısıyla bakılırsa, bu konu gerçekten de bir yönüyle kişinin hayatını etkileyen bir önem taşıyabilir. Ama bir başka bakış açısıyla bakılacak olursa da, o konu diğer önemli meselelerin yanında dünyadaki bir toz tanesi kadar önem taşımaz. İnsan bunu içerisinde bulunduğu o anda fark edemez belki. Ama bu gerçeği anlamanın şöyle bir yolu vardır: Şu anda geçmişe dönüp bir düşünecek olursanız, bundan on yıl önce kafanıza takılan konuların hiçbirini hatırlamadığnıı görürsünüz. Hatta o kadar geriye gitmeye bile gerek kalmaz. Bundan sadece bir sene, hatta birkaç ay, birkaç hafta öncesine gittiğinizde bile, gün içinde sizi rahatsız eden, neşenizi, huzurunuzu kaçıran, sizi sessizleştirip içinize kapanmanıza neden olan, insanlardan uzaklaştıran, hayatınızı çok derinden etkilediğini ve etkilemeye de devam edeceğini sandığınız konuların hiçbirini hatırlamazsınız. Ama hatırlasanız da önemli değildir. Çünkü o zamanlar hayatınızı kökten etkilediğini sandığınız o konu, artık sizi hiç rahatsız etmiyordur. En fazla bir kaç saniye içinde bir anı gibi aklınızdan geçip gider. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki o on sene, birkaç ay ya da birkaç hafta öncesinden geriye elinizde kalan ne olmuştur? İşte asıl bu sorunun yanıtı, hayatınızı kökten ve derinden etkileyecek olan gerçektir. Geriye sadece Allah ile olan yakınlığınız, Allah'a olan sevginiz, sadakatiniz, bağlılığınız ve Allah'ı hoşnut etmek için gösterdiğiniz ihlas, samimiyet, salih amelleriniz ve azminiz kalmıştır. Eğer on sene önce Allah'ı düşünerek, Allah'ın sevgisini umarak güzel ahlak gösterdiyseniz; küçük ya da büyük bir sıkıntı ya da zorlukla karşılaştığınızda Allah'a sığınıp güzel ahlakta kararlı davrandıysanız, o gününüz dünyada ve ahirette inşaAllah sizin için büyük bir nimete dönüşmüştür. Ve ahirette de size sevinç ve nimet getirecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte on sene öncesini düşündüğünüzde apaçık bir şekilde görünen bu gerçeği, yaşadığınız an içeresinde de unutmamak çok önemlidir. Eğer şu an içinde kendinize baktığınızda kafanıza takılan küçük ya da büyük çeşitli konular varsa, ileride de bunların büyük ölçüde bir önemi olmayacağını unutmayın. O halde şu an için karşınıza sizi rahatsız eden bir konu çıktığında da, “ ben bu konuyu birkaç ya da 5-10 sene sonrasına erteliyorum. Bu konuyu o zaman düşüneceğim” diyerek bir kenara bırakın. O zaman geldiğinde, Allah'ın izniyle, gerçekten de o konunun bir önemi kalmamış olacağını göreceksiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-1907784179295794907?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1907784179295794907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1907784179295794907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/kafanza-taklan-onemsiz-konular-bir-kac.html' title='Kafanıza Takılan Önemsiz Konuları &apos;&apos;Bir Kaç On Yıl Sonrasına&apos;&apos; Erteleyin...'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-RDFwdFpbeuM/TkRlD0AwKiI/AAAAAAAAACQ/hfXaKJnVkdk/s72-c/flover2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-2436958262268223051</id><published>2011-08-05T13:44:00.000+03:00</published><updated>2011-08-09T13:46:04.741+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Köpek Balığı Derisinden Örnek Alınarak Hazırlanan Mayolar ve Suyun Yüzey Direnci</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://www.harunyahya.net/images/Article/kopek_baligi_derisinden_ornek_alinarak_hazirlanan_mayolar_ve_suyun_yuzey_direnci_tr.jpg" alt="Köpek Balığı Derisinden Örnek Alınarak Hazırlanan Mayolar ve Suyun Yüzey Direnci" border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;1/100 saniyenin altın madalyayı belirlediği olimpiyat yarışmalarında, yarışmacılar açısından suyun vücutlarının üzerinde oluşturduğu sürtünme direnci oldukça önemlidir. Bu nedenle birçok yüzücü, sürtünme direncini en aza indirecek yeni mayoları tercih etmektedir. Bu mayolar yüzücüde olabildiğince geniş bir yüzeyi kaplar ve vücuda sımsıkı yapışır. Mayonun kumaşı, dikey reçine şeritleri üstüne köpek balığı derisinin özelliklerini taşıyan bir dokumadan ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpek balıkları üzerinde taramalı elektron mikroskobuyla yapılan incelemelerde, balığın derisinin şeritler içerdiği görülmüştür. Şeritler, dikey su girdapları veya su spiralleri oluşturarak suyu balığın vücuduna daha çok yapıştırır ve suyun yüzmeye karşı direncini azaltır. Şeritlerin bu etkisi &lt;b&gt;"Ribblet etkisi" &lt;/b&gt;olarak bilinir ve bu konu ile ilgili NASA'nın Langley Araştırma Merkezi'nde Ribblet deri araştırmaları yapılmaktadır. Son on yıldır da bu etki mayolar üzerinde uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://www.darwinizminsonu.com/" class="SidesTableText" style="font-family: Verdana; color: rgb(153, 0, 0); text-decoration: none; "&gt;Darwinizminsonu.com&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni lifler ve yeni dokuma teknikleri ile yapılan mayolar, yüzücünün vücudunu sararak suya en az direnç gösterecek şekilde üretilmektedir. Nitekim yapılan araştırmalar, bu mayoların diğer mayo tiplerine oranla sürtünme direncini %8 azalttığını göstermiştir.&lt;i&gt; (Bilim ve Teknik, TUBİTAK Yayınları, No.395, Ekim 2000, s.7)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-2436958262268223051?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/2436958262268223051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/2436958262268223051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/kopek-balg-derisinden-ornek-alnarak.html' title='Köpek Balığı Derisinden Örnek Alınarak Hazırlanan Mayolar ve Suyun Yüzey Direnci'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-2714171905930937591</id><published>2011-08-04T23:45:00.002+03:00</published><updated>2011-08-04T23:51:06.813+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar Röportajları'/><title type='text'>Adnan Oktar'dan Ramazan'a Özel: Ölümün Her An Gelebileceğini Unutmamak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-h_JomD6TGuA/TjsF6TBMcEI/AAAAAAAAACM/U74DsnMV7VU/s1600/cicek2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-h_JomD6TGuA/TjsF6TBMcEI/AAAAAAAAACM/U74DsnMV7VU/s1600/cicek2.jpg" t$="true" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanlar genelde ölümle hiç beklemedikleri bir anda, hiç beklemedikleri bir yerde karşılaşırlar. Allah (cc) bu gerçeği, &lt;strong&gt;"... Hiç kimse de, hangi yerdeöleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır." (Lokman Suresi, 34) &lt;/strong&gt;ayetiyle bildirilmektedir.&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Her insanın ölüm anı henüz doğmamışken kaderinde bellidir. Şu anda yaşayanların ve doğacak olan tüm insanların ne zaman ölecekleri bellidir. Bu gerçek Kuran-ı Kerim'de, &lt;strong&gt;"Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun Katındadır..." (Enam Suresi, 2)&lt;/strong&gt; ayetiyle haber verilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların kendi ölüm anlarını bilmemeleri bir çoğunu gaflet içinde yaşamaya götüren sebeplerden biridir. Bütün hayatını gaflet içinde geçirip, gerçeklerden yüz çeviren bir insan, öleceği andan haberdar edilmiş olsa, hiç şüphesiz tavırlarında çok büyük değişiklikler yapmak isteyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm vaktinin bilinmemesi insanın dünyadaki imtihanının bir sırrıdır. Bunun bilincinde olan mümin her an ölecekmiş gibi ahiret yurdu için hazırlık yapar. Yüce Allah (cc)'ın tüm emir ve yasaklarını samimi bir şekilde, hayatının her anında yerine getirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman etmeyen bir insan ise, Allah (cc) rızasının değil, nefsinin istekleri doğrultusunda yaşar. Öleceğini bilir, ancak ölümün ahirette ya sonsuz cehennem ya da sonsuz cennet yurdunda bir uyanış olduğunu kavrayamaz. Ölüm gaflet içindeki insanın zihninde, dünyada sahip olduğu maddi imkanlardan ve değerlerden uzaklaşarak, ebediyen onlardan ayrılmak düşüncesinden ibarettir. Bu nedenle de tüm bunlara tutkuyla bağlanır, ölüm kelimesini dahi duymak istemez. Ancak, her an hayatının sona ereceğini düşünmediği, ölüm üstünde tefekkür etmediği için, Allah (cc)'ın emir ve yasaklarını göz ardı eder ya da erteler. İbadet etmek için daha vakti olduğunu, yaşı ilerleyince yapacağını düşünür. Oysa ne kadar ömrü kaldığı konusunda hiçbir fikri yoktur. Hiçbir şeyin ölümü engellemesi ya da durdurması da söz konusu değildir. Kuran'da şöyle bildirilir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İnsan her an ölebilir, bu gerçeği unutmaya ya da bu gerçekten kaçmaya çalışmak insanın gaflette olduğunun göstergesidir. Gaflet ise iman edenlerin şiddetle sakınması gereken bir durumdur.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-2714171905930937591?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/2714171905930937591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/2714171905930937591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/adnan-oktardan-ramazana-ozel-olumun-her.html' title='Adnan Oktar&apos;dan Ramazan&apos;a Özel: Ölümün Her An Gelebileceğini Unutmamak'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-h_JomD6TGuA/TjsF6TBMcEI/AAAAAAAAACM/U74DsnMV7VU/s72-c/cicek2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5894151832774886402</id><published>2011-08-03T22:11:00.002+03:00</published><updated>2011-08-03T22:12:38.330+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hz.Mehdi (as) ve Özellikleri'/><title type='text'>Peygamberimiz (sav) Hadislerinde, Hz. Mehdi (as)'ın Vücudunda Belirleyici Bazı Ben ve İzler Bulunduğunu Bildirmiştir</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-q0FCRLygBH0/Tjmcg-co9ZI/AAAAAAAAACE/2EZAw-WRgrM/s1600/sarayliresimm.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-q0FCRLygBH0/Tjmcg-co9ZI/AAAAAAAAACE/2EZAw-WRgrM/s1600/sarayliresimm.jpg" t$="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;HZ. MEHDİ(AS)’IN BACAĞINDA BİR İZ VARDIR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(HAZRETİN) (HZ. MEHDİ(AS)’IN) BACAKLARIGENİŞ, İRİCE VE SAĞBACAĞINDA BEDEN RENGİNİN AKSİNE BİR İZ BULUNMAKTADIR.&lt;/strong&gt; (Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi Cilt:4 Sayfa 154 ve Kemal-ud Din Cilt:2 Sayfa 376 ve Bihar Cilt:52 Sayfa 322) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(HZ. MEHDİ (AS)'IN) SAĞ BACAĞINDA SİYAH BİR İZ VARDIR.)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 251) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HZ. MEHDİ(AS)’IN ALNINDA BİR İZ VARDIR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Humrân bin A'yânder ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a şöyle arzettim: ...ALNINDA İZ VARDIR, yüzünde ise ben." (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Humran bin A'yânder ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a: ... ALNINDA İZ VARDIR, yüzü güzellerin evladıdır.(Yani yüzü güzeldir)... " (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252-253) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ebu Basirder ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam (tereddüt raviden kaynaklanıyor). Şöyle buyurdu: "Ey Ebu Muhammed! Kaim'in iki alâmeti (veya alâmetleri) vardır. BAŞINDA bir ben ve BİR İZ VARDIR..." (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HZ. MEHDİ(AS)’IN SIRTINDA BULUNAN BEN &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Mehdi (as)’da Peygamberimiz (sav) de bulunan gibi bir ben bulunmaktadır.Yeri ve şekli Peygamberimiz (sav) tarafından bildirilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mehdi'nin omuzunda Peygamber Efendimiz’deki nübüvvet mührü bulunacaktır." (El-Kavlu FiMuhtasarr Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,41) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Omuzunda Peygamber’in alameti vardır." (Kıyamet Alametleri,165; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Omuzunda Peygamber’in nişanı vardır." (Kıyamet Alametleri,163) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;PEYGAMBERİMİZ (SAV), HZ. MEHDİ(AS)’IN VÜCUDUNUN ÖN CEPHESİNDE MERSİN YAPRAĞI ŞEKLİNİ ANDIRAN BİR ALAMET BULUNDUĞUNU BİLDİRMİŞTİR. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (sav)’in bu açıklamasından söz konusu yapının cilt renginde olduğu anlaşılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"…(Hz. Mehdi (as)'ın) İKİ OMUZUNUN ALTINDA YAPRAĞA BENZEYEN BİR İZ BULUNMAKTADIR." &lt;br /&gt;(Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi Cilt:3 Sayfa283, h.766) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEYGAMBERİMİZ (SAV), HZ. MEHDİ(AS)’IN YANAĞINDA DA BİR BEN OLACAĞINI BİLDİRMİŞTİR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yüzünde bir ben bulunacaktır." (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 41) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yüzünde bir ben vardır." (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mehdi gür sakallı, ön dişleri parlak, yüzübenli, açık alınlıdır."(Mer'iy b. Yusuf b. Ebu Bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar")&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5894151832774886402?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5894151832774886402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5894151832774886402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/peygamberimiz-sav-hadislerinde-hz-mehdi.html' title='Peygamberimiz (sav) Hadislerinde, Hz. Mehdi (as)&apos;ın Vücudunda Belirleyici Bazı Ben ve İzler Bulunduğunu Bildirmiştir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-q0FCRLygBH0/Tjmcg-co9ZI/AAAAAAAAACE/2EZAw-WRgrM/s72-c/sarayliresimm.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-1095327502126407312</id><published>2011-08-01T01:12:00.001+03:00</published><updated>2011-08-01T01:13:37.467+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Kendini Temizleyen Yaprakların Sırrı</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-pMQeG5rFVDY/TjXS2wFEY0I/AAAAAAAAACA/_nAq7IOVyJE/s1600/nilufer.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; height: 94px; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; width: 162px;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-pMQeG5rFVDY/TjXS2wFEY0I/AAAAAAAAACA/_nAq7IOVyJE/s1600/nilufer.jpg" t$="true" /&gt;&lt;/a&gt;Kıyafetleriniz hiç kirlenmese, daima temiz kalsa ve siz de onları yıkamak zorunda kalmasaydınız ne iyi olurdu değil mi? ‘Tatlı bir rüya gibi olurdu” mu diyorsunuz. Aslında haklısınız. Kimya Sektörünün devi olan BASF firmasının Almanya’da Ludwigshafen kentindeki laboratuarlarında araştırmalarını sürdüren uzmanlar, kumaş, kağıt ve hatta yer karolarını temiz tutabilecek, hatta bu malzemelerin kendi kendilerini temizlemesini sağlayacak bir sprey geliştirebilmeyi hayal ediyorlar.&lt;br /&gt;Projelerini gerçekleştirmede avantajlı bir noktadan işe başlıyorlar, çünkü aradıkları özellik doğada hazır halde bulunuyor. Sahip olduğu yaprak tasarımı sayesinde nilüfer çiçeği asla kirlenmiyor ve her yağmurda kendi kendini temizliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;1990’lı yılların başında Almanya’nın Bonn Üniversitesi’nden Wilhelm Barthlott, nilüfer yapraklarının mikroskobik tasarımını gün ışığına çıkardı. Dışarıdan bakıldığında fark edilmemesine karşın, bitki mikroskobik ölçüde son derece özel bir yüzey tasarımına sahip. Buna göre nilüfer yaprakları 5-10 mikrometre (milimetrenin binde biri) yüksekliğinde ve birbirinden 10-15 mikrometre mesafede olan çok küçük tümseklere sahip. Sonuçta ortaya 0.1 mikrometre genişliğinde, tellerden oluşan engebeli bir yüzey çıkıyor. Bu tepeler balmumuyla kaplı. Bu bozuk yüzey şekline sahip olması sayesinde su damlacıkları yüzeyle tam bir temas sağlayamıyor ve kendi ağırlıklarıyla aşağıya doğru akıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TEMİZ KALMAYI SAĞLAYAN MİKRO-DİZAYN &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilüfer çiçeğinin bu özelliği ona bakteri ve mikroplara karşı önemli bir koruma da sağlıyor. Yağmur damlalarıyla temizlenen yapraklarda mikroskobik ölçekteki bu canlılar bile tutunamıyor. Böylece bitki hem toz ve kirden, hem de hastalıklardan uzak kalıyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASF laboratuarlarında Nilüfer çiçeğinin bu mucizevi özelliğini en etkili şekilde taklit etme çalışmaları sürüyor. Araştırmaları yürüten Harald Keller, üretmeye çalıştıkları spreyin, bir cila gibi düzenli kullanıldığında, deri ayakkabıları koruyup kirlenmelerini engelleyebileceğini söylüyor(1). Ancak Keller, daha alacakları çok yol olduğunu belirtiyor, çünkü geliştirme aşamasındaki ürün yağ tutuyor, çabuk aşınıyor ve derinin rengini değiştiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilüfer çiçeği, su tutmayan bu tasarımıyla, bilinen balmumu kaplamalardan 20 kat daha etkili. Yapılan deneyler, Keller’in ürününün nilüferin ancak yarısı kadar etkili olduğu ortaya koydu. &lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;strong&gt;NİLÜFER BOYA SEKTÖRÜNDE DE ÖRNEK ALINIYOR &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Daha önce Alman ISPO şirketi, “Lotusan” isimli silikon bazlı bir dış cephe boyası çıkarmıştı(2). Bu ürün tamamen Nilüfer çiçeğindeki tasarıma dayanılarak geliştirildi. Zaten Lotusan ismi de Nilüfer çiçeğinin İngilizce adı olan Lotus’tan geliyor. Wilhelm Barthlott’ın araştırmalarının sonuçlarından elde edilen bilgiler ışığında üretilen boya kirlenmiyor. Nilüferi taklit eden boya 10 sene garantili olarak satılıyor. Bu ürünün aynı zamanda Lotus Effect, yani nilüfer etkisi adıyla da patenti alınmış durumda. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Her tasarımın bir tasarlayanı olduğu gibi nilüfer çiçeği de özel olarak tasarlanmıştır. Bu tasarım bizlere üstün Akıl sahibi, alemlerin Rabbi olan Allah’ın yaratmasını gösteren bir delildir. Allah’ın yarattığı nilüfer çiçeğinde insanlar için faydalar olması da Allah’ın ayetlerindendir. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;“Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.” (Müminun Suresi, 21.ayet)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-1095327502126407312?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1095327502126407312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1095327502126407312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/kendini-temizleyen-yapraklarn-srr.html' title='Kendini Temizleyen Yaprakların Sırrı'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-pMQeG5rFVDY/TjXS2wFEY0I/AAAAAAAAACA/_nAq7IOVyJE/s72-c/nilufer.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3083291693316466791</id><published>2011-08-01T01:01:00.000+03:00</published><updated>2011-08-01T01:01:39.138+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hz. Mehdi (a.s) ve Talebeleri'/><title type='text'>Hz. Mehdi (as)'ın Talebeleri Ahir Zamanın Yüksek Teknoloji Ürünü Olan Uçaklar Vasıtasıyla Dünyanın Dört Bir Yanına Seyahat Edeceklerdir</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Wx7jVKxikE0/TjXP3aURPXI/AAAAAAAAAB8/e_KuHrpDZXE/s1600/ucak.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-Wx7jVKxikE0/TjXP3aURPXI/AAAAAAAAAB8/e_KuHrpDZXE/s1600/ucak.jpg" t$="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;"ONUN DOSTLARI BULUTLARA BİNİP İSTEDİKLERİ YERE GİDEBİLECEKLERDİR."&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi Cilt:1 sayfa 296 ve Keşf-ul Ğumme Cilt:2, sayfa 470 ve Muntehab-ul Eser sayfa 554) &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)’ın zuhur edeceği ahir zamanda kullanılacak yüksek teknolojiye birçok hadis-i şerifleriyle dikkat çekmiştir. Peygamberimiz (sav)’in söz konusu hadislerinde verdiği önemli detaylar günümüzde kullanılan birçok teknoloji ile birebir örtüşmektedir. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği ahir zaman teknolojilerinden biri de uçak teknolojisidir. Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)’ın talebelerinin de bu teknolojiden faydalanacaklarını haber vermiştir. Hadise göre Hz. Mehdi (as)’ın yakın talebeleri ve ona manen derin bağlarla bağlı olan diğer Müslümanlar İslam Ahlakının dünya hakimiyetine vesile olacak tebliğ faaliyetleri için dünyanın dört bir yanına hava yollarını kullanarak yolculuk yapacaklardır. Peygamberimiz (sav) bunu “bulutlara binip istedikleri yere gidebilecekler”ifadesiyle çok net bir şekilde ifade etmiştir. Bilindiği gibi bulutlar genel olarak traposfer tabakasında yer alırken uçaklar da kıtalar arası uçuşlarını bu tabakanın bir üstünde yer alan stratosfer üzerinde yaparlar. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)’in kullandığı “bulutlara binip gitmek” ifadesi bu bilimsel tanımlamaya birebir uymaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3083291693316466791?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3083291693316466791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3083291693316466791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/08/hz-mehdi-asn-talebeleri-ahir-zamann.html' title='Hz. Mehdi (as)&apos;ın Talebeleri Ahir Zamanın Yüksek Teknoloji Ürünü Olan Uçaklar Vasıtasıyla Dünyanın Dört Bir Yanına Seyahat Edeceklerdir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Wx7jVKxikE0/TjXP3aURPXI/AAAAAAAAAB8/e_KuHrpDZXE/s72-c/ucak.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3208232376230618457</id><published>2011-07-30T23:21:00.000+03:00</published><updated>2011-07-30T23:21:45.631+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel Yorumlar'/><title type='text'>Güneş'in Yok Olmasını Engelleyen Mucize</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-O4RXzp2bpIg/TjRm9P3rAqI/AAAAAAAAAB4/Au89eqYlX0U/s1600/guness.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-O4RXzp2bpIg/TjRm9P3rAqI/AAAAAAAAAB4/Au89eqYlX0U/s1600/guness.jpg" t$="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Dev bir nükleer reaktör olan Güneş'in içindeki reaksiyonlarda büyük bir enerji açığa çıkmaktadır. İnsan hayatının devamı için temel kaynak olan Güneş'te meydana gelen bu reaksiyonlarda oluşabilecek en ufak bir sapma Güneş'in sönmesine ya da birkaç saniye içinde havaya uçmasına neden olacaktır. Böyle bir tehlikenin meydana gelmemesi Güneş'teki bu işlemlerin mucizevi bir hassasiyetle tasarlanmış olmasından kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş'i ve Güneş Sistemi'nin yapısını incelediğimizde, büyük bir denge ile karşılaşırız. Gezegenleri dondurucu soğukluktaki uzaya savrulmaktan koruyan etki, Güneş'in "çekim gücü" ile gezegenin "merkez-kaç kuvveti" arasındaki dengede saklıdır. Güneş büyük çekim gücü ile tüm gezegenleri çeker, gezegenlerin dönmesinden kaynaklanan merkez-kaç kuvveti sayesinde bu çekimin etkisi azalır ve muhteşem bir denge oluşur. Eğer gezegenlerin dönüş hızları biraz daha yavaş olsaydı, o zaman bu gezegenler hızla Güneş'e doğru çekilirler ve sonunda Güneş tarafından büyük bir patlamayla yutulurlardı. Ama bunların hiçbiri olmaz ve tüm gezegenler kendi yörüngelerinde yol alırlar. Çünkü Allah'ın ayette bildirdiği gibi, &lt;strong&gt;"Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler." (Yasin suresi, 40)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş, dev bir nükleer reaktördür. Güneş'in içinde sürekli olarak hidrojen atomları helyuma dönüştürülür ve bu işlemler neticesinde ısı ve ışık açığa çıkar. Güneş'teki bu nükleer reaksiyon, insan hayatı için zorunludur. Dünya'ya ulaşan ısı ve ışığın açığa çıkması içinse dört hidrojenin birleşip bir hidrojene dönüşmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirdeğinde sadece tek bir proton yer alan hidrojen, evrendeki en basit elementtir. Helyumun çekirdeğinde ise iki proton ve iki nötron bulunur. Güneş'te gerçekleşen işlem, dört hidrojenin birleşmesiyle bir helyum elementinin oluşmasıdır. Bu işlem sırasında çok büyük bir enerji açığa çıkar. Dünya'ya gelen ısı ve ışık enerjisinin neredeyse tamamı, Güneş'in içindeki bu nükleer reaksiyonla oluşmaktadır. (Harun Yahya, Evrenin Yaratılışı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, dört hidrojen atomunun biraraya gelip bir anda helyuma dönüşmesi mümkün değildir. Bunun için, iki aşamalı bir işlem gerçekleşir. Önce iki hidrojen birleşir ve bir proton ve bir nötrona sahip bir "ara formül" meydana gelir. Bu ara formüle "dötron" adı verilir. Sonra da iki dötronun birleşmesiyle bir helyum çekirdeği oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En Güçlü Nükleer Kuvvet&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi asıl soruyu sorabiliriz. Peki, iki ayrı atom çekirdeğini birbirine yapıştıran kuvvet nedir? Bu kuvvete "güçlü nükleer kuvvet" denir. Güçlü nükleer kuvvet, evrendeki en büyük nükleer kuvvettir. Bu kuvvet yerçekiminden milyar kere milyar kere milyar kere milyar kat daha güçlüdür. Bu güç sayesinde iki hidrojen çekirdeği birbirine yapışabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak araştırmalar göstermiştir ki, güçlü nükleer kuvvet, bu işi yapmak için tam gereken miktardadır. Güçlü nükleer kuvvet eğer şu anda sahip olduğu değerinden biraz bile daha zayıf olsaydı, iki hidrojen çekirdeği birleşemezdi. Yan yana gelen iki proton, hemen birbirlerini iter, böylece Güneş'teki nükleer reaksiyon başlamadan biterdi. Yani Güneş hiç var olmazdı. Ünlü bilimadamı George Greenstein, bu gerçeği "eğer güçlü nükleer kuvvet birazcık bile daha zayıf olsaydı, o zaman Dünya'nın ışığı hiçbir zaman yanmayacaktı" diye açıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güneş'teki Dengeli Reaksiyon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki acaba güçlü nükleer kuvvet birazcık daha güçlü olsa ne olurdu? O zaman da bir proton ve bir nötrondan oluşan dötron değil, iki protonlu di-proton meydana gelirdi. Ve bu durumda Güneş'in yakıtı aniden çok çok etkili bir yakıt haline gelirdi. Bu öyle bir yakıt olurdu ki, Güneş ve ona benzer diğer tüm yıldızlar, birkaç saniye içinde havaya uçardı. Güneş'in havaya uçması ise, birkaç dakika sonra tüm Dünya'yı ve üzerindeki tüm canlıları alevlere boğar birkaç saniye içinde kömür haline gelirdi. Ama yüce Yaratıcımız olan Allah'ın rahmeti sayesinde güçlü nükleer kuvvetin gücü, tam olması gereken düzeydedir ve Güneş dengeli bir reaksiyon gerçekleştirir yani "yavaş yavaş" yanar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar, güçlü nükleer kuvvetin gücünün, tam insan yaşamına imkan verecek biçimde ayarlanmış olduğunu göstermektedir. Eğer bu ayarlamada bir sapma olsaydı, Güneş gibi yıldızlar ya hiç var olmazlar, ya da oluştukları andan çok kısa bir süre sonra korkunç birer patlamayla yok olurlardı. Allah, Güneş'i insanın yaşamı için özel bir şekilde yaratmıştır ve bunu Kuran'daki &lt;strong&gt;"Güneş ve Ay, belli bir hesap iledir" (Rahman Suresi, 5) &lt;/strong&gt;ifadesiyle bizlere bildirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm evreni yoktan var edip, sonra da onu dilediği biçimde tasarlayıp düzenleyen tek güç alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Allah, gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratmış sonra da ona belli bir düzen vermiştir. Evrendeki cisimlerin mucizevi dengeler sayesinde kararlı bir şekilde durmaları, Allah'ın yaratışındaki kusursuzluğu gösteren delillerden biridir. Yüce Allah'ın buyurduğu gibi, &lt;strong&gt;"Göğün ve yerin O'nun emriyle durması da, O'nun ayetlerindendir". (Rum Suresi, 25)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3208232376230618457?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3208232376230618457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3208232376230618457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/gunesin-yok-olmasn-engelleyen-mucize.html' title='Güneş&apos;in Yok Olmasını Engelleyen Mucize'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-O4RXzp2bpIg/TjRm9P3rAqI/AAAAAAAAAB4/Au89eqYlX0U/s72-c/guness.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4752303455319153383</id><published>2011-07-28T23:18:00.000+03:00</published><updated>2011-07-28T23:18:47.288+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayet'/><title type='text'>Tekvir Suresi'nin 17. Ayetinin Ebced Değeri Haçlıların Kudüs'ü İşgal Ettiği Tarihi Vermektedir</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-r4pjnHQSSgU/TjHDxzFDP4I/AAAAAAAAAB0/46YhB_4UmjI/s1600/manzara1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-r4pjnHQSSgU/TjHDxzFDP4I/AAAAAAAAAB0/46YhB_4UmjI/s1600/manzara1.jpg" t$="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;“Kararmaya ilk başladığı zaman geceye, andolsun.” (Tekvir Suresi,17)&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arapçası:&lt;strong&gt;“Vel leyli izâ as’as(as’ase).” &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1099 yılı 1. Haçlı seferinin (1096-1099) sonunda Haçlıların Kudüs’ü ele geçirdikleri ve bütün şehir halkını kılıçtan geçirdikleri tarihtir. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve elleyli iza as'ase &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 + 131 + 702 + 260 = &lt;strong&gt;1099 (Şeddeli) &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4752303455319153383?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4752303455319153383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4752303455319153383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/tekvir-suresinin-17-ayetinin-ebced.html' title='Tekvir Suresi&apos;nin 17. Ayetinin Ebced Değeri Haçlıların Kudüs&apos;ü İşgal Ettiği Tarihi Vermektedir'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-r4pjnHQSSgU/TjHDxzFDP4I/AAAAAAAAAB0/46YhB_4UmjI/s72-c/manzara1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5867988717843152902</id><published>2011-07-25T23:50:00.000+03:00</published><updated>2011-07-25T23:50:14.576+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran Ahlakı'/><title type='text'>Allah (cc) 'tan Tevbe Ve Bağışlanma Dilemek</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-8NTbaeVuqb0/Ti3VEEFwIgI/AAAAAAAAABw/hbWE7Z6x9eA/s1600/klbk1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-8NTbaeVuqb0/Ti3VEEFwIgI/AAAAAAAAABw/hbWE7Z6x9eA/s1600/klbk1.jpg" t$="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;Rabbimiz, &lt;strong&gt;"Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder..."&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;(Nisa Suresi, 17)&lt;/strong&gt; ayetiyle, samimi tevbe eden bir kimsenin tavrının nasıl olması gerektiğini açıklamaktadır. Bir başka ayetinde ise Allah (cc) salih müminleri, &lt;strong&gt;"Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir."&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;(Al-i İmran Suresi, 135)&lt;/strong&gt; sözleriyle tanımlamaktadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Allah (cc), cahillik ya da bilgisizlik nedeniyle yapılan, ancak fark edildiğinde hemen vazgeçilen ve üzerlerinde bile bile ısrar edilmeyen hataları affedeceğini bildirmektedir. Kuran’da bu konuda bildirilen bir başka ölçü ise, Allah (cc)'ın ahiret günü insanları sorumlu tutacağı tavırların sadece açıkça ortaya konulan samimiyetsizlikler olmadığıdır. Allah (cc) insanları, vicdanen bildikleri, ama insanlardan saklamaya çalıştıkları gizli samimiyetsizliklerden de hesaba çekecektir. Dolayısıyla insan, kendini değerlendirirken sadece dıştan görülebilen ve delillendirilebilen tavır bozukluklarını değil, gizli samimiyetsizliklerini de kendisine ölçü almalıdır. Ve bunların hepsinden vazgeçerek Rabbimiz'den bağışlanma dilemelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer hatalarından pay almaya yanaşmaz ve yüz çevirir ise, &lt;strong&gt;"Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden." (Alak Suresi, 6-7)&lt;/strong&gt; ayetleriyle açıklanan insanların konumuna girebileceğini bilmelidir. Bu durumda samimiyete bile bile yanaşmadıkları, Allah (cc)'ın ayetlerini bildikleri, doğru yolu gördükleri halde tavırlarını bile bile değiştirmedikleri için, Allah (cc) bu insanların anlayışlarını tümüyle kapatabilir. Allah (cc) bu duruma karşı insanları şöyle uyarmaktadır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. (A'raf Suresi, 146) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tüm bunlar, Allah (cc)’a sığınıp tevbe ve bağışlanma dilemekten kaçınan ve hatalarından arınmaya yanaşmayan kimselere Allah (cc)'ın verebileceği karşılıklardan sadece birkaçıdır. Kendilerine tanınan süre insanları aldatmamalıdır. Allah (cc), insanlara merhametinden, affediciliğinden ve bağışlayıcılığından dolayı doğru yola yönelmeleri için belli bir süre tanımaktadır. Eğer insan bu süreyi kendi lehinde kullanmaz, vakit varken tevbe ve bağışlanma dileyerek hidayete yönelmezse sonuç kaçınılmaz bir azaba dönüşebilir. Dahası insan kendisi için takdir edilen sürenin ne zaman dolacağını bilemez. Bu nedenle her an ölecekmiş gibi, imanını güçlendirmek ve ahlakını güzelleştirmek için ciddi bir çaba içinde olmalıdır. Ölene kadar her insan için her an tevbe etme ve samimiyetle Allah (cc)'a teslim olma yolu açıktır.﻿&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5867988717843152902?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5867988717843152902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5867988717843152902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/allah-cc-tan-tevbe-ve-bagslanma-dilemek.html' title='Allah (cc) &apos;tan Tevbe Ve Bağışlanma Dilemek'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-8NTbaeVuqb0/Ti3VEEFwIgI/AAAAAAAAABw/hbWE7Z6x9eA/s72-c/klbk1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4303513508173334535</id><published>2011-07-24T00:37:00.000+03:00</published><updated>2011-07-26T00:38:37.261+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Vücudumuzda Acil Durumlarda Devreye Giren Savunma Yöntemleri</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/vucudumuzda_acil_durumlarda_devreye_giren_savunma_yontemleri__tr.jpg" alt="Vücudumuzda Acil Durumlarda Devreye Giren Savunma Yöntemleri " border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;&lt;b&gt;İnsan bedeni kusursuz bir savunma sistemiyle yaratılmıştır. Bayılmak, hapşırmak, ateşimizin yükselmesi, bronzlaşmak, hıçkırmak gibi, günlük hayatta bize olağan gelen vücut reaksiyonlarımız, aslında Allah’ın bedenimizde yarattığı koruma kalkanlarından birkaçıdır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzda acil ihtiyaçlara göre devreye giren özel savunma yöntemleri, bunları öğrenen her insanı hayrete düşürecek niteliktedir. Her aşaması titiz bir plan dahilinde işleyen özel savunma mekanizmalarından bazıları şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nefes Yollarını Temizleyen Doğal Koruma Yöntemi: Hapşırma&lt;/b&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hapşırma, burun mukozasında bulunan ve insana rahatsızlık verebilecek bir maddenin dışarı atılması ihtiyacı nedeniyle meydana gelen bir reflekstir. Hapşırarak burundan şiddetli bir hava çıkarılmış olur, böylece nefes yolu temizlenmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burun, solunum işleminin başladığı yerdir. Buraya yerleşecek ve hava girişini engelleyebilecek veya rahatsızlık verebilecek maddeler hapşırma refleksiyle temizlenmektedir. Bu refleks tamamen kişinin isteği dışında ve ani gerçekleşir. Biz farkında bile değilken, Yüce Allah’ın ilhamıyla bedenimiz her saniye korunmakta ve kendini düşmanlara karşı bir ordu gibi savunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İnsan Nasıl Hapşırır? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burun mukozasında rahatsızlık veren madde, buradaki sinirleri uyarır. Beyne iletilen mesaj sayesinde, beyindeki refleks merkezleri tarafından hapşırma emri verilir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hapşırmanın İnsan Bedenindeki Etkisi&lt;/b&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hapşırma sırasında yüzdeki, göğüsteki ve karındaki kasların büyük bir bölümü kasılır. Bu kasılmalar da bir uyum içerisinde gerçekleşir. Beyin ve omurilik tarafından gerçekleştirilen bu paralellik sayesinde kişinin hapşırmayı durdurması pek mümkün olmaz. Zaten insan vücudunda meydana getireceği basınç kılcal damar zedelenmesine yol açabileceği için, hapşırmanın tutulmaya çalışması doktorlar tarafından önerilmez.   Hapşırma işleminden sorumlu olan sinirler, aynı zamanda gözün dış yüzeyinde bulunan kornea ile de bağlantılıdır. Bu sebeple, hapşırdığımız zaman gözlerimiz de yaşarır ve gözleri açık tutmak mümkün olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sindirim Sistemine Kaçan Havayı Boşaltma Yöntemi: Hıçkırık&lt;/b&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek yerken veya su içerken yutkunma sırasında kimi zaman mideye biraz hava da alınır. Hıçkırma, yiyeceğin üzerine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sindirim sisteminin gösterdiği bir reaksiyondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nasıl Hıçkırırız?   &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havayı yuttuğumuz anda diyafram hemen büzüşür ve çok ani, hızlı nefes almayı sağlar. Bu sırada boğazımızın üst tarafında, ses tellerinin bulunduğu kısımda bir kapanma meydana gelir ve buradan geçen hava bir anlığına bloke edilir. Bu da boğazımızdan bir ses çıkmasına neden olur. Mide ve diyaframın ilişkisi ise bu iki organın sinirlerinin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olması sebebiyledir. Bu nedenle genellikle insan yemek yedikten veya su içtikten sonra hıçkırır. Sindirim işlemi bittikten sonra ise hıçkırık olmaz.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıçkırmanın İnsan Bedenindeki Etkisi   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer vücudumuzda hıçkırık refleksi diye bir şey olmasaydı, sindirim sistemimize giren havadan haberimiz bile olmazdı. Midemizde bir rahatsızlık hissetsek bile bu havayı itmemiz için hıçkırık benzeri bir işlem gerçekleştirmemiz gerektiğini bilmez, bilsek bile bunu gerçekleştiremezdik. Kendi irademizle bunu yapmaya çalışırken rahatsızlığımız daha da artardı. Oysa hiç bunlara gerek olmadan Yüce Allah’ın ilhamıyla vücudumuzda gerçekleşen bu refleks sonucu gerçekleşme ihtimali olan rahatsızlıklara karşı önlem alınmıştır. Hiç şüphesiz böyle bir sistemin evrimcilerin iddia ettiği gibi tesadüfen meydana gelmesi gibi saçma bir şey söz konusu değildir. İnsan bedenindeki her detay, Yüce Rabbimiz’in kusursuz yaratma sanatının tecellilerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Vücudumuzdan Gelen Dinlenme Emri: Ateş Yükselmesi     &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşimizin yükselmesi, insan bedeninde hastalıklarla savaşma belirtisidir. Bu sayede kişi dinlenmeye zorlanır. Böylece vücudun mikroplarla savaşmak için ihtiyacı olan enerji, yürümek, gezmek, çalışmak vs. gibi işlerle harcanmamış olur. Dolayısıyla ateş yükselmesi, hastalığın sebep olduğu bir yan etki değil, insanı dinlenmeye zorlamak için yaratılmış özel bir güvenlik önlemidir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ateşimiz Nasıl Yükselir?   &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşimizin yükselmesi, beynin “ateş merkezi” tarafından sağlanır. Beynin ateş merkezi de “IL-1” isimli bir madde tarafından harekete geçirilir. Ateş tehlikeli boyutlara ulaştığında vücudumuzda salgılanan kortizol hormonunun mucizevi bir etkisi ortaya çıkar. Kortizol hormonu farklı etkilerinin yanı sıra tehlikeli ateşin durması için de yaratılmıştır. İnsanın yüksek ateşten ölme tehlikesi ile karşılaştığı durumlarda kortizol devreye girer ve ateş merkezini aktive eden IL-1 maddesinin üretimini durdurarak ateşi düşürür.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ateş Yükselmesinin İnsan Bedeni Üzerindeki Etkisi&lt;/b&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş yükselmesi, mikrobik hastalıkların ilerleyerek vücudun hasar görmesini engelleyen bir mekanizmadır. Yüksek vücut sıcaklığında bakterilerin çoğalmasını sağlayan demir, çinko ve bakır miktarları azalır. Ayrıca hücrenin sindirim organeli olan lizozomlar kolay bölünür. Lizozomlardan açığa çıkan parçalayıcı enzimler, hücreleri içindeki virüslerle birlikte öldürür. Yüksek vücut sıcaklığı, savunma hücreleri olan lenfositlerin de çoğalmasını sağlar. Aynı zamanda virüsleri öldüren interferon üretimi de artar.   Bir an durup düşündüğümüz takdirde vücudun kendini dinlenmeye alması ve enerji saklamak için bu yöntemi kullanmasının ne kadar detaylı bir sistemin sonucunda gerçekleştiğini anlayabiliriz. Kuşkusuz Yüce Allah vücudumuzdaki tüm sistemleri birbiriyle uyum içinde, tam ihtiyaca yönelik ve kusursuz olarak yaratmıştır. İnsan vücudundaki her hücrenin üzerinde tecelli eden akıl ve şuur, kendilerini yoktan var eden Allah'ın sonsuz ilmini yansıtmaktadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İnsan Bedeninin Kendini “Beklemeye Alma” Yöntemi:Bayılma &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp atışlarının, soluk alma hareketlerinin gerçekten veya görünüşte durmasıyla meydana gelen geçici bilinç kaybına “bayılma” adı verilir.  Bayılmak da tıpkı diğer refleksler gibi istem dışı gerçekleşen bir bilinç kaybıdır. Vücudun direnemeyecek duruma geldiğinde enerjiyi sağlamak, üstesinden gelemeyecek bir acı hissinden korumak veya beyne daha fazla kan gitmesi amacıyla gerçekleşir. Bu işlem bir nevi bilgisayarlarda kullanılan “beklemeye almak” işlemini de andırır. Bayılma, aynı zamanda vücuttaki başka problemlerin de habercisi olabilir.   Sinir sistemi aşırı duyarlı olan kişilerde de bayılmalara çok sık rastlanır. Aşırı heyecan, korku, stres, güneş çarpması, kötü kokular, diş çekilmesi, kan görmek, çok keskin bir sancı, ağrı gibi durumlar bayılmaya neden olabilir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nasıl Bayılırız?   &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bayılmadan önce başı döner ve gözleri kararır. Çoğunlukla da kulakları çınlar. Bunun sonucu olarak yüz sararır, nabız duyulmayacak kadar yavaş atmaya başlar. Eller soğur, dudakların ve yüzün rengi solar. Alın ve yüz soğuk şekilde terlemeye başlar. En sonundaysa kişi kendini kaybeder ve bayılır.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bayılmanın İnsan Bedenindeki Etkisi   &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayılan bir kişi, birkaç dakika içinde yavaş yavaş ayılır ve kendine gelir. Önce yüzünün rengi yerine gelir, kalp vuruşları netleşir ve nabız duyulmaya başlar. Kişi derin bir uykudan uyanmış gibi bilincine kavuşur.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bronzlaşma, Aslında Vücudun Bir Savunma Mekanizmasıdır   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bronzlaşma, cildimizin 'derma' isimli tabakasındaki renk hücrelerinin kimyasal bir tepkimesidir. Bu hücreler, güneş ışığının içindeki UV ışınlarına maruz kaldıklarında hemen 'melanin' denilen koyu renk maddelerinin miktarını artırır. Melanin, epiderm adı verilen üst derinin üst tabakasında üretilen koyu renkli saç ve deri pigmentleridir. Bu renk taneciklerini üreten özelleşmiş hücrelere ise melanosit adı verilir. Melanositler, sahip oldukları uzantılar sayesinde üst derinin daha yukarı kısımlarına melanin (renk taneciklerini) taşırlar. Güneş bu hücrelerin üretimini uyarır. Önce ciltte kalınlaşma olur, daha sonra deri kendini korumak için daha fazla renk maddesi üretir ve koyulaşmaya başlar. Yani melanin pigmenti UV ışınlarının derinin dış kısmından daha iç tabakalara süzülmesini engelleyerek deriye doğal bir güneş koruması sağlar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yüce Allah Kusursuzca Var Edendir&lt;/b&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzu incelediğimizde istem dışı işleyen organlara ait, kendi kendini koruyan, iyileştiren ve hiç şaşmadan işleyen hayranlık uyandıran sistemlerle karşılaşırız. Çeşitli yöntemler geliştirmek, anlaşmak, plan yapmak ve bu planlar doğrultusunda mükemmel bir organizasyon ile hareket etmek gibi vasıfların savunma hücrelerinden veya organlardan beklenemeyeceği açıktır. Bir insan topluluğu dahi, böylesine kusursuz bir biçimde organize olarak hareket edip yapacaklarını aksatmadan, unutmadan, şaşırmadan, karmaşa çıkarmadan yerine getiremez. Tüm sistemleri kusursuz şekilde rahmetiyle kontrol eden Yüce Allah, kullarını mükemmel bir düzen içinde yaratmıştır. Öğrendiğimiz her bilgi, bize Allah'ın yüceliğini ve üstün kudretini kanıtlayan yaratılış delillerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Kuran ayetinde Rabbimiz'in yaratma sanatı şöyle bildirilmiştir:   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı..." (Mümin Suresi, 64)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4303513508173334535?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4303513508173334535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4303513508173334535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/vucudumuzda-acil-durumlarda-devreye.html' title='Vücudumuzda Acil Durumlarda Devreye Giren Savunma Yöntemleri'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5045005081706919306</id><published>2011-07-23T18:34:00.001+03:00</published><updated>2011-07-23T18:37:26.301+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran Bilgisi'/><title type='text'>Kuran'dan Günümüze İşaretler: Kalp Masajı</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/kurandan_gunumuze_isaretler__kalp_masaji__tr.jpg" alt="Kuran'dan Günümüze İşaretler: Kalp Masajı " border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunu ispatlayan pek çok mucizevi özelliği vardır. Kuran'daki bilimsel bilgilerde, geçmişle ilgili verilen haberlerde, matematiksel şifrelemelerde o dönemde hiçbir insan tarafından bilinemeyecek gerçekler ayetlerde haber verilmiştir. Bunların yanı sıra, o dönemin bilgi düzeyiyle ve teknolojisiyle edinilmesi mümkün olmayan gelişmeler, Kuran'da bir kısım ayetlerde önceden işaret edilmiştir. Ancak 20. ve 21. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran'da bildirilmiş olması, Kuran'ın insan sözü olamayacağının apaçık bir ispatıdır.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Kuran'da geleceğe yönelik işaret olabilecek ayetlerden biri Bakara Suresi'nin 73. ayetidir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz ve bu konuda birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah, gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı. Bunun için de: "Ona (cesede, kestiğiniz ineğin) bir parçasıyla vurun" demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız. (Bakara Suresi, 72-73)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki ayette "bir parçasıyla" olarak çevrilen Arapça "biba’diha" ifadesinin anlamları arasında "birisi, birileri" kelimeleri de bulunmaktadır. Bu anlamları göz önüne alındığında, göğüse üstten vurulduğunda, kalbin yeniden çalışması mümkün olabileceğinden, ayette kalp masajı yapılmasına işaret ediliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi kalp masajı yapılan kişi ölü bir beden alametlerine sahiptir. Şuuru kaybolmuş, solunum ve kalp atımı durmuştur. Günümüz bilgileriyle, kalbi duran bir kişiye kalp masajı uygulanarak, kişinin kalbinin atması ve hayati fonksiyonlarının devamı sağlanmaktadır. Kalp masajında göğüs kafesine belli aralıklarla baskı uygulanmakta ve kalbin kan pompalaması için ritmik kasılması yeniden başlatılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bakımdan ayette ölü bir bedene vurularak, yeniden canlanmasının sağlanması, ayetin kalp masajı yöntemine işaret olabileceğini düşündürmektedir. Kuran, herşeyi yoktan var eden, ilmiyle tüm varlıkları kuşatan ve zamandan münezzeh olan Yüce Allah'ın sözüdür. Bu nedenle Kuran'ın içinde yer alan her ayet, Yüce Rabbimiz'in hikmetle vahyettiği bilgileri içerir. Allah bir ayetinde, Kuran'la ilgili olarak, &lt;b&gt;"... Eğer o, Allah'tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok çelişkiler bulacaklardı"&lt;/b&gt;(Nisa Suresi, 82) buyurmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5045005081706919306?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5045005081706919306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5045005081706919306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/kurandan-gunumuze-isaretler-kalp-masaj.html' title='Kuran&apos;dan Günümüze İşaretler: Kalp Masajı'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3786607141531127244</id><published>2011-07-22T18:27:00.000+03:00</published><updated>2011-07-23T18:32:06.980+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Müminler Nelere Dua Ederler?</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/muminler_nelere_dua_ederler_tr.jpg" alt="Müminler Nelere Dua Ederler?" border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;Allah’ın dünyada da ahirette iyilik vermesi için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik, ve bizi ateşin azabından koru" der. "&lt;/b&gt; (Bakara Suresi, 201)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maruf Ne Demektir? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyilik, ihsan. Güzel gelenek. İslam ahlakında uygun görülen, yönlendirilen ve istenilen biçim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Müslüman Nasıl Konuşmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmetli Konuşmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmetli konuşmak, bir insanın olabilecek en doğru, en faydalı ve en yerinde konuşmayı yapabilmesidir. Ancak hikmetli konuşmanın herhangi bir kuralı yoktur ve kişinin zeka seviyesiyle, kültür düzeyiyle, tahsil durumuyla ya da teknik bilgisiyle herhangi bir bağlantısı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet sahibi bir kimse konuşmalarında kendisini karşı tarafa beğendirme amacı taşımaz. Kendisine nutku verip konuşturacak olanın Allah olduğunu bilerek Allah'a sığınır ve sadece O'nun rızasını kazanmayı hedefleyerek konuşur. Her an olduğu gibi konuşurken de insanların değil Allah'ın huzurunda bulunduğunu ve konuşmasının ancak O'nun dilemesiyle etkili olacağının şuurundadır. Sözlerinin etkili ve hikmetli olması için Allah'a dua eder. Bu samimiyete karşılık, vicdanı insana söylenmesi gereken en güzel sözleri ilham eder. Bir ayette hikmetli konuşmanın önemi şöyle bildirilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Kime dilerse hikmet ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir… " &lt;/b&gt;(Bakara Suresi, 269)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İbadette Kararlı Olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun? " &lt;/b&gt;(Meryem Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kararlılık", bir konuda sebat göstermek, sonuca ulaşmada hiçbir engel tanımamak ve azimle gayret ederek her ne olursa olsun yapılması gerekenleri yerine getirmek anlamına gelir. Allah Müslümanlardan sadece ibadet etmelerini değil, aynı zamanda ibadette kararlı olmalarını istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbadet, kulluk anlamına gelir. Yani insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuşma, hal ve tavır birer ibadettir. 5 Vakit namaz bir insan için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı şekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, insanları uyarıp korkutmak, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da bir ibadettir. Bu nedenle Allah'ın "ibadette kararlı ol" emri hem fiili ibadetler hem de güzel ahlak için geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ayetlerde Müslümanlara kararlı olmaları emri verilirken, haber verilen önemli bir nokta daha olmuştur. Bu da Müslümanların kararlılığının deneneceğine dair bildirilen açıklamalardır. Yüce Allah Müslümanların din ahlakına uygun şekilde yaşamak konusunda gösterdikleri kararlılığı hem o an için olumsuz gibi görünen olaylarla hem de bolluk, sağlık, zenginlik veya iktidar gibi verdiği nimetlerle sınayabilir. Kısacası Müslümanlar hem zorluk hem de kolaylıkla denenirler. Ancak her iki durum da samimi iman sahibi müminlerin tavırlarında olumsuz bir değişiklik yaşanmaz ve her ortam ve şartta aynı kararlılıkla İslam ahlakını yaşarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İnkarcılara Karşı Onurlu Olmak Kavramı Ne Demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir… "&lt;/b&gt; (Maide Suresi, 54)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Kuran'da müminlere güzel ahlaklı olmayı ve her ne olursa olsun, nasıl bir tavırla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar bu özelliklerinden taviz vermemeyi emretmiştir. İnkar edenlerin yaşadığı hayat ise, müminlerin sahip olduğu güzel ahlak özelliklerine tamamen zıt tavırlar içerir. Müminler inkar edenlerin bu tavırlarıyla karşılaştıklarında onların seviyesine inmez ve onurlu bir tavır ile karşılık verirler. Onların bu ahlakı karşısında Kuran ahlakından asla taviz vermezler ve bu konuda güçlü bir kararlılık gösterirler. Kötü söze güzel sözle, kibire tevazuyla, haksızlığa adaletle, merhametsizliğe merhametle cevap verirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3786607141531127244?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3786607141531127244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3786607141531127244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/muminler-nelere-dua-ederler.html' title='Müminler Nelere Dua Ederler?'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-1757745272480145536</id><published>2011-07-21T19:45:00.000+03:00</published><updated>2011-07-23T18:33:07.098+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İman Hakikatleri'/><title type='text'>Kurbağa Derisine Renk Veren Pigment Hücresi: Kromatophor</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XmQrNONL53U/TimolV-5f6I/AAAAAAAAABs/5fc4M_NRXww/s1600/krbg.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-XmQrNONL53U/TimolV-5f6I/AAAAAAAAABs/5fc4M_NRXww/s1600/krbg.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kromatofor, kurbağalar için neden hayati önem taşıyan bir pigment hücresidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu pigment hücresi, kaç tabakadan oluşur ve bu tabakaların görevi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu pigment hücresindeki hormonlar, pigmentlere nasıl etki eder?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kurbağa, parlak yeşil renkli yapraktan çamurlu kahverengi bir gölete atladığında, derisinin renginde hızlı bir değişim göze çarpar. Allah’ın kurbağanın vücudunda var ettiği mükemmel bir sistemle meydana gelen bu değişim, bu canlının yırtıcı hayvanlara karşı kullandığı savunma taktiklerinin en önemlilerinden biri olan ‘kamuflaj’ını sağlar. Böylelikle yaşadığı ortamın renklerine mükemmel bir uyum sağlayarak görünmez hale gelen kurbağa, düşmanlarından kolaylıkla kurtulmuş olur. Kurbağaların bulundukları ortama bu şekilde kolaylıkla uyum göstermesini sağlayansa pigment hücreleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pigmentler, renklerin yansımasını sağlayan moleküllerdir. Diğer bir ifadeyle, her maddenin yansıttığı renk, kendisini oluşturan pigment moleküllerine bağlıdır. Fakat her pigment molekülünün atom yapısı farklıdır. İşte kurbağanın derisindeki yeşil rengin oluşmasına neden olan da bu farklılıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurbağa derisindeki pigment moleküllerinin atomlarının sayısı, çeşidi ve dizilişleri yalnızca bu canlıya özgüdür. Diğer canlıların pigmentlerinden daha farklı olan kurbağanın pigmentlerine çarpan ışık, yeşil renk tonunun yansımasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kurbağa Derisinin Rengini Belirleyen Pigmentlerin Dizilişleri Nasıldır? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kromatofor adı verilen pigment hücreleri, üst üste yığılmış üç tabakadan meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En alt tabakayı melanoforlar oluşturur. Melanoforlar, koyu kahverengi ya da siyah renkte olup insan derisine de renk veren melanin pigmentini içerirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melanofor hücrelerinin üstünde iridoforlar bulunur. İridoforlar renklenme meydana getirmezler fakat hücrenin içindeki purin kristallerinin yüzeyindeki ışığı yansıtırlar. Işık bu hücrelere geldiğinde, diğer amfibiyen, balık ve omurgasızlarda olduğu gibi kurbağalarda gümüşi renkli yanardöner bir yansıma meydana getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil kurbağaların çoğunda, güneş ışığı deriden geçerek iridoforlardaki küçük aynalara ulaşır. Geri yansıyan ışık ise mavidir. Bu mavi ışık ksanthofore denilen sarımsı pigmentler içeren üst tabakaya doğru hareket eder. Üst hücrelere doğru yayılan ışık, insanlar tarafından yeşil renk olarak algılanır. Ksanthoforları olmayan kurbağalar ise parlak mavi renkte görünürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte kurbağaya yeşil rengi veren moleküllerin özel dizilişi bu şekildedir. Ancak burada akla hemen bir soru gelir: Kurbağalar yeryüzüne ulaşan özel ışık tayfının özelliklerini bilip ona göre özel pigment molekülleri seçerek mi bu renklere sahip olmuşlardır? Kuşkusuz bu mümkün değildir. Peki ya böyle bir durumun rastlantı sonucu gerçekleşmesi mümkün müdür? Elbette hayır. Açıktır ki ne kurbağaların böyle bir işlemi kendi iradeleriyle gerçekleştirmeleri, ne de böyle bir oluşumun tesadüfen meydana gelmesi mümkün değildir. Yüce Allah her canlıyı kendine has çok detaylı özelliklere sahip olarak yaratmıştır. Kurbağalar da kendi özelliklerine uygun pigmentlere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kurbağa Pigment Hücrelerini Savunma Taktiği Olarak Kullanır &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurbağanın özel olarak yaratılmış yeşil rengi, yırtıcı hayvanlara karşı kullandığı savunma taktiklerinin en önemlilerinden biri olan kamuflajı sağlar. Canlının birkaç kattan oluşan pigment hücreleri, derinin rengini parlak yeşilden koyu kahverengiye çevirebilir. Böylelikle yaşadığı ortamın renklerine son derece uyum sağlayarak görünmez hale gelen kurbağa, düşmanlarından kolaylıkla kurtulmuş olur. Kurbağayı bulunduğu ortama uyumlu hale getiren akrobatlar olarak tanımlanabilecek pigmentler, bu canlıdaki hormonlar sayesinde şekil değiştirirler. Bunun için hücrenin içindeki pigment çevresinde dolaşırlar ve gelen ışığın yoğunluğunu değiştirirler. Bu şekilde kurbağa parlak yeşil renkli yapraktan çamurlu kahverengi bir gölete atladığında, derisindeki hücreler kurbağanın rengini değiştirerek onun korunmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğu zeminin rengini alan bir kurbağanın böyle bir işlemi kendi iradesiyle ya da tesadüfen gerçekleştirmesi mümkün değildir. Elbette ki diğer tüm canlılar gibi kurbağaya da kamuflaj yeteneğini veren, renk değişimini gerçekleştireceği kimya laboratuvarlarını vücuduna yerleştiren üstün akıl ve bilgi sahibi olan Allah’tır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Her Seferinde Aynı Rengin Oluşması Bir Mucizedir &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir laboratuvar ortamında kurbağanın rengini oluşturmaya çalıştığınızı düşünün. Bu konuda hiç bilginiz yoksa, bulunduğunuz laboratuvar ne kadar gelişmiş imkanlarla dolu olursa olsun, istediğiniz gibi kesin bir sonuç alamazsınız. Bırakın kurbağanın yaşadığı ortamla son derece uyumlu, gerektiğinde renk değiştirerek tamamen görünmez hale gelen renk kalitesini, her defasında canlının aynı rengini tutturmayı bile başaramazsınız. Durum böyleyken kurbağalardaki bu muazzam sistemin tesadüflerle oluştuğunu iddia etmek elbette ki bilimsellikten uzak ve akıl dışı bir iddia olacaktır. Yeryüzündeki kusursuz yaratılış Rahman olan Allah’a aittir. Allah Nahl Suresi’nde şöyle bildirmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır.” (Nahl Suresi, 13)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-1757745272480145536?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1757745272480145536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/1757745272480145536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/kurbaga-derisine-renk-veren-pigment.html' title='Kurbağa Derisine Renk Veren Pigment Hücresi: Kromatophor'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-XmQrNONL53U/TimolV-5f6I/AAAAAAAAABs/5fc4M_NRXww/s72-c/krbg.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3264391161841550019</id><published>2011-07-19T14:08:00.005+03:00</published><updated>2011-07-23T18:40:00.649+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlan'/><title type='text'>Kamuoyuna Duyuru</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-F_ovL0ErpLE/TiVi2M8EwPI/AAAAAAAAABo/wZbcCrBLsis/s1600/Komuoyuna_Duyuru_15_Madde.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="http://4.bp.blogspot.com/-F_ovL0ErpLE/TiVi2M8EwPI/AAAAAAAAABo/wZbcCrBLsis/s640/Komuoyuna_Duyuru_15_Madde.jpg" width="426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1- Sayın Adnan Oktar ve BAV mensupları hakkında 2000 yılında 4422 sayılı yasaya aykırılık iddiasıyla açılan kamu davası, davanın görüldüğü mahkemece 2005 yılında zamanaşımı kararıyla düşürülmüştür. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2- Bu iddia kapsamında mahkemece verilen karara karşı “temyiz başvurusu hakkı” sadece savcılık makamına aittir. Savcılık makamının dışında hiçbir kişi veya kurumun temyiz yetkisi yoktur. Bu durum Yargıtay’ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarıyla sabittir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;3- Sözkonusu davada Savcılık makamı temyiz başvurusunda bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece verilen zamanaşımı kararının 2005 yılında kesinleşmesi gerekirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;4- Fakat dava sonuçlandırılmamış ve arka arkaya önemli hukuka aykırı kararlar ortaya çıkmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;5- Fatih Altaylı ve Ebru Şimşek isimli kişiler hukuken hakları bulunmamasına rağmen dosyada verilen kararı temyiz etmişlerdir. Yerel mahkeme, hukuken bu temyiz dilekçesini reddetmesi gerekirken hataya düşerek dilekçeyi kabul etmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;6- Yapılan bu büyük hukuki hata, hayret verici şekilde Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nce de tekrarlanmıştır. Fatih Altaylı ve Ebru Şimşek’in geçersiz temyiz taleplerinin reddedilmesi gerekirken hataya düşülerek başvuru işleme konmuştur. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;7- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, hukuken geçersiz olan bu temyize dayanarak mahkemenin zamanaşımı kararını 2007 yılında bozmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;8- O nedenle, hukuken 2005 yılında bitmiş olması gereken BAV Davası 6 seneden beri gereksiz yere sürmektedir. Hakimlerden sanık vekillerine kadar da herkes bu durumun farkındadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;9- Bu hukuk dışı durumu düzeltebilecek mercilerden biri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’dır (CMK’nun 308. Maddesi gereğince). &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;10- Bu sebeple bu makama geçtiğimiz ay sanık vekillerince bu 6 yıllık hukuk ayıbına son verecek bir başvuruda bulunulmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;11- Başvuru dilekçesinde, 2005 yılında verilen zamanaşımı kararını kaldıran Yargıtay ilamının dayanağı olan temyiz dilekçesinin geçersiz olduğu açıklanmış ve bu hukuka aykırılığın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla düzeltilmesi talep edilmiştir. Dilekçe, Türkiye’nin otorite kabul edilen saygın hukukçularının verdiği 15 ayrı bilimsel mütalaa ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile desteklenmiş ve konu detaylı şekilde izah edilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;12- Bu başvuru sürecinde Yargıtay Başsavcılığı yetkilileriyle yapılan görüşmelerde, bu yargı mensupları talebimizin ve başvurumuzun son derece haklı olduğunu sözlü olarak defaatle ifade etmişlerdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;13- Ancak bu başvuru 05.07.2011 tarihinde Yargıtay Başsavcılığı tarafından reddedilmiştir. Bu ret kararı verilirken dosyada bulunan Türkiye’nin saygın hukukçularının görüşleri ve Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları dikkate alınmamıştır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;14- Hukuki bir hata masum insanların 6 seneden beri haksız yere yargılanmasına yol açmıştır. Bunu düzeltme yetkisine sahip yargı mercilerinin bu açık haksızlığa karşı kayıtsız kalmasının sebebini anlamakta zorluk çekmekte, bu durumun BAV Camiası’na önyargıdan kaynaklanmış olmasından endişe etmekteyiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;15- Ortaya çıkan bu gayri hukuki durumun düzeltilmesi ve ilgili makamların kanunlarımızı harfiyen uygulaması konusunda daha titiz ve dikkatli olmasını Yüce Türk Milleti huzurunda önemle talep ve istirham ediyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3264391161841550019?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3264391161841550019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3264391161841550019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/kamuoyuna-duyuru_19.html' title='Kamuoyuna Duyuru'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07587018195247599835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-F_ovL0ErpLE/TiVi2M8EwPI/AAAAAAAAABo/wZbcCrBLsis/s72-c/Komuoyuna_Duyuru_15_Madde.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-7482861041204212708</id><published>2011-07-19T13:56:00.002+03:00</published><updated>2011-07-19T13:57:09.359+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Okyanusta Tek Sıra Halinde Göç Eden İstakozlar</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/okyanusta_tek_sira_halinde_goc_eden_istakozlar__tr.jpg" alt="Okyanusta Tek Sıra Halinde Göç Eden İstakozlar " border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;&lt;b&gt;Istakozlar göç mevsiminin geldiğini nasıl anlarlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu canlıların göç ederken konvoy oluşturmalarının sebebi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istakozlar grubu bir tehlike anında neden sırayı bir savunma rozeti şekline sokar?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbaharın ortasında ıstakozların yaşadıkları bölgede hava şartları son derece değişkendir. Yüksek basınç sonucu rüzgarlar yoğunlaşır, gökyüzü kararır, yağmur yağar ve ısı düşer. Bununla birlikte ıstakozların yaşadığı sığlıklar bulanıklaşır. Rüzgar sonucu sığ alanlarda büyük dalgaların oluşturduğu hareketler meydana gelir. Bu, ıstakozların göç mevsiminin geldiğinin işaretlerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istakozların neden sonbaharda göç ettikleri ve bu zamanlamayı nasıl yaptıkları tam olarak bilinmiyor. Fakat eldeki bilgilerle, çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Yapılan araştırmalara göre ani ısı değişikliği ve yoğun su hareketleri ıstakozlarda yer değiştirme eğilimi meydana getiriyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada önemli olan nokta, bir ıstakozun içinde yaşadığı ortamın iklimsel değişikliklerini fark ediyor, bu ortam şartlarının kendi yaşamı için bir risk olacağını anlıyor ve ona göre de önceden tedbir alıyor olmasıdır. Aldığı tedbirde de önceden hesaplaması gereken noktalar vardır. Örneğin ıstakozun kendisi için uygun olan ortamın, okyanusun neresinde olduğunu ve oraya hangi yolla en çabuk ulaşacağını önceden bilmesi gerekir. Bütün bu kararları verdikten sonra da son derece bilinçli şekilde oraya doğru yönelmelidir. Istakozların sahip oldukları muazzam özellikler, bunlarla da sınırlı değildir. İşte Rabbimiz’in yarattığı eşsiz özelliklerle donatılmış olan ıstakozların göç ederken kullandığı diğer yöntemler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Istakozların Hayranlık Uyandıran Göç Metodu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istakozların göçleri genel olarak daha sakin sulara doğru olur. Bu seyahat sırasında oldukça dikkat çekici görüntüler meydana gelir. Her ıstakoz kendi önündekine dokunacak şekilde pozisyon alır ve yaklaşık elli-altmış ıstakoz bir araya gelerek bir konvoy oluştururlar. Bu şekilde okyanus tabanında birkaç gün ve gece yürürler. (David Attenborough, The Trials of Life, s.123)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konvoyun elemanları kendi pozisyonlarını antenlerinin ve ön bacaklarının uçlarını sürekli olarak önlerindeki ıstakozun karnına dokunarak belirler. Bu bağlantı ıstakozun anteni alınsa bile bozulmaz. Antenleri alınan ıstakoz önündeki ıstakoza ön ayaklarının ucuyla daha fazla dokunmaya başlar. Eğer bu uçlar da alınırsa o zaman ıstakoz ön ayaklarının ikinci uçları ile diğerlerine dokunur. Bu şekilde ıstakoz görmese bile sıranın korunmasını garanti altına almış olur. Öndeki ıstakozun neden olduğu su hareketi muhtemelen onu izleyen ıstakozun kaybolan bağlantıyı yeniden elde etmesini sağlarken, kimyasal uyarı da onun bir ıstakozu izlediğini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Istakozlar Neden Tek Sıra Halinde Göç Ederler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istakozların göçe toplu olarak karar verdikleri düşünülse bile bu şekilde tek sıra oluşturarak seyahat etmelerini açıklayabilmek zordur. Bu davranış şeklinin ıstakoza birçok faydası vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle yol boyunca karşılaşacağı tehlikelere tek başına karşı koyamayacak olan ıstakozlar, birlikte hareket ettiklerinde av olmaktan kurtulabilirler. Çünkü tümünün birden sahip oldukları gözler, antenler ve diğer tüm alıcılar düşmanı fark etmek ve caydırmak için aynı anda kullanılmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle bu göç yolunda büyük balıkların saldırısına uğrarlar. Saldırı esnasında lider kendi etrafında döner. Bunu gören diğer bireyler tehlike olduğunu anlar ve onlar da dönerek bir rozet şekli oluştururlar. Bu sırada ıstakozlarda savunma kabukları oluşur. Normal şartlar altında çok çabuk yem olacakken bu tedbirler sayesinde düşmandan korunmuş olurlar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Ayrıca ıstakozların en hassas yerleri karın bölgeleridir. En büyük hasarı bu bölgelerinden alırlar. Dizi şeklinde sıralandıklarında ise bir arkada olan ıstakoz diğerinin karın bölgesini kapatarak onu korumuş olur. (John Owen, Fantastic Journey, s.109)  &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Dizi şeklinde göç etmek ıstakozların hareket kabiliyetlerini de artırır. Tek başına su içinde ilerlerken karşılaşılan sürtünme kuvvetiyle bir bireyin arkasından giderken karşılaşılan kuvvet arasında yarı yarıya fark vardır. Dizi şeklinde yaptıkları hareket sayesinde ıstakozlar daha kısa bir sürede daha fazla yol almış olurlar. Bazı türlerin saatte 1 kilometre yürüdükleri görülmüştür.   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt; Yaşadıkları Bölgeyi Her Durumda Kaybolmadan Nasıl Bulurlar?   &lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Yapılan araştırmalar ıstakozların tanımadıkları bir yere yerleştirildiklerinde de kendi bölgelerine dönebildiklerini göstermiştir. Ancak bütün çalışmalara rağmen bunu hangi yöntemi kullanarak yaptıkları tam olarak anlaşılamamıştır. Örgücü ıstakoz Panulirus argus, yol boyunca tüm yönelme ipuçlarından yoksun bırakılmasına ve yakalandığı yerden kilometrelerce uzakta tanımadığı bir alana yerleştirilmesine rağmen yaşadığı bölgeye geri dönebilmiştir. Bu konuda yapılan bir deney dikkat çekicidir.   Sahilde yakalanan ıstakozlar üzeri örtülü, ışık geçirmeyen bir konteynıra yerleştirilerek, kamyonla deney alanına götürülmüşlerdir. Yolculuğun yarısında konteynıra mıknatıslar yerleştirilmiştir. Mıknatısların bazıları iple asılmış ve düzensiz şekilde sallandırılmıştır, böylece konteynırın içine yerleştirilen mıknatıs düzeni devamlı değişen bir ortam oluşturmuştur. Yolculuğun diğer yarısında ise ıstakozlar aynı konteynırda ama mıknatıslar olmadan taşınmıştır. Tüm yolculuk boyunca konteynırların kamyon hareket ettikçe düzensiz olarak sallanması sağlanmıştır. İpuçlarının durağanlığını bozmak için kamyon 37 km uzaktaki deney alanına gitmeden önce bir dizi düzensiz manevralar ve daireler yapmıştır. Sonra tüm ıstakozlar kamyondan alınmışlar ve doğal manyetik alanı olan bir tankta gece boyunca bekletilmişlerdir.   Sabah olduğunda ıstakozların gözleri lastik bantlarla kapatılmış ve daha önceki gibi yönlerini nasıl buldukları test edilmiştir. Mıknatıslarla ve mıknatıssız nakledilen ıstakozlar arasında hiçbir yönlenme farklılığı bulunmadığı görülmüştür. Aksine her iki grup da tereddütsüz olarak yakalanmış oldukları alana doğru yönelmişlerdir. (2 Haziran 2003) (Nature 421, 60 - 63 (2003); doi: 10.1038/nature01226, True navigation and magnetic maps in spiny lobsters, Larry C. Boles And Kenneth J. Lohmann, Department of Biology, University of North Carolina, Chapel Hill, North Carolina 27599, USA, Correspondence and requests for materials should be addressed to L.C.B. (e-mail: LBoles@email.unc.edu)    &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;Istakozlar Şu Anda Tam Olarak Çözülememiş Bir Metodu Nasıl Bilip, Uygulamaya Başlamışlardır? &lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Şüphesiz bir ıstakozun günün birinde kendi aklı ile böyle bir yöntem düşünmesi ve her koşulda yönünü bulmayı başarmaya azmetmiş olması mümkün değildir. Bu göç davranışlarının zamanla ıstakozların aşamalı kararlarıyla oluşması da imkansızdır. Istakozun göç yeteneği kendi başına sahip olması mümkün olmayan, hayranlık uyandıran bir özelliktir. Tüm bunları düşünüp planlayan, planlarına göre hesap yapan, yolunu şaşırmadan onu istediği yere ulaştıran akıl ıstakozun aklı değildir. Herşeyi yaratan ve yarattığını en iyi bilen Yüce Allah, ıstakozların da yaşamları boyunca karşılaşacakları herşeyi önceden bilir. Onları ihtiyaç duyacakları her türlü beceriyle donatan üstün güç sahibi Rabbimiz’dir. Bu, Allah’ın yaratmadaki üstün sanatının göstergelerinden yalnızca bir tanesidir: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;  &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;“Allah... O’ndan başka İlah yoktur. Diri’dir, Kaim’dir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yüce’dir, pek Büyük’tür.” (Bakara Suresi, 255)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-7482861041204212708?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7482861041204212708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/7482861041204212708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/okyanusta-tek-sra-halinde-goc-eden.html' title='Okyanusta Tek Sıra Halinde Göç Eden İstakozlar'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-3368060549780708157</id><published>2011-07-19T13:54:00.000+03:00</published><updated>2011-07-19T13:56:02.865+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Allah'la Derin Bir Bağlantının Kurulması</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/allahla_derin_bir_baglantinin_kurulmasi__tr.jpg" alt="Allah'la Derin Bir Bağlantının Kurulması " border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Nefis Allah’ın dilemesi dışında insanı sürekli olarak kötülüğe davet eder. İnsan nefsin bu kötülüklerinden ancak Yüce Allah’la samimi ve derin bir bağlantı kurarak kurtulabilir. Bu bağlantının en etkili yollarından biri O’na dua etmektir. İnsan, samimi kullarının duasına muhakkak cevap vereceğini bilerek (Bakara Suresi, 186) Yüce Allah’tan nefsini arındırmasını, aklını açmasını ve derin bir imana sahip olmayı dileyebilir. Ancak Rabbimiz’le yakın bağlantı kurmanın yolları sadece dua ile sınırlı değildir. O’nun büyüklüğünü, yaratışının mükemmelliğini, düşünerek, nimetlerini anarak, O’nu övüp (tesbih edip) yücelterek ve O’na ibadet ederek nefis hırslardan, korkulardan (gelecek ve kaybetme korkusu gibi) ve bencil tutkulardan arındırılabilir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sevilen Şeylerden İnfak Etmek ve Fedakar Olmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın nefsi malı yığıp biriktirmeye, cimrilik etmeye, bunları kimseyle paylaşmamaya öncelikli olarak hep kendini düşünmeye, bencil olmaya ve fedakarlıktan kaçınmaya eğilimlidir. İnsan nefsindeki bu zaaflardan kurtulabilmek için Yüce Allah’ın emrettiği Kuran hükümlerini eksiksiz olarak uygulamalıdır. Nitekim Yüce Allah nefislerdeki cimrilik ve bencillik duygusundan kurtulmanın en hayırlı yolunun infak etmek olduğunu şöyle bildirmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;“Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah’tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.” (Tegabün Suresi, 16)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsi Kınamak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsi temizlemenin en etkili yöntemlerinden biri de onu sürekli olarak kınamaktır. Müminler nefislerini kınayarak gerçek kurtuluşa ve cennete kavuşacaklarını bildiklerinden “Şu sözümle neyi kastettim? Bu hareketi yapmaktaki amacım neydi? Kalbimden geçen şu düşünceden elde etmek istediğim nedir?” gibi sorularla söyledikleri ve yaptıkları hareketlerde kendilerini denetlerler. Herhangi bir hata veya yanlışlık yaptıklarında bunu diğer müminlerle paylaşarak hem onların aynı yanılgıya düşmesine engel olmaya çalışırlar, hem de nefsin büyüklük gururundan dolayı hiç hoşlanmadığı eleştiriyi yaparak ona acı çektirir ve ezerler. Çünkü nefsin en çok sevdiği şey “kendine benlik vermek”, bu benlik duygusunun sonucu olarak hataları da sahiplenip bunları itiraf etmekten insanı engellemektir. Nefis bu biçimde insanı hatasız olduğuna inandırmaya ve kötülükleri bu biçimde örtüp kapatmaya çok eğilimlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Nefsinin kötü isteklerine tabi olup da onu temizleyip arındırmamış ve dünyada iken nefsini kınayıp eleştirmemiş olan kişinin ahirette nefsini kınaması ise ona bir yarar sağlamaz. Nitekim Yüce Allah kıyamet gününün hemen ardından kendini kınayıp duran nefsin durumuna yemin etmektedir: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;“Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim. Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.” (Kıyamet Suresi, 1-2) &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Vicdanın Sesini Dinlemek&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Vicdan Yüce Allah’ın kullarına nefsin “fücurundan” yani kötülüklerinden kurtulmak için bahşettiği çok büyük bir nimettir. İnsanı Allah’a ve dinin bildirdiği doğrulara, hayırlara yöneltip, iyiyi ve kötüyü ayırt etmesini sağlar. Vicdan, bir anlamda doğruya yönelten Allah’ın sesidir. İnsan sürekli olarak bu sese kulak verdiği ve Kuran’da gösterilen temel prensipleri tam olarak kavradığı takdirde, doğru yolda ilerleyecektir. Mümin günlük hayatta birkaç seçenek arasında seçim yapmak durumunda kaldığında, karşılaştığı seçenekler içinde, Allah’ın rızasına en uygun olanını, dinin menfaatlerine en yararlı olanını seçerken vicdanının sesini dinler. Çünkü vicdan ilk olarak devreye girer ve hangi seçeneğin Allah’ın rızasına daha uygun olacağını insana ilham eder. Ancak ikinci aşamada nefis devreye girer ve onu diğer alternatiflere yöneltmeye çalışır. Bunun için de genellikle insana mazeretler fısıldar. Nitekim Yüce Allah insana bir yarar sağlamayacak olan nefsin bu fısıltıları yerine vicdanının sesini dinleyen kişileri kurtuluşa ulaştıracağını müjdelemektedir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;b&gt;“Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sakındırırsa, Artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir.” (Naziat Suresi, 40-41)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-3368060549780708157?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3368060549780708157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/3368060549780708157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/allahla-derin-bir-baglantnn-kurulmas.html' title='Allah&apos;la Derin Bir Bağlantının Kurulması'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5412903961004570047</id><published>2011-07-17T02:56:00.003+03:00</published><updated>2011-07-17T03:02:05.939+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Allah Aşkı En Asil Ahlaka Vesile Olur</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://harunyahya.net/images/Article/allah_aski_en_asil_ahlaka_vesile_olur_tr.jpg" alt="Allah Aşkı En Asil Ahlaka Vesile Olur" border="0" vspace="2" hspace="7" align="left" style="text-align: justify;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;b&gt;Allah’ı aşkla sevmek demek; insanın kalbindeki Allah sevgisinin dünyadaki diğer tüm sevgilerin üstüne geçmesi, en güçlü, en yoğun ve sürekli artan bir biçimde kalpte hissedilmesidir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;b&gt;&lt;li style="display: inline !important; "&gt;Allah aşkı nasıl artar? &lt;/li&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;b&gt;Allah aşkı müminlerde nasıl tecelli eder? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;“De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;(Enam Suresi 162) ayetinde haber verildiği gibi Allah’ı aşkla sevmek, insanın tüm hayatını Allah’ın rızası ve hoşnutluğu üzerine kurmasına dayanır. Allah sevgisi, dünyada hiçbir sevgiyle kıyaslanmayacak derecede yoğun bir sevgidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Allah, Kuran’da, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;“Hiç şüphesiz Allah, mü’minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur.”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; (Tevbe Suresi, 111) ayetinde haber verdiği gibi, müminlerin yaptıklarının karşılığını mutlaka verecektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Bu karşılık; Rabbimiz’in rızası, sevgisi ve lütfederse cennetidir. Fakat bir müminin Allah’a olan aşkı, hiçbir zaman karşılığa dayalı değildir. Mümin Allah’ı karşılıksız olarak sever. Çünkü yaptıklarının karşılığını beklemek üzerine kurulu olan bir sevgiye gerçek aşk denemez. Allah aşkı hiçbir maddi karşılığı olmayan çok saf, temiz ve asil bir duygudur. Bu asil duygu, sadece Yüce Rabbimiz olan Allah’ın rızası için Allah’ı sevmek üzerine kuruludur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;Zorluk ve Çile Karşısında Gösterilen Güzel Ahlak &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;Allah Aşkının Bir Tecellisidir&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Müminin Allah aşkının ispatı, dünyada imtihan olarak yaratılan zorlukları sevinçle karşılamasıdır. Müslüman daima çetin ortamlardan, zorluklardan yılmayacak tam aksine onları rahmet olarak görecek bir ruh yapısına sahip olursa bu gerçek bir aşkın alameti olur. Çünkü Yüce Allah’ın yarattığı imtihanın bir gereği olarak Müslümanlar en zor koşullarla ve en çetin zamanlarla denenirler. Örneğin Hz. Yusuf (a.s.) çocuk yaşta kuyuya atılmış, daha sonra vezirin eşinin iftirası ile uzun yıllar zindanda kalmıştır. Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atılmış, tüm peygamberler (peygamberlerimizi tenzih ederiz) delilikle veya büyücülükle suçlanmışlar, ölümle tehdit edilmişlerdir. Fakat Allah, ne zorluk meydana getirirse getirsin müminler, Allah’a olan aşklarında kararlılık göstermişlerdir. O’na olan aşklarını en güzel şekliyle ifade etmişler ve her koşulda Rabbimizin kendileri için yarattıklarını bir güzellik ve hayır olarak görmüşlerdir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Samimi bir Müslüman, zorluk ve çile gerektiren ortamları, Yüce Allah’ın özel olarak yarattığını bilir. Hz. Yusuf (a.s.)’ın kuyuda yaşadıkları, Hz. Musa (a.s.)’ın firavunla mücadelesi, Hz. İbrahim (a.s.)’ın ateşe atılması, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mağarada müşriklerden gizlenmesi gibi zorluklar aslında Allah’ın kader ilminin birer tecellisidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Burada verilen birkaç örnekte olduğu gibi Allah’ın insanların kaderlerinde yarattığı her detay müminlerin, tehlikeli ve zor hareketlere karşı sabırlarının denendiği ortamlardır. Müminler her türlü zorluk ve çile ortamında sabırlı olur ve “Ya Rabbi ben Seni çok seviyorum. Her ne olursa olsun Sana olan aşkımdan, sevgimden ve muhabbetimden asla vazgeçmem. Ne kadar zorluk olursa olsun yine vazgeçmem. Daha da şiddetli sıkıntı olsa yine bırakmam. Canımı alsalar, malımı alsalar yine vazgeçmem” diyebiliyorsa bu müminin samimi sevgisinin ve Yüce Allah’a duyduğu derin aşkın gücünün tecellilerinden biridir. Ama asıl olan; zorluk zamanında, yani kişinin nefsiyle mücadele ettiği anlarda bu duasına uygun bir ruh hali ve akıl yapısı göstermesidir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;Allah’ı Aşkla, Coşkuyla Sevmek İnsana Neşe ve Huzur Verir&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Samimi bir Müslümanın özelliği Allah’ı deli aşık ruhuyla sevmesidir. Mümin, her sabah coşkuyla kalktığında hemen aşkla sevdiği Rabbimizi aklına getirir. Bu sevginin neşesi ve sevinciyle güne başlar. Bu aşk onda bayram neşesi ve sevinci meydana getirir. Çünkü sonsuz bir aklın sonsuz bir gücün, sonsuz bir merhametin kontrolü ve koruması altında olduğunu ve Allah’ın kulu olduğunu hatırlar. Bu, çok rahatlatan, sevinç veren bir lütuftur. Ayrıca Allah kullarına sürekli nimetler verir. Müminin bu nimetleri her yerde görmesi Rabbimize olan aşkını ve imanının coşkusunu arttırır. Ayrıca Allah müminlere bir lütuf ve ikram olarak sonsuz cennet hayatını da müjdelemiştir. Bu lütfun sevinci de inananların yüreklerini kaplar ve sevgilerinin artmasına vesile olur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Cenneti güzelleştiren de müminin Allah’a olan aşkı ve tutkusudur. Cennetin o muhteşem görüntüsü, ihtişamı, güzel insanlar, giysiler ve evler Allah aşkı ile güzelleşir. Cennette de insanı mutlu eden, huzur ve coşku veren, Allah’ın kendisinden razı olması, Allah’ın yani asıl sevdiğinin sevgisini kazanmış olmanın getirdiği mutluluktur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;Allah Aşkı, Her An, Her Saniye Yaşanan ve O’nun Tecellilerine de Yönelen Derin Bir Sevgidir &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;“Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.” &lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;(Casiye Suresi, 13) ayetinde bildirildiği gibi müminin aşkla Allah’a yönelmesi ve O’nun tecellilerini de bu aşkla sevmesinin temelinde ‘göklerde ve yerde olanların tümü’nün Allah’ın birer nimeti olduğunu unutmaması vardır. Müminin insan, çocuk, hayvan ve çiçek sevgisinin çok şiddetli olmasının nedeni budur. Bu nedenle baktığı herşeyde Allah’ı görür. Allah rızası için sevdiğinden, baktığı herşeye aşık olmaktan kendini alamaz. Bu aşk, Allah aşkından kaynaklanan doğal bir ruh halidir ve tutkulu imanla, akılla, derinlikle, fedakarlıkla ve çok yüksek ahlakla kazanılır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Bu bilinçle hareket eden bir kişi gördüğü her güzellik karşısında Allah’ı tesbih eder. Allah rızası için muhabbet, sevgi duyar. Müminin sahip olduğu bu üstün ahlaka Kuran’da şöyle bir örnek verilmektedir: &lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;“Biz Davud’a Süleyman’ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah’a) yönelip-dönen biriydi. Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: “Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbim’i zikretmekten dolayı tercih ettim.” Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar. “Onları bana geri getirin” (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; (Sad Suresi, 30-33) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Ayetlerden de anlaşılacağı üzere müminlerin tüm varlıklara yönelik sevgilerinin kaynağında, Allah aşkı ve Allah’ı zikretme amacı bulunur. Hz. Süleyman (a.s.) örneğinde olduğu gibi Allah’ın tecellilerinden alınan derin zevki ancak Allah’ı aşkla seven müminler anlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;Allah Aşkı Ahlak Güzelliğini Arttırır&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;Allah’a deli aşık olan bir mümin Allah’ı gücendirmekten, O’nun rızasından mahrum kalmaktan korkar. Bu nedenle Allah’a olan aşkını ifade edebilmek için Allah’ın emirlerine titiz olur, O’nu çok sever ve saygılı olur. Örneğin egoist ve bencil olmaz, şefkatli ve koruyucu olur, nefsine düşkün, çıkarlarının peşinde koşan biri olmaz. Tam aksine affedici olur. Çünkü af ve merhamet, sevgiyi devam ettiren bir güçtür. Sabırlı olmak, fedakarlık, cesaret, sevecenlik gibi bütün güzel huyların kökeninde hep Allah aşkı vardır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium; "&gt;Ruhtaki derinlik ve aklın kaynağı da Allah aşkına dayanır. İmanın gücü, coşkusu, Yüce Allah’ın tecellilerine olan şefkat yani gerçek sevgi, derinlik ve tutkunun kaynağı Allah aşkıdır. Bu aşk, insan ruhunda tarifi mümkün olmayan çok şiddetli bir haz oluşturur ve bu, kişinin iman ve akıl gücüyle orantılı olarak artar. Yüce Allah’ın mümin kullarına bu duyguyu yaşatması çok büyük bir nimettir. Allah, iman edenlerin gerçek dostunun ve yardımcısının ancak Kendisi olduğunu Kuran’da şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;“... Bilmez misin ki Allah, gerçekten her şeye güç yetirendir. (Yine) Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Sizin Allah’tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; (Bakara Suresi, 106-107)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;Bu makale, &lt;b style="font-family: Verdana; "&gt;İlmi Araştırma Dergisi&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Publish&amp;amp;Journal=%C4%B0lmi%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rma&amp;amp;Number=85" class="WorksTableProductDownload" target="_blank" style="font-family: Verdana; color: rgb(153, 0, 0); text-decoration: none; "&gt;85. sayı&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; (Temmuz 2011) 48. sayfada yayınlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-5412903961004570047?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5412903961004570047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/5412903961004570047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/allah-ask-en-asil-ahlaka-vesile-olur.html' title='Allah Aşkı En Asil Ahlaka Vesile Olur'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-4761700509518353824</id><published>2011-07-14T00:54:00.000+03:00</published><updated>2011-07-14T00:55:06.565+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgi'/><title type='text'>Müslümanın Hayatında Namaz İbadetinin Önemi</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;İman sahibi bir insan ibadetlerine gösterdiği titizlikle kendini belli eder. Allah (cc)’ın farz kıldığı namaz, oruç, abdest ibadetlerini yaşamı boyunca şevkle sürdürür. Allah (cc) salih Müslümanların ibadet şevkini pek çok ayetiyle haber vermiştir. Bu ayetlerden biri şu şekildedir:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="ayetler" style="font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad Suresi, 22)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;Namaz, müminlere hayatları boyunca sürdürmeleri emredilen, vakitleri belirlenmiş bir ibadettir. İnsan unutmaya ve gaflete düşmeye müsait bir varlıktır. İradesini kullanmayıp kendini günlük olayların akışına kaptırırsa asıl dikkatini vermesi ve aklında tutması gereken konulardan uzaklaşır. Allah (cc)'ın her yönden kendisini sarıp kuşattığını, her an kendisini izlediğini, işittiğini, yaptığı her şeyin hesabını Allah (cc)'a vereceğini, ölümü, cennetin ve cehennemin varlığını, kaderin dışında hiçbir olayın meydana gelmeyeceğini, karşılaştığı her şeyde, her olayda bir hayır olduğunu unutur. Gaflete düşerek, hayatının gerçek amacını aklından çıkarabilir.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;Günde beş vakit kılınan namaz ise, bu unutkanlık ve gafleti yok eder, müminin bilincini ve iradesini canlı tutar. Müminin sürekli olarak Allah (cc)'a yönelip dönmesini sağlar ve Rabbimizin emirleri doğrultusunda bir yaşam sürdürmesine yardımcı olur. Namaz kılmak için Allah (cc)’ın huzurunda duran mümin, Rabbimiz ile güçlü bir manevi bağ kurar. Namazın insana Allah (cc)’ı hatırlattığı ve insanı her türlü kötülükten alıkoyduğu bir ayette şöyle bildirilmektedir:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="ayetler" style="font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir. (Ankebut Suresi, 45)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;Tarih boyunca peygamberler kavimlerine Allah (cc)'ın farz kıldığı namaz ibadetini tebliğ etmişler, kendileri de hayatları boyunca bu ibadeti en güzel ve en doğru şekilde uygulayarak tüm müminlere örnek olmuşlardır. Bu konuyla ilgili ayetlerden bazıları şu şekildedir:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;- Hz. İbrahim için:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="ayetler" style="font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Rabbim, beni namazı(mda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur. (İbrahim Suresi, 40)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;- Hz. İsmail için:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="ayetler" style="font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Kitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi. Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı. (Meryem Suresi, 54-55)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;- Hz. Musa için:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="ayetler" style="font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl. (Taha Suresi, 14)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;Hz. İsa için:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="ayetler" style="font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;(İsa) Dedi ki: “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.” Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti. (Meryem Suresi, 30-31)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="hyg" style="font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify; "&gt;Mümin kadınlara örnek olarak gösterilen Hz. Meryem'e de namaz kılması emredilmiştir:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify" class="ayetler" style="font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Meryem, Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et. (Al-i İmran Suresi, 43)&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Namaz hangi vakitlerde farz kılınmıştır?&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuran'da, namazın müminlere vakitleri belirlenmiş bir ibadet olarak farz kılındığı bildirilmektedir. Ayette şöyle buyurulur:&lt;/p&gt;&lt;p class="ayetler" style="text-align: justify;font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. (Nisa Suresi, 103)&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Namaz vakitleri, “sabah”, “öğle”, “ikindi”, “akşam” ve “yatsı” olmak üzere beş vakitten oluşmaktadır. Namaz vakitleri pek çok Kuran ayetinde açıkça bildirilmiştir. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir:&lt;/p&gt;&lt;p class="ayetler" style="text-align: justify;font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin.” (Taha Suresi,130)&lt;/p&gt;&lt;p class="ayetler" style="text-align: justify;font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin). Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de. (Rum Suresi, 17-18)&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah (cc)'ın vahiy ve ilhamıyla Kuran'ı en iyi anlayan ve tefsir eden Peygamber Efendimiz de (sav) beş vakit namazın gün içindeki başlangıç ve bitiş zamanlarını müminlere tarif etmiştir. Namaz vakitlerinin bildirildiği en çok bilinen hadis-i şeriflerden biri İbn-i Abbas'ın bildirdiği hadis-i şeriftir:&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cibril (aleyhisselam) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, herşeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı. Sonra Cibril (aleyhisselam) bana yönelip: 'Ey Muhammed Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimüssalatu vesselam) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!' dedi."&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Namazı huşu içinde kılmak ise Yüce Rabbimizin huzurunda O'nun heybet ve azametini kalbimizde hissederek, O'na saygı dolu bir korku besleyerek bu ibadeti yerine getirmektir. Namaz ibadetini hakkıyla yerine getirmek isteyen bir mümin, huşuyu engelleyebilecek şeylere karşı önlem almalı, namazda gereken dikkat ve konsantrasyonu sağlamaya azami titizlik göstermelidir.&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Namazı dosdoğru kılmak Rabbimizi anmamız, O'nu yüceltmemiz ve bütün eksikliklerden münezzeh tutarak O'nu birlememiz için büyük bir fırsattır. Nitekim ayette Allah Kendisi'ni zikretmek için namaz kılınmasını buyurmaktadır:&lt;/p&gt;&lt;p class="ayetler" style="text-align: justify;font-style: normal; font-weight: bold; font-family: Geneva, Arial, Helvetica, san-serif; color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl. (Taha Suresi, 14)&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1658019745163363193-4761700509518353824?l=mesajkutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4761700509518353824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1658019745163363193/posts/default/4761700509518353824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mesajkutusu.blogspot.com/2011/07/muslumann-hayatnda-namaz-ibadetinin.html' title='Müslümanın Hayatında Namaz İbadetinin Önemi'/><author><name>Turk-Islam Birligi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1658019745163363193.post-5349489191935578893</id><published>2011-07-13T01:58:00.001+03:00</published><updated>2011-07-13T02:02:33.953+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ne Demişti Ne Oldu'/><title type='text'>Kadına Şiddete Karşı Özel Büro</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; -webkit-border-horizontal-spacing: 5px; -webkit-border-vertical-spacing: 5px; "&gt;&lt;h1 style="font-size: 14px; "&gt;Ne Demişti&lt;/h1&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 22px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Destan TV, 08 Mart 2009 &lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adnan Oktar:&lt;/strong&gt; Mesela 2006 yılında yapılan araştırmaya göre Türkiye’de her 26 dakikada bir aile içi şiddet olayı yaşandı diyor. Rezalet. Çocuk istismarı,&lt;strong&gt;KADIN İSTİSMARI,&lt;/strong&gt; taciz ve aile içi tecavüz ve şiddet, ensest gibi olaylar yasal mercilere en az taşınanlar arasında. Bakın rezalete bakın. …. Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre, aile içinde fiziksel şiddetin boyutları oldukça büyük. Araştırmalara göre Türkiye’de kadınların %57’si fiziksel, %47’si cinsel şiddete maruz kalıyor. %8’i ise tecavüze uğruyor. Aile içinde. Bu tam bir rezalet. Tam bir kepazelik, buna karşı aklı başında, &lt;strong&gt;MAKUL BİR ÖRF GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR. MAKUL BİR GELENEK GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; -webkit-border-horizontal-spacing: 5px; -webkit-border-vertical-spacing: 5px; "&gt;&lt;h1 style="font-size: 14px; "&gt;Ne Oldu&lt;/h1&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Tahoma, Arial; font-size: 15px; line-height: 22px; -webkit-border-horizontal-spacing: 5px; -webkit-border-vertical-spacing: 5px; "&gt;&lt;p style="text-align: center; "&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 14px; "&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; "&gt;Hürriyet, 28 Haziran 2011&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center; "&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 14px; "&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; "&gt;&lt;img alt="" src="http://us1.harunyahya.com/Image/etkiler_gazetekupurleri/kadinsiddet_hurriyet280611.jpg" style="width: 300px; height: 231px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;table align="center" border="0" cellpadding="10" cellspacing="1" style="width: 300px; "&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-size: 14px; "&gt;&lt;span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; "&gt;Kadına karşı şiddet her geçen gün artarken Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş, bu tür olayların önüne geçmek için özel bir büro kurdu. Kuriş, konusunda uzman 1’i kadın, 2 Cumhuriyet savcısını, sadece kadına yönelik şiddet soruşturmalarına bakmak için görevlendirdi. Bu savcılar ger
